Öcalan ve PKK: NAMAZ TİYATRODUR
İSTATİSTİKLER EVET DİYOR AMA?
HAMDİ YAVER AKTAN'TAN İTİRAF
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Y. Kemal SEZGİN
Tecavüz Dönemi Bitmiş, Ya Tacizler?
08 Şubat 2010 Pazartesi

Org. Başbuğ, önceden kurgulanmış olduğu izlenimi veren bir senaryo çerçevesinde yumruklarını kürsüye ürkekçe vura vura yaptığı konuşmasında “Darbe, darbe iddiaları... Hicap duyuyorum ve bu kapsamdaki iddialardan TSK olarak fevkalade rahatsızız... Elbette Türkiye"de bazı olaylar yaşandı. Ama biz diyoruz ki Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bugün artık bu olayların geride kaldığını biz değerlendiriyoruz” derken ölümlü siviller olarak TV karşısında rahat bir nefes aldınız mı? Başbuğ'un verdiği bu güvence içinizi rahatlattı mı?

 

Oysa TSK, hiçbir zaman darbelerden, müdahalelerden pişmanlık duymamıştır. Zira böylesi bir nedamet, darbelere mesnet teşkil eden tartışmalı “koruma ve kollama” görevinin de bizzat ordu tarafından tartışmaya açılması anlamına gelir. Bu itibarla, Org. Başbuğ'un “çıkardık” dediği derslerin esasen geçmişteki darbelerin gerekliliğine ilişkin değil usul ve esaslarına ilişkin olduğundan kuşkulanmak için yeterince nedenimiz var. Bu açıdan bakıldığında, Başbuğ"un sözlerini milletimize özgü müzmin bir iyimserlikle karşılamak bizi ancak doğrulardan uzaklaştırır.

 

Başbuğ"un söylemleri ile Ergenekonun avukatlığını yapan kesimlerin tezleri arasındaki benzerlik dikkat çekici. Terör örgütü sanıklarına gözü kapalı destek vererek onları bu ülkenin vatansever insanları olarak takdim edenlerin ve Başbuğ"un “Türkiye"de darbe dönemi kapanmıştır” söyleminde buluşmaları sivil demokrasiye inanan yurttaşlarımızın kulağına hoş geliyor olmalı. Halbuki, ortalığa saçılan son darbe planları ile birlikte değerlendirdiğimizde, “darbeler dönemi geride kalmıştır” şeklindeki suret-i haktan görünen ifadenin öz olarak “ortaya çıkan belgeler, darbe planı değildir” tezinin kamoyunda ustaca işlenmesinden başka bir şey olmadığını da rahatlıkla görebiliriz. Evet, Balyoz planının paşasının kanal kanal dolaşıp kendisini adeta bir demokrasi kahramanı ilan etmesinin altında yatan neden de tam olarak budur.

 

Genelkurmay Başkanlığı orta ve uzun vadede kendi aleyhine olabilecekleri kestirmekten fersah fersah uzak. TSK"nın, eğer gelecekte çok daha vahim bilgi ve belgelerin basında yer almasını istemiyorsa, komplocuları, cuntacıları korumayıp gereğini yapmasının icap ettiği bu sütunda defalarca vurgulanmıştı. Fakat, kurmaylarımız her durumda inkar-ı mutlak yoluna gittiler, suçlamaları reddettikleri yetmediği gibi TSK"nın cuntacılardan arındırılması istikametinde herhangi bir adım atmadılar. Onlar inkar ettikçe de yeni korkunç belgeler gazetelerde boy boy neşredildi. Böyle olmaya da devam edecek. TSK “görmedim, duymadım, bilmiyorum” dediği müddetçe yeni yeni belgeler basında yer alacak. Askerlerin bunu anlamaları gerekir.

 

TECAVÜZ DÖNEMİ BİTTİ, YA TACİZLER

 

Başbuğ, darbe döneminin geride kaldığını söylüyor. Oysa memleketimizin halihazırdaki en büyük sorunu cari askeri vesayet rejimidir. Sivil demokrasinin tesis edilebilmesi için bu askeri bürokratik vesayetin son bulması gerektiğini yinelemek yersiz. Başbuğ eğer başkanı olduğu kurumun itibarını korumak istiyorsa askerin kendi usulleriyle siyasete sistematik müdahalesine de son vermesi gerekir. Diğer bir ifadeyle “demokrasiye tecavüz dönemi bitti” demek yetersiz, yurttaşlarımıza verilmesi gereken asıl güvence “bundan sonra taciz de olmayacak” biçimindedir.

 

DARBE DÖNEMİ SİVİL GÜÇLER TARAFINDAN BİTİRİLDİ

 

Darbe dönemi bitmiştir” diye sözde demokratik mesajlar verirken bile aslında “Bundan sonra darbe yapmayacağız” edasında üst perdeden konuşan General"e acı gerçeği söylemek gerekir: Türkiye"de darbe dönemi memleketin sivil güçleri tarafından bitirilmiştir. Sizin de bunu kabullenmekten başka çareniz yoktur. Sırada ise cihet-i askeriyenin sistematik müdahalelerinin önlenmesi vardır.

 

Org. Başbuğ'un cuntacıları tard edeceği veya seçilmiş hükümete “sivil demokrasinin güçlendirilmesi” çabalarında destek vereceğine dair emarelere şahit olan yurttaşımız var mı? Sözde Kırmızı Kitap"ın yenilenmesi, İç Hizmet Kanunu"nun değiştirilmesi, askeri yargının alanının yeniden düzenlenmesi bağlamında Başbuğ"un söyleyecekleri yok mu?

 

Bilakis General, Kazım Karabekir"in sözlerine atıfla, “Her işin evvela hakikatini ara ve öğren, sonra münakaşasını istediğin gibi yap” diyerek Balyoz darbe planı iddialarına imalı bir gönderme yapmakla meşgul.

 

Oysa, Veritas nimium altercando amittitur. Yani, “fevri ve sert münakaşalar gerçeği gizler”. Kürsülere vurulan yumruklara bir anlam yüklemeli miyiz? Balyoz planının basında yer almasını “pusu” olarak adlandıran ama aynı zamanda Erdoğan"a Başbuğ"u görevden almasını salık vererek tam da CHP"ye yakışır bir tezat sergileyen Baykal"ın asabiyetinin altında gerçeğin gizlenmesi amacı yatıyor olabilir mi?

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Feşmekan'a
Feşmekan'a
Feşmekan isimli yorumcuya: Asıl iğrençlik demokrasi karşıtlığında. Kafes plani, Balyoz plani, cami bombalama, insanlarin evlerine silah koyma niyetleri iğrenç olmuyor da bunlari dile getirmek mi iğrenç oluyor? Asıl iğrençlik cuntacilarin ve cuntacilari üstü örtülü bir şekilde müdafaa edenlerin beyninde.
10 Şubat 2010 Çarşamba 16:33
SİZE YAKIŞTI
FEŞMEKAN
BÖYLE İĞRENÇ BİR BENZETME ANCAK SİZİN GİBİLERE YAKIŞIR!.. BRAVVVOO!...
10 Şubat 2010 Çarşamba 16:18
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Genelkurmay'ın Gardı Düştü  - (27 Ağustos 2010 Cuma)
Böyle Bakan Sivil İktidara Yakışıyor mu?  - (16 Ağustos 2010 Pazartesi)
Askeri Savcının Unuttuğu Birşey Var?  - (19 Temmuz 2010 Pazartesi)
Değişim CHP'nin Göbek Adı  - (01 Haziran 2010 Salı)
Birbirlerine Aşık Ulusalcı Düşmanlar  - (23 Mayıs 2010 Pazar)
İyi Bir CHP'li Böyle Olmalı!  - (03 Mayıs 2010 Pazartesi)
Sapık Militarizm  - (26 Nisan 2010 Pazartesi)
Altı Telli STATÜKO SAZI  - (09 Nisan 2010 Cuma)
Yüksek Yargının Derdi Başka  - (29 Mart 2010 Pazartesi)
Asker-Sivil Uyumu Safsatası  - (22 Mart 2010 Pazartesi)
Güvensizliğin Nedeni Bu Sayın Başbuğ  - (08 Mart 2010 Pazartesi)
Cami Avluları Askerin Siyaset Meydanı mı?  - (15 Şubat 2010 Pazartesi)
Kozmik Belgeler Taktik Gereği Sızabilir  - (07 Ocak 2010 Perşembe)
Bu Telaş da Niye PAŞAM?  - (30 Aralık 2009 Çarşamba)
Koskoca Ekümenik Patrik Yalan Söyler mi?  - (22 Aralık 2009 Salı)
İdeolojik Yargıya Kim Neden Saygı Duysun?  - (17 Aralık 2009 Perşembe)
BETERGENERAL SENDROMU  - (25 Kasım 2009 Çarşamba)
Albay Çiçek’in Tutuklanması HATA idi  - (17 Kasım 2009 Salı)
Askerimizin Sinirleri Yıpranmış  - (12 Kasım 2009 Perşembe)
Askeri Yargı Cenahından Manevralar!  - (19 Ekim 2009 Pazartesi)
Ürkek Tepkiciler Ülkesi  - (05 Ekim 2009 Pazartesi)
Hani Yalnızca Millete Hesap Verirdiniz?  - (07 Eylül 2009 Pazartesi)
Generallerin Oyuncağı Siyasetçiler  - (28 Ağustos 2009 Cuma)
Kürt Sorunu Sivil Demokrasi Sorunudur  - (19 Ağustos 2009 Çarşamba)
Yüksek Yargıçlar Üzülmüşler  - (27 Temmuz 2009 Pazartesi)
Eski MGK’larınızdan Eser Yok Şimdi  - (06 Temmuz 2009 Pazartesi)
Siyasilere Arslan, Askerlere Kedi  - (29 Haziran 2009 Pazartesi)
Kurmay Zekası Bu mu?  - (24 Haziran 2009 Çarşamba)
Genelkurmay Ciddi Olmalı  - (16 Haziran 2009 Salı)
Ulusalcı Gazete Entrika Peşinde  - (09 Haziran 2009 Salı)
Siz Anayasaya Dokunmayın Biz de Size Dokunmayalım  - (03 Haziran 2009 Çarşamba)
Asıl Hedef Cumhurbaşkanı Gül Değil!  - (21 Mayıs 2009 Perşembe)
Danıştay’da Politik Drama Gösterisi  - (19 Mayıs 2009 Salı)
Osman Paksüt Projesi Çöktü  - (10 Mayıs 2009 Pazar)
Azerbaycan Yönetiminin Maskesi Düştü  - (21 Nisan 2009 Salı)
Azerbaycan KÜSTAHLIĞI BIRAKMALI  - (14 Nisan 2009 Salı)
Askerimizin Hukuk Algısı Sorunlu mu?  - (19 Mart 2009 Perşembe)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
18.58 ms