Rusya Federasyonu’nda Vladimir Putin’in devlet başkanlığını bırakması ardından ülkenin, yaşanan geçiş sürecinde sorun yaşaması beklenmiyor. Aksine milliyetçi bir çekirdek kadro tarafından şekillendirilen ve uygulaması devletin sahip olduğu bütün araçlar kullanılarak gerçekleştirilen “devlet” politikaları daha da çeşitlendirilerek devam edeceği ülkeyi yakından takip eden uzmanlar tarafından dile getiriliyor.
Rusya’nın uluslararası manada her gün artan ağırlığı, kendisine karşı kurulan ve soğuk savaş boyunca en büyük tehdit olarak algılandığı NATO tarafından da yakından izleniyor şüphesiz. Ancak, günümüz şartlarında NATO’nun Rusya’ya yönelik değerlendirmeleri biraz değişmiş gibi gözüküyor. NATO, Putin önderliğinde “21. yüzyılda ben de varım” diyen Rusya’yı ekarte etmek yerine onunla ortaklık yollarını araştırıyor. Her ne kadar mantığa ters gibi gözükse de bazı konularda NATO, Rusya ile müşterek çalışma için zemin yokluyor.
Bu manada, ilk planda gündeme gelen konu Pakistan. Afganistan’da Taliban ile yapılan mücadelede batı dünyasının yeterince başarılı olamaması ve bu bölgede etkin güce sahip Pakistan’ın tam manasıyla ABD ve batının yanında yer almadığı iddiaları, Pakistan’a yönelik yeni politikalar oluşturma ihtiyacını ortaya çıkardı. Son dönemde, Butto suikastı da dahil olmak üzere bir çok spekülatif eylem, saldırı ve bombalamaya sahne olan ülkede kargaşa tek hakim konuma getirildi ve Pervez Müşerref’in ülkeye tam hakim olamadığı imajı yerleştirildi.
ABD’deki think-tank kuruluşları başta olmak üzere bütün araştırma kuruluşları Pakistan’ın tamamen batıdan kopmasından çekiniyor. Ayrıca, ülkedeki atom bombalarının varlığı batı dünyasının ve dolayısıyla NATO’nun kabuslar görmesine sebep oluyor.
Bu çerçevede yazılan son senaryoya göre, Afganistan’da Taliban yanlısı bir grubun iktidarı ele geçirmesi halinde ülkedeki atom bombalarının başta İsrail olmak üzere batı ülkelerine karşı kullanılması. Bu senaryonun son olarak Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından da dile getirilmesi bu senaryonun basit bir komplo teorisi olmadığını gösteriyor.
İşte batı dünyasının gördüğü bu kabuslar, Rusya’nın öneminin bir kez daha vurgulanması sonucunu doğuruyor. Rusya tarihten gelen ilişkileri ve bölgedeki geniş ilişki ağından istifadeyle NATO’ya bölgede yardımcı olmayı teklif ediyor. Rusya tarihte ilk kez 2-4 Nisan tarihleri arasında Bükreş’te gerçekleştirilecek NATO zirvesinde yüksek katılımla temsil edilecek ve bu zirvede, NATO ile Rusya’nın Pakistan konusundaki olası işbirliğinin esasları görüşülecek. Tarihi önemi haiz bu zirvede alınacak kararlar bölgenin kısa ve orta vadeli geleceğini etkileyebilecek derecede önemli olabilir.
Bu zirvede Rusya tek başına taviz veren ve yardım eden taraf olmayacak şüphesiz. NATO ile yakın ilişki tesis etme sürecinde olan ve Sovyetler Birliği etki sahasında olması nedeniyle Rusya’nın soğuk savaş sonrası dönemde elinden gitmesine izin vermek istemediği Ukrayna ve Gürcistan’a NATO tarafından dur denilmesi Rusya’nın taviz olarak koparmak istediği konular.
İşin aslı, Ukrayna ve Gürcistan Rusya için Pakistan’dan daha önemli olduğu ve Pakistan’ın düzene çıkması Rusya’nın da işine geldiği için bu zirveden en karlı çıkacak tarafın Rusya Federasyonu olacağını söyleyebiliriz.
Bölge ile tarihi bağları ve Harp Okulu’nu Türkiye’de okuyan Beşiktaş fanatiği Müşerref faktörü nedeniyle Pakistan’la yakın ilişki sahibi Türkiye, iç kargaşalarla ve gereksiz bir sürü suni gündemle boğuştuğu için bu bölgedeki gelişmelerle yeterince ilgilenemiyor. Ne yazık ki, Pakistan’ın bu zor döneminde büyük güçlerin oyun sahası haline gelmesine ve Rusya-NATO müzakerelerine konu olmasına engel olmak bir yana müdahale bile edemiyoruz.
Bu ay içerisinde Türk-Pakistan Deniz Kuvvetleri tarafından ortaklaşa gerçekleştirilecek “Mavi Balina 2008” tatbikatında Türkiye’nin Pakistan’ın yanında olduğuna dair bir mesaj verilse en azından taktik manada bazı girişimler de bulunulsa dünyanın her köşesini bir satranç tahtasına çeviren güçlere o tahtada yalnız olmadıklarını hatırlatacaktır.