Boykot Kuru Bir KÜRT İNADI mı?
Halkın Askere Güveni AZALIYOR
2 GÜN KALA SON ANKET?
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gültekin AVCI
YOĞUNLAŞAN TERÖRÜN KRİPTOLARI
14 Haziran 2010 Pazartesi

Yaz mevsimine girdiğimiz bu zamanda PKK terörünün de tavan yaptığını görüyoruz. Öyle görülüyor ki, yazın sıcağından çok terörün sıcağı yakacak bu yaz. Referandum tarihi olan 12 Eylül'e kadar yoğun terör saldırılarının olacağı artık çok açık. Terör örgütü PKK, memleketin en beklenmedik yerlerini yangın yerine döndürme amacında.

Bu itibarla artan ve yaygınlaşan hatta alan dışı kazanımlarda bulunan terörün kriptolarını iyi analiz etmek gerekmektedir.

Demokratik Açılım: Bu süreci sabote etmek isteyen ve sürecin en ateşli karşıtı olan PKK terör örgütü, yaşanan sürecin başarıya ulaşması halinde eriyeceğini ve kaçınılmaz olarak tasfiye olacağını iyi bilmektedir. Zira demokratik açılım sürecinin stratejik ve askeri hedefi, PKK terör örgütünün tasfiyesi, sosyal hedefi ise memleket genelinde barış, huzur ve sükûnun sağlanmasıdır. Demokratik Açılım sürecinin PKK"yı hedef aldığını en iyi PKK anlamıştır. Öcalan"ın, Murat Karayılan"ın ve bunların açıklamalarına paralel olarak BDP"li PKK gölgelerinin açıklamalarından bu gerçeği çok net bir şekilde teşhis edebiliyoruz. Öcalan bir mektubunda Demokratik Açılım"ın PKK"yı tasfiye süreci olduğunu oldukça açık bir şekilde belirtmektedir:

“Bu bir tasfiye sürecidir. İşte bütün bunlar gerçekleştirildikten sonra beni de burada tasfiye edilip yerime yeni bir Öcalan koymaya çalışacaklar! Öcalan ismini böyle kullanacaklar. İşte DTP"nin başına getirilmeye çalışılanlar görülüyor. DTP"nin üzerine giderek, köşeye sıkıştırarak kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. DTP"yi örgütsüzleştirerek, eğitimsiz bırakarak da kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Bu tasfiyeci yaklaşım iyi görülmelidir. Bu durumun doğru değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumun tehlikeli olduğunu ve beraberinde bitişi getireceğini iyi tahlil etmeleri gerektiğini daha öncede değerlendirdim. Tasfiyeci eğilim böyle çalışmaktadır. Hemen her yöntemi kullanarak yaratılmak istenen siyasi boşluğu da, işte kaçanlarla, kendilerine bağlı Kürtlerle doldurmaya çalışacaklar. Talabani ve Barzani de kullanılarak PKK köşeye sıkıştırılacak ve tasfiye edilmeye çalışılacak…”

Bu itibarla terörün tırmandırılması ve kaos yaratılması sebebiyle açılımın gölgelenmesi, manipülasyonu ve PKK terör örgütünün "hala diri etkisi" hissettirilmek istenmektedir.

Açılım süreci devam ettiği sürece terör eylemleri devam edecektir. Çünkü bu süreç PKK terör örgütü için bir varlık-yokluk mücadelesi olarak algılanmaktadır.

Anayasal ve demokratik değişim süreci: Anayasa değişikliği paketinin referandumdan geçmesiyle oluşacak yeni demokratik zemin, militarizmi ve seçkinci bürokratik yapıyı bir ölçüde ekarte edeceğinden Kürt gerçeğini de ciddi biçimde etkileyecektir. Demokratik çıtanın ve standardın yükselmesi, PKK terör örgütü aleyhinedir. Zira geniş demokratik frekanslarda yaşayan topluluklarda terör örgütleri ciddi taban erozyonuna uğrarlar ve destek bulmakta oldukça zorlanırlar.

Ergenekon etkisi: Gerek AKP iktidarını ve gerekse demokratikleşme ve açılım sürecini sabote etmek isteyen aktörlerden Ergenekon'un PKK"ya sipariş ettiği eylemler söz konusudur. Bu minvalde sağ ve sol terör yelpazesini manipüle etmeye devam edecek olan Ergenekon, PKK ile de gerek istihbarat ve gerekse eylem temasında bulunmaktadır. Devlet içerisinde PKK"ya istihbarat sağlayan ve istihbarat akışını temin eden unsurlar aktif durumdadır.

