TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Y. Kemal SEZGİN
Osman Paksüt Projesi Çöktü
10 Mayıs 2009 Pazar

Anayasa Mahkemesi Başkanı Olması Hedefleniyordu

 

Açıklıkla belirtmekte yarar var. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, gerçekleşmesi artık son derece güçleşmiş bir proje kapsamında Anayasa Mahkemesinde yükseltilen bir isim olarak karşımıza çıkmıştır. Şimdilerde sıkıntılı günlerden geçmekte olan bu yargıça pek yakın bir gelecekte verilmesi hedeflenen görev, yasamayı ve bir ölçüde yürütmeyi denetleme vazifesi gören Anayasa Mahkemesi’nin Başkanlığı idi.

 

Helsinki Büyükelçisi İdi. Sezer Tarafından Atandı

 

Ülkemizin Helsinki Büyükelçisi iken 2005 Temmuz’unda sabık Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanan Paksüt, görevinin ikinci yılı henüz tamamlanmışken 2007 Ekim’inde Başkanvekilliğine seçildikten sonra artık her geçen gün Başkanlığa bir adım daha yaklaştığını düşünüyordu kuşkusuz.

 

Haşim Kılıç Yıpratılarak İstifa Ettirilecekti

 

Görünmeyen hükümet, yine Ekim 2007’de Başkan seçilen 59 yaşındaki Haşim Kılıç’ın görev süresinin 2011 yılında dolacağını ve yaş haddinden emekli olacağı 2015 yılına kadar ikinci defa Başkan seçilmesinin olasılık dahilinde olduğunun elbette farkındaydı. Paksüt’ün başkan seçilebilmesi için Haşim Kılıç’ın ikinci defa başkan seçilmesinin önüne geçilmesinin ya da Kılıç’ın yeniden seçimlerin yapılacağı 2011 yılından önce mümkün olduğunca yıpratılarak istifa etmesinin sağlanmasının gerektiğini en iyi bilenler de yine bu projenin sahipleri idi.

 

Haşim Kılıç için Neler Demişlerdi?

 

Haşim Kılıç hakkında geçmişte, “evinde televizyon bulunmadığı”, “eşinin erkek görünce kafasını halının altına soktuğu”, “lokanta açılışına katılarak yargıç saygınlığını zedelediği” ve hatta “İBDA-C üyesi olduğu” şeklindeki iddiaların hangi amaca dönük olduğunu bugünlerde artık daha sağlıklı değerlendirmek mümkün.

 

Osman Paksüt'ün En Büyük Hatası?

 

Ne var ki, Başkanvekili Paksüt gücün cazibesine kapıldı. Ülkemizdeki kuvvetli “dengeleme ve frenleme” mekanizması çerçevesinde “kaybedilmekte olan” Anayasa Mahkemesi kalesinde ikinci bir güç odağı olarak ortaya çıkarak yaşamının en büyük hatasını yaptı.

 

Paksüt'ün Anayasa Mahkemesi'ndeki Görevi?

 

Genelkurmay komuta kademesi ümit vermediği takdirde öne sürülen “genç subaylar”, YÖK yitirildiğinde gündeme daha çok gelmeye başlayan Üniversiteler Arası Kurul nasıl bir işleve sahip kılınmışsa aynısını Anayasa Mahkemesi’nde de gerçekleştirmek ve adeta Mahkeme içerisinde bir tür muhalifler hareketi yaratmaya yeltendi. Böylece Başkan Kılıç’ın liberal ve demokrat görüşlerine karşı Mahkeme’de ulusalcı görüşlerin güçlenmesi için uğraş verdi.

 

Osman Paksüt Çok Zor Durumda

 

Adı kimi zaman Kara Kuvvetleri Komutanlığı katına güvenlik kameralarının kapatıldığı bir zamanda yaptığı ziyaretlerle gündeme geldi, kimi zaman Mahkeme’de yedek üyeleri de yanına alarak ve böylece “çoğunluk yanıltmacası” yaparak Başkan