Anayasa Mahkemesi Başkanı Olması Hedefleniyordu
Açıklıkla belirtmekte yarar var. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, gerçekleşmesi artık son derece güçleşmiş bir proje kapsamında Anayasa Mahkemesinde yükseltilen bir isim olarak karşımıza çıkmıştır. Şimdilerde sıkıntılı günlerden geçmekte olan bu yargıça pek yakın bir gelecekte verilmesi hedeflenen görev, yasamayı ve bir ölçüde yürütmeyi denetleme vazifesi gören Anayasa Mahkemesi’nin Başkanlığı idi.
Helsinki Büyükelçisi İdi. Sezer Tarafından Atandı
Ülkemizin Helsinki Büyükelçisi iken 2005 Temmuz’unda sabık Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanan Paksüt, görevinin ikinci yılı henüz tamamlanmışken 2007 Ekim’inde Başkanvekilliğine seçildikten sonra artık her geçen gün Başkanlığa bir adım daha yaklaştığını düşünüyordu kuşkusuz.
Haşim Kılıç Yıpratılarak İstifa Ettirilecekti
Görünmeyen hükümet, yine Ekim 2007’de Başkan seçilen 59 yaşındaki Haşim Kılıç’ın görev süresinin 2011 yılında dolacağını ve yaş haddinden emekli olacağı 2015 yılına kadar ikinci defa Başkan seçilmesinin olasılık dahilinde olduğunun elbette farkındaydı. Paksüt’ün başkan seçilebilmesi için Haşim Kılıç’ın ikinci defa başkan seçilmesinin önüne geçilmesinin ya da Kılıç’ın yeniden seçimlerin yapılacağı 2011 yılından önce mümkün olduğunca yıpratılarak istifa etmesinin sağlanmasının gerektiğini en iyi bilenler de yine bu projenin sahipleri idi.
Haşim Kılıç için Neler Demişlerdi?
Haşim Kılıç hakkında geçmişte, “evinde televizyon bulunmadığı”, “eşinin erkek görünce kafasını halının altına soktuğu”, “lokanta açılışına katılarak yargıç saygınlığını zedelediği” ve hatta “İBDA-C üyesi olduğu” şeklindeki iddiaların hangi amaca dönük olduğunu bugünlerde artık daha sağlıklı değerlendirmek mümkün.
Osman Paksüt'ün En Büyük Hatası?
Ne var ki, Başkanvekili Paksüt gücün cazibesine kapıldı. Ülkemizdeki kuvvetli “dengeleme ve frenleme” mekanizması çerçevesinde “kaybedilmekte olan” Anayasa Mahkemesi kalesinde ikinci bir güç odağı olarak ortaya çıkarak yaşamının en büyük hatasını yaptı.
Paksüt'ün Anayasa Mahkemesi'ndeki Görevi?
Genelkurmay komuta kademesi ümit vermediği takdirde öne sürülen “genç subaylar”, YÖK yitirildiğinde gündeme daha çok gelmeye başlayan Üniversiteler Arası Kurul nasıl bir işleve sahip kılınmışsa aynısını Anayasa Mahkemesi’nde de gerçekleştirmek ve adeta Mahkeme içerisinde bir tür muhalifler hareketi yaratmaya yeltendi. Böylece Başkan Kılıç’ın liberal ve demokrat görüşlerine karşı Mahkeme’de ulusalcı görüşlerin güçlenmesi için uğraş verdi.
Osman Paksüt Çok Zor Durumda
Adı kimi zaman Kara Kuvvetleri Komutanlığı katına güvenlik kameralarının kapatıldığı bir zamanda yaptığı ziyaretlerle gündeme geldi, kimi zaman Mahkeme’de yedek üyeleri de yanına alarak ve böylece “çoğunluk yanıltmacası” yaparak Başkan Kılıç’a muhalif bildiri yayımladı, kimi zaman ise Ergenekon sanıklarıyla pek sıkı-fıkı ilişkiler kurduğu anlaşılan Ergenekon sanığı olan eşi sayesinde gündemde yer buldu. Bazen telefon konuşmalarıyla kamuoyunun dikkatini çekti, bazen dinleme kararı veren savcı ve yargıçlara TV’de “kalleş, kahpe” gibi sıfatlar eşliğinde saldırdı.
Cumhuriyet'in Anayasa Mahkemesi Oyunu Tutmadı
Hatta, Başyazarı ve Ankara Temsilcisi terör örgütü sanığı olan ulusalcı gazete bundan birkaç ay önce sözde parlak zeka ürünü son derece ilginç bir kampanya yürüttü. Ulusalcı gazete, satır aralarında Paksüt ve Kılıç’ın her ikisine de istifa çağrıları yaptı. Böylece Başkan ve Başkanvekili aynı anda istifa edecek, Yüksek Mahkeme’de seçimler yenilenecek, Paksüt böylece Başkanlığa kısa yoldan terfi edebilecekti.
Tehlike Çanları Osman Paksüt için Çalıyor
Hadiseleri olağan akışına bırakmayan ve o “muştulu günü” sabırla beklemeyen Paksüt, bütün bu eylemleri nedeniyle yeterince yıpranmış bulunmaktadır. Eşi Ferda Paksüt’ün telefonuyla yaptığı konuşmalarda mesai arkadaşlarını töhmet altında bırakacak sözleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi, Osman Paksüt hakkında bir soruşturma başlattı. Mahkeme İçtüzüğü’nün 24. maddesi uyarınca, eğer görevine ilişkin bir suç işlediği düşünülürse Yüce Divan’da, görev haricinde bir suç işlediğine kanaat getirilirse Yargıtay’da yargılanması sözkonusu olacak.
Osman Paksüt Neye Güveniyor?
Kulislerde Anayasa Mahkemesi’nin Osman Paksüt’ün de katılımıyla gerçekleştirilen toplantısında diğer üyelerin Paksüt’ü sert bir şekilde eleştirdikleri şeklinde bilgiler dolaşsa da, Paksüt’ün hakkında soruşturma açılmasından rahatsız olmadığı anlaşılıyor.
Dosyası Yargıtay’a gönderildiği takdirde kendisini rahat hissetmesi doğal. Zira Yargıtay, yıllar önce dönemin Yargıtay Başkanı’nın mahkeme kararıyla dinlenmekte olan birisiyle yaptığı görüşmelerde sarfettiği sözler nedeniyle yargılanamayacağına, dinlenen telefonlara takılan başka kişilerin sözlerinin bu kişiler aleyhine delil olamayacağına hükmetmiş ve böylece kendi Başkanını yargılanmaktan kurtarmıştı. Osman Paksüt’ün durumu bu örnekle oldukça benzeşmektedir. Zira, kendisi hakkında dinleme kararı bulunmadığı, eşi Ferda Paksüt’ün dinlenen telefonuyla konuştuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay’da “delil yetersizliği” nedeniyle beraat etmesi de güçlü bir ihtimaldir.
Osman Paksüt Yüce Divan'da Yargılanır mı?
Oysa Paksüt’ün, dinlemelerine takılan ve “bilgi sızdırma”, “Mahkeme üyeleri hakkında iddialarda bulunma” olarak görülen sözlerinin göreviyle ilgili olduğu ve buna bağlı olarak Yüce Divan’da yargılanmasının gerekebileceğini söylemek daha isabetlidir. Bu durumda, Yüce Divan’da diğer üyelerin Paksüt hakkında vereceği hükmün nasıl olacağı da bittabi merak konusudur.
Paksüt hakkındaki soruşturma nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, terör örgütü sanığı olan pek deli-dolu eşi hakkında verilen yasal dinleme kararlarını “kalleşçe ve kahpece” diye nitelendiren, mahrem kalması gereken yargılama bilgilerini ve yargıç arkadaşlarına ilişkin korkunç iddiaları basın mensuplarına sızdıran bu ağzı bozuk yargıcın Anayasa Mahkemesi Başkanlığına getirilmesi şeklindeki projenin çöktüğünü görmek sevindiricidir. Bu noktada, Paksüt’ün şahsen bir ceza alıp almamasının da esas itibariyle ikinci derecede önem arz ettiğini belirtmekte yarar var.