PKK"nın alan dışı saldırılı ve eylemlerinde sol terör örgütleri: Karadeniz"de gerçekleştirilen PKK saldırılarında sol terör örgütü MKP ve TKP/ML Konferans örgütüyle ve diğer bölgelerde ve Ege"de MLKP ve DHKP/C ile girilen eylem birliktelikleri artan terörün önemli karakteristiklerindendir.

Artan terörün analizinde elbette başkaca dinamikleri de sayabiliriz ama bu öncelikli dört sebep şimdiki süreci sürüklemektedir.

Bu gelişmelere rağmen terörle değil ama teröristle mücadelede ciddi zafiyetler ve taktik hataları hala devam ettirilmektedir.

Bu minvalde:

Polis merkezli mücadele: Yıllardır terörle askeri mücadele konseptinde askeri öncelikli ve merkezli güvenlik stratejileri tatbik edilmektedir. Fevkalade elastikiyet ve manevra kabiliyeti gerektiren gerilla savaşlarında düzenli ve hantal ordularla başarıya ulaşılması mümkün değildir. PKK"yla mücadelede askeri inisiyatiflerle geçen 26 yıl bu gerçeği algılamaya yeterlidir. İngiltere"nin IRA"yla mücadelesinde yaptığı gibi teröristle askeri mücadele öncelikle polisin, tali ve yardımcı olarak ise askerin inisiyatifleriyle şekillendirilmelidir. Askeri unsurlar, profesyonel polis birimleri ihtiyaç duydukça destek verecek frekansta olmalıdır.

Özellikle kırsal alandaki silahlı çatışmalarda profesyonel özel timlerin, terörist gruba "çok etkili bir caydırıcılıkla ve direnilemez bir acı güçle" vuruş yapmaları terörist psikolojisinde ağır erozyonlar doğuracaktır.

Polis Özel Harekât Birimlerinin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması: Terörle silahlı mücadelede profesyonel anlayış ön plana geçirilmeli, nizamiyeden girdiği andan itibaren şafak sayan ve 3–4 aylık eğitimlerle komando olduğu kabul edilen geçici unsurlardan vazgeçilmelidir. Özellikle şehit vermemizdeki en önemli taktik hatalardan birisi de budur.

PKK"nın sözde bölge komutanlarından birisi 2002–2003 yıllarında cezaevindeyken açık bir şekilde bana şunları söylemişti: “Gerektiğinde asker olan her türlü düşmanla çatışmaya gireriz. Ama bu polis özel timleri… Bu adamlar çılgın. Onlarla bu zamana kadar hangi çatışmaya girdiysek kaybettik. Yolumuzda onlar varsa son çare çatışmak olmadıkça bu polislerle çatışmaya girmiyoruz. Emir gelmişti…”

Adeta profesyonel insan avcısı konumunda olan, atış kabiliyetleri ve isabetleriyle FBI"a bile parmak ısırtan Polis Özel Harekât Daire Başkanlığı, profesyonel gerilla harbinde kuşkusuz çok başarılıdır. Bu daire güçlendirilmeli, sayı artırılmalı ve teşkil edilen özel harekât grupları muhtelif kritik ve stratejik noktalara konuşlandırılmalıdır. Bu şekilde önem arzeden dağ ve mevkilere konuşlandırılan profesyonel hareketli ekibin, ilk ateş üstünlüğüne sahip olma şansı daha da artacaktır.

Profesyonel Ordu: Profesyonel orduya geçiş noktasında oldukça geç kalınmıştır. Son bir yıl içinde komandoların yerine uzman çavuşların çatışma sahasına sürülmesi, kısmen de olsa profesyonel ordu anlayışının esintileridir. Ağır, hantal, sayı hakimiyetine dayanan hantal bir ordu görünümüyle sürat, elastikiyet ve inisiyatif gerektiren gerilla savaşının sürdürülmesi hiç rasyonel değildir. 10.000 kişiyle 35–40 kişilik terörist grubuna müdahale etmenin ve takip yapmanın hiçbir mantığı yoktur. Bu görünümün yerine ast-üst hiyerarşisinin minimum olduğu 30 kişilik bir profesyonel özel harekât ekibinin, 100 kişilik bir terörist ekibe vuruş gücü yüksek bir operasyon kabiliyeti mevcut olduğu gibi bu sayıdaki bir terörist grubu imha edebilmesi de normal bir sonuçtur.

İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma (Kontrespiyonaj): Aslında terörle silahlı mücadelenin hayat damarı olan bu sahadaki zafiyet Dağlıca baskınından bu yana diz boyu hata ve ihmalkârlıklarla doludur. Özellikle bu sahada dev askeri istihbarat yelpazesinin ciddi bir performans sergilemesi gerekirdi. Ama bizim askeri istihbarat unsurları irtica sendromuyla adam fişleme refleksini atamadığından gerçek misyonlarına hala dönememişlerdir. Son İskenderun saldırısı ve öncesindeki istihbari gelişmelerin değerlendirilmemesi, askeri istihbarat birimleri açısından ağır bir ihmal ve zafiyettir. Bakalım askeri istihbarat birimleri asli misyonuna ne zaman dönecek?

ÖKK (Özel Kuvvetler Komutanlığı) ne iş yapıyor?

Gerilla savaşı ve gayrinizamî harp konusunda TSK"nin kalbi olan ÖKK ve bordo bereliler ve A timleri terörle silahlı mücadelede rantabl ve isabetli bir şekilde kullanılmamaktadır. Hâlbuki TSK"nin en seçkin unsurlarının yer aldığı bu profesyonel ünitenin kendi sahası olan gerilla savaşında terörist gruplara göz açtırmaması gerekmektedir.

Ergenekonun özellikle ÖKK"ya Alpler olarak baktığını göz ardı etmemek durumundayız. ÖKK ve askeri istihbarat içindeki muvazzaf Ergenekon unsurlarının terörle silahlı mücadeleyi yoğun bir şekilde manipüle ede(bile)cekleri diğer bur husus olarak karşımızdadır.

Birinci Ergenekon iddianamesinde anlatılan bir ÖKK yüzbaşısının Öcalan"ın avukatlarıyla olan yönlendirici ve talimat verici konuşmaları akıldan çıkarılmamalıdır.

Bunlar ilk etapta düşünülmesi ve hayata geçirilmesi gerekenler. Zira kısa vadede terör örgütüyle silahlı çatışma kaçınılmazdır ve cereyan eden çatışmalarda inkâr edilemez üstünlük ortaya konmalıdır.

Artık şehid vermek istemiyoruz. Ferasetten uzak dimağların acısını bundan böyle gencecik yavrularımız çekmemeli.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu açılımlar ile terör durmaz
Ömer YILMAZ
Gültekin Bey başından büyük işlere kalkışmışsın bence. Hani PKK'NIN YENİ ŞEFİ MOSSAD'tı?Terör ile mücadelede her anlamda; maddi manevi ihmaller birbirini kolluyor.İşin içine siyaset de girince ortalık toz duman; kan ve barut kokuyor.Terör örgütü göz göre göre bir ordu kurmuş bu açık. Kandil'e ve diğer nice kamplara katılımları içeren; hiç de demokratik olmayan ''toplumsal, ekonomik, kültürel ve propagandist'' uygulamalar ortadan kalıdırılmaz ise bu TERÖR artarak yürüyecektir.
20 Haziran 2010 Pazar 15:46
yalan
kadir arman
sanırım YALAN kelimesini değiştirip ALYAN olarak başlık kullandınız Allah şkına kimsiniz siz ya... ne laflar saçmalamışsın öyle . kendine gel heyyy..
17 Haziran 2010 Perşembe 20:25
TERÖRE ÇÖZÜM 1
ALYAN
Terörün meydana geldiği komutanlık alanındaki en ilgili birimin eğer ihmali varsa ve de bu olaylar sık tekrarlanıyorsa o komutan görevden alınmalıdır.Bir Komutanın maiyetinde faili yakalanamıyan olay çıkarsa o komutan okullara çekilerek saha komutanlığından alınmalıdır.Böylelikle ki;bir çok insanın şunu dediğini duyuyoruz:askerin içinde casus var veya asker kendisi yapıyor deniliyor.Çok üzgünüm ki bir çok insan böyle düşünüyor.devam 2
17 Haziran 2010 Perşembe 09:07
TERÖRE ÇÖZÜM 2
ALYAN
Başbakanın;Referandum süreci başladı terör arttı sizce manalı değilmi dediği durum her halde karavana bir laf olamasa gerek.Çünkü bütün istihbarat birimleri emrinde.Direk söylememesi gerektiğinden böyle bir imada bulunuyor.Öyleyse siz terörün olduğu bölge komutanın okula çeker yada görevden alırsanız bu şüphe (Asker yapıyor) yi ortadan kaldırırsınız.Çünkü asker hem olyı yapıp hemde kendisini görevden aldıracak bir sebebi doğurmaz.devamı teröre çözüm 3 te
17 Haziran 2010 Perşembe 09:06
TERÖRE ÇÖZÜM 3
ALYAN
O zamanda biz bu şüpheyi test etmiş oluruz.Eğer böyle bir uygulama sonrası terör azalır ise işte o zaman terör çözülmüş olur.Tabiki terörün bir çok enstürmanı var.Terör bu armoniyi çalarken istismar etmediği yoktur.Terörün Arkasında MOSSAD,CİA,SİLAH KAÇAKÇILARI,UYUŞTURUCU ÇETELERİ vardır.Kürt Kardeşlerimiz asla yoktur.Erbakan için dini siyasete alet ediyor dediler.Yalandı.Şimdi Terör Kürt Kardeşlerimizi alet edmiyormu? ediyo.Öyleyse Kürt açılımını bu manada değerlendirelim.BAHÇELİ İSTİSMARCIDIR.
17 Haziran 2010 Perşembe 09:02
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÖCALAN-PKK VE İSLAM-1  - (03 Eylül 2010 Cuma)
HALİÇ'TEKİ SİMONLARIN BEDELİ NEYDİ?  - (26 Ağustos 2010 Perşembe)
Demokrasi Tarihi "HAYIR"cıları Nasıl Anacak?  - (18 Ağustos 2010 Çarşamba)
Genelkurmay 5 - Hükümet 1  - (12 Ağustos 2010 Perşembe)
G.Kurmay Hukuku Askıya Aldı  - (04 Ağustos 2010 Çarşamba)
Fırsatların 'Kaza'sı Olmaz  - (27 Temmuz 2010 Salı)
Genelkurmay Başkanı Görevden Alınmalı mı?  - (19 Temmuz 2010 Pazartesi)
Kürtlerin Temsilcisi ASALA MI?  - (07 Temmuz 2010 Çarşamba)
Abant Ruhuyla Terör ve Vesayet  - (30 Haziran 2010 Çarşamba)
İnisiyatif İstanbul 13. AĞIR CEZADA  - (22 Haziran 2010 Salı)
PKK'NIN YENİ ŞEFİ MOSSAD  - (07 Haziran 2010 Pazartesi)
CHP'nin ALTI Ok'u DOKUZ Ok Olsun!  - (28 Mayıs 2010 Cuma)
YARGITAY'IN ERGENEKON PLANI?  - (20 Mayıs 2010 Perşembe)
SEKSİN POLİTİK GÜCÜ  - (14 Mayıs 2010 Cuma)
EYVAH! Son Söz MİLLETE KALACAK!  - (07 Mayıs 2010 Cuma)
BAŞSAVCI AYKUT CENGİZ ENGİN NE YAPTI  - (08 Nisan 2010 Perşembe)
SOLUN MANİPÜLASYONU VE MARİONETTE  - (01 Nisan 2010 Perşembe)
TELAŞLA FORMÜL ARIYORLAR… DİKKAT!  - (25 Mart 2010 Perşembe)
AKP VE DEĞİŞİM DÖNEMİ  - (18 Mart 2010 Perşembe)
UCCK VE UCCMK (Peki Bunlar Ne Demek)  - (23 Şubat 2010 Salı)
LİDER VE GENEL BAŞKAN  - (05 Şubat 2010 Cuma)
BALYOZ, İSMAİLAĞA VE SORULAR  - (29 Ocak 2010 Cuma)
ONLAR... VE YENİ TRUVA ATI  - (21 Ocak 2010 Perşembe)
İnkar Manevralarında JİTEM GERÇEĞİ  - (14 Ocak 2010 Perşembe)
KOZMİK BÜRONUN GÖSTERECEĞİ GERÇEKLER  - (07 Ocak 2010 Perşembe)
MASONLAR VE KADINLAR-(I)  - (24 Aralık 2009 Perşembe)
Demokratik Açılımda YENİ KRİTİK DÖNEM  - (16 Aralık 2009 Çarşamba)
Türk Demokrasisi BİR NUMARA Büyüdü  - (09 Aralık 2009 Çarşamba)
Demokrasinin Cadılarını Kim Avlar?  - (05 Kasım 2009 Perşembe)
Demokratik Açılımda Tehlikeli Viraj  - (28 Ekim 2009 Çarşamba)
Tuhaf Bir Gazetecilik Aşkı  - (22 Ekim 2009 Perşembe)
Obama NOBEL'i Reddederse?  - (15 Ekim 2009 Perşembe)
Şamil Tayyar Suçlu mu?  - (29 Eylül 2009 Salı)
Demokratik Açılımın Karşısında ERGENEKON  - (16 Eylül 2009 Çarşamba)
Rutinden Sıradışılığa Uzanan Siyaset  - (09 Eylül 2009 Çarşamba)
Kemalist Hakimler Tarafsız Sayılır mı?  - (26 Ağustos 2009 Çarşamba)
SÖZÜN İHTİŞAMI VE NÜFUZU  - (19 Ağustos 2009 Çarşamba)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
14.77 ms