Sendikaların ortak bir platform çevresinde güç birlikteliğine giderek, hükümete “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Öngören Tasarı” hakkında grev restini çekmesi ve hatta kağıtlardan birisinin ucunu açarak 14 Martta birkaç saatlik çalışmayı durdurdular.
Oluşturulan ortak platformun adı “Emek Platformu”. Emek Platformunda: TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen, BASK Türkiye İşçi Emeklileri Derneği, Tüm İşçi Emeklileri Derneği, Tüm Bağ-Kur Emeklileri Derneği, TMMOB, Türkiye Barolar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, TÜRMOB var.
Hükümet, Emek Platformu'nun restini görerek çözüme katkı sağlamak üzere Başkanlar Kurulunu Çalışma Bakanı ile görüşmesini istedi. Görüşme 24 Mart tarihinde gerçekleşti. Bu görüşme sonucunda orta makul bir yol bulundu. Emek Platformu isteklerinin %85 oranında yerine getirildiğini iddia etmekte. Ancak yine de emeklilik yaşının 65 yaş yerine 58-60 yaş, güncelleme katsayısının %30 yerine tamamının, aylık bağlama oranının daha yüksek miktarlarda belirlenmesi, bazı kesimler için fiili hizmet zamlarının davamı konusundaki taleplerinin sürdüğünü deklare etti.
Bu süreç devam ederken Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, Cumhurbaşkanı Gül’ün de aralarında bulunduğu AK Parti’den 71 kişinin siyasetten yasaklanmasını isteyen, AK Parti’nin “Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla kapatılmasına yönelik Anayasa Mahkemesi’ne dava açtığı haberi gündeme bomba gibi düştü.
Gel şimdi çık işin içinden çıkabilirsen. Bir anda sosyal güvenlik reformu gündemin alt sıralarına itildi. Sosyal taraf olarak Emek Platformu, bu dönemde bence demokrasi tarihimize geçebilecek bir hareket stratejisini benimsedi.
Bizde politikada siyah ve beyazdır. Dost ve düşmanlar vardır. Bir ittifak içine doğrudan veya dolaylı olarak girilmişse yanlışta olsa kabullenme ve savunma mecburiyetinde hissedilir. Bu nedenle hep bir kişi kazanır veya kazandığını zanneder, diğerleri ise kaybeder. Geçmişte hep böyle süregelmiştir.
Bu tavır, Emek Platformunun sosyal güvenlik kanunu konusunda sonuna kadar haklarını yüksek sesle olabildiğince talep ederken, kapatma davası konusunda ise hükümeti destekleyen bir tavır içinde yer almasıdır.
Mahatma Gandhi yedi toplumsal günah sıralamasında “İLKESİZ POLİTİKA”yı birinci sırada saymakta. İşte Emek Platformu süreçte bu günahı işlememiştir. İlkeli davranarak, bu konudaki samimiyetini herkese göstermiştir. AK Parti aleyhine kapatma davasını kullanarak, daha fazla istediğini yaptırma gibi bir yolu benimsemedi.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yapılan son değişikliklerle sosyal tarafların istekleri Tasarıya alınmaya çalışıldığı görülüyor. Haklarda bir kısım gerilemeye karşılık aktüer kaygılar ile istekler arasında bir denge kurulmaya çalışıldığı aşikar.
Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan değişikliklerle; Güncelle katsayısının %25’ten %30’a çıkması emeklilik maaşlarını arttırıcı bir parametre, ancak önceki düzenlemeye göre küçükte olsa bir gerileme olduğunu kabul edilmesi lazım. Yatan hastalarda %1 oranında katkı payının alınmasını öngören düzenlemenin kaldırılması, sigortalılar üzerinde önemli bir mali yükü kaldırmakta. Malullük aylığında bakıma muhtaç kişilere, 5 yıl sigortalılık süresi 900 gün prim şartı yerine sigortalılık süresine bakılmadan sadece 1800 gün prim ile aylık bağlanması yine sigortalılar bakımından gerileme sayılmalıdır.
Emek Platformu'nun toplantısında Bakanlık ile mutabakata bazı konularda mutabakata varıldığı anlaşılmakta. Mutabakata varılan konular Meclis Genel Kurulunda verilecek önergeler ile değiştirilecek.
Aylık bağlama oranı, Kanunun yürürlük tarihinden sigortalı olacaklara %2, ancak daha önceden sigortalılığı devam eden SSK’lılara ise 3600 güne kadar bu oran %3 olarak uygulanacak.
Prim gün sayısında 9000 günden sapma var. Kanunun yürürlük tarihinden sonra 4/a(eski SSK) kapsamında sigortalı olacaklar için prim günü 7200 şartı getirilmektedir.
Diş protezlerinde yaşa bağlı %50 tedavi bedeli kaldırılmakta. Emzirme yardımının hesaplanmasında, asgari ücretin 1/3 tutarı yerine, Sosyal Güvenlik Kurumunun teklifi Bakanlığın onayı ile bir miktar ödenecek. Böylece sorun ötelenmiş olunmakta.
Yine cenaze yardımında asgari ücret tutarından vazgeçilmekte, emzirme yardımı tespit yöntemi benimsenmekte.
Evlenme yardımı dul eşe önceki düzenlemede 12 aylık tutarı verilmesi öngörülmüşken, yeni düzenlemede eşe evlenme yardımı verilemeyecektir. Şimdi eski SSK uygulamasına dönülerek sadece kıza 24 aylık tutarı evlenme yardımı olarak verilebilecek.
Ölüm aylığında 4/a sigortalılarına borçlanılan süreler hariç 5 yıl 900 gün üzerinden aylık bağlanılacak.
İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda bakıma muhtaç duruma düşen sigortalılara, asgari ücretin %85’inden daha az geçici iş göremezlik ödeneği verilmemesi yönünde düzenleme yapılacak.
Genel sağlık sigortalılarına önceden, sigortalılıklarının son bulduğu tarihten itibaren 10 gün süreyle sağlık yardımı yapılabilecekken, yeni düzenleme ile bu süre 90 güne çıkarılmakta.
Bu Kanun 27 Mart'ta Genel Kurul'da görüşülmeye başladı. Bazılarının elini ovuşturup, toplumsal huzursuzluk çıkma ve bundan faydalanma beklentisi boşa çıktı.
Kazanan TÜRKİYE oldu.
Kazanan DEMOKRASİ oldu.
Başbakanın sendikalara “YALAN SÖYLÜYORSUNUZ” ifadesiyle tırmanan gerilim kendini sükunete bıraktı.
Biran önce bu Kanun Genel Kurul'dan çıkmalı. Reform Ülke gündeminden düşürülmelidir. Çünkü çatısı oluşturulan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun katlarında ve bahçesinde de bu birleşmenin gerçekleşmesi Kanun'un çıkmasına bağlı. Aksi halde kanayan yaranın iltihap kapması riski var. Sosyal güvenlik sistemindeki kara delik ozon tabakası gibi artmakta. Sistemdeki kırılganlıklar iyice belirginleşmekte.
Birde bizim daha önemli sorunlarımız var sorumluluklarımız var. Yolumuza bakmamız lazım.
Bakın ILO’nun Küresel İstihdam Eğilimleri 2008 Raporu’nda 2007 yolunda bütün dünyada 189,9 milyon işsizlikle %6 oranına sahip. Bu işsizlerden 2,5 milyonu bize ait, işsizlik yüzdemiz %10 ile dünya ortalamasının üzerinde. En kısa sürede en azından dünya ortalamasın gelmemiz şart.
Geçen yılı hatırlayalım, buğday fiyatları iki katına çıktı, sütte %75’e varan bir fiyat artışı var.
Ülkemizde 5,5 milyon genç kızdan 4.2 milyonu evde mahsur, ne öğrenim görüyor ne çalışıyor. Bu sayı 16 Avrupa ülke nüfusundan fazla.
Son beş yılda ticaret açığımız 4 kat artmış. 2002 yılında 15,5 milyar $ açık verirken, 2007 yılında bu rakam 62,8 milyar $’a çıkmış.
Ülkemize 2007 yılında 21,9 milyar $ lık dolaysız yatırım amaçlı yabancı sermaye gelmiş. Bunun 40 milyar $’a çıkması gerekiyor.
Son küresel dalgalanmayla bu reformlar daha acil hale geldiğini görmemek için herhalde kör olmak gerekiyor. Çok şükür ki gözlerimiz var. Gözlüğümüz var.