![]() SİZDEN GELENLER
|
Komşumuz Yunanistan yaklaşık 1 haftadır adeta iç savaş yaşıyor. Atina’da bir polisin silahından çıkan kurşunla 16 yaşındaki Alexis Grigoropoulos adlı anarşist göstericinin ölmesi üzerine başta başkent Atina olmak üzere, sol düşüncenin kuvvetli olduğu Selanik, Yanya ve Girit Adası’nda tansiyon doruğa çıktı. Komünist Parti ve Anarşist Grupların tetiklediği gösteriler sonucu yüzlerce işyeri ve bina kundaklanırken başta okullar olmak üzere kamu binaları da çok büyük zarar gördü. İçişleri Bakanlığı ise olayları durdurmakta büyük güçlük yaşıyor. Önümüzdeki günler özellikle hükümet için büyük problemlere gebe durumda.
Geçtiğimiz yaz 2. kez seçilen Kostas Karamanlis hükümeti uzun zamandır özellikle ekonomiyi düzeltememekle ve polis devleti oluşturmakla suçlanıyordu. Aslında, Yunanistan’daki siyasi yapı günümüz Türkiye’sine çok benziyor. Çünkü, Kostas Karamanlis ve partisi Yeni Demokrasi Hareketi üst üste 2.kez hükümet oldu ve Karamanlis oldukça genç ve görece deneyimsiz bir politikacı. Tıpkı, Türkiye’de olduğu gibi Yunan Hükümeti de büyük iş çevreleriyle yakın ilişkisi ve işçi ile memur sınıflarını unutmasıyla eleştiriliyor. Yunanistan’da son yıllarda zengin daha da zenginleşirken, orta sınıf kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Bu nedenle toplumun orta ve orta-alt kesimlerinde huzursuzluk oldukça artmış bulunuyor. Yunan işçi sınıfı ise Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında sosyalist düşünceye en yakın işçi kitlesi olarak görülebilir.
Yunanistan Hükümeti, son yıllarda AB’den gelen yoğun baskılara rağmen neredeyse tamamen Ortodoks Kilisesi’nin kontrolüne girmiş durumda. Dinin toplumsal hayatta ve eğitimde artan etkisi, özellikle sosyalist ve anarşist düşünceye sahip grupları oldukça kızdırmış durumda. Bu nedenle Kostas Karamanlis hükümeti, muhalif sesleri susturmak ve ülke içerisinde kendi gücünü arttırmak için polis teşkilatını etkin olarak kullanmaya başladı. Yunan Hükümeti’nin daha da otoriterleşmesi ve polis devletine doğru gidişin artması, huzursuzluğu arttırdı. Yani, Karamanlis’in kendi gücünü arttırmak ve huzursuzlukları azaltmak için attığı adımlar bir isyan olarak kendisine geri döndü. Atina, her zaman için önemli oranda anarşist ve komünist grup barındıran bir şehir. Selanik ise, tarihi Makedonya Toprakları’nın en önemli kenti olarak zaten anlaşmazlıkların tam göbeğinde yaşayan bir şehir. Önemli oranda Slav kökenli Yunan vatandaşı barındıran Selanik, Osmanlı zamanından beri çok çeşitli siyasi düşüncelerin filizlendiği bir şehir olarak biliniyor. Zaten, Yunan İç Savaşı sırasında da Komünistlerin merkezi olarak ün salmıştı. Ülkenin batısında bulunan Yanya ise Arnavut azınlıkların yaşadığı bir şehir. Bu nedenle, hükümet karşıtı gösterilerin odağı olması çok doğal.
Yunanistan’da, AB Üyeliğine karşı çıkan ve ekonomik bozukluğun sebebini Avrupa Birliği olarak gören gruplar da mevcut. Onlar, Yunanistan’ın AB’den koparak, kendi bağımsız politikalarını oluşturmasını istiyor. Tabii, bana göre bunu düşünürken Yunanistan’ın AB sayesinde kazandığı ekonomik ve sosyal olanakları da unutuyorlar. Yunanistan, bugün eğer Balkanların en gelişmiş ülkesi durumundaysa bunun sebebi AB’ye erken girmiş olmasıdır.
Sonuçta, 6 Aralık günü hükümet karşıtı bir gösteri yapmak isteyen küçük bir gruba karşı polisin aşırı tepki göstermesi ve bir genci vurarak öldürmesi sonucu, uzun zamandır gerilmekte olan ip kopmuş ve hükümet muhalifleri çoluk-çocuk, memur, öğretmen, işçi, öğrenci demeden gösterilere başlamışlardır. Çok sayıda bina kundaklanırken, yanan araçların haddi hesabı belli değildir. Kamu binaları çok ciddi zarar görürken, parlamento ve bakanlıklar işgal riskiyle karşı karşıya kalmış, polis karakolları saldırıya uğramıştır. Hükümete yakın kurum ve kuruluşlar, iş çevreleri de saldırılardan paylarına düşeni alırken, çok sayıda okul ve üniversite öğrenciler tarafından işgal edilmiştir. Bu arada düzenlenen geniş çaplı grevle de 1 günlüğüne dahi olsa olayların tam ortasında Yunanistan’da kamu hizmeti verilememiştir.
Bu olaylar yaşanırken, Yunan İçişleri Bakanı istifa etmek istemiş ancak Başbakan Kostas Karamanlis, bu isteği geri çevirmiştir. PASOK Lideri Yorgo Papandreu hükümeti istifaya davet etmiş, çok çeşitli siyasi gruplar da yine bu isteği dillendirmişlerdir. Ancak, Karamanlis istifayı düşünmediğini belirterek göstericilere daha sert şekilde müdahale edilebileceğini, hatta ‘olağanüstü hal’ ilan edilebileceğini belirterek, güç kullanma yanlısı olduğunu göstermiştir.
Günler geçtikçe gösterilerin şiddeti azalmakla birlikte, yine de büyük şehirlerin gettolarında ve arka sokaklarında birtakım sivil itaatsizlik belirtileri görülmektedir. Bu küçük çaplı isyan, Yunan Hükümetine verilmiş oldukça ciddi bir sinyaldir. Ayrıca, polislerin yetkileri hakkında da çok sayıda soruyu beraberinde getirmiştir. Ülkemizin de sıcağı sıcağına durumu gözden geçirmesi ve ekonomik program ile polis teşkilatının yetki ve sorumluluklarını ciddi olarak ele alması elzem hale gelmiştir.
Göktürk Tüysüzoğlu
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı























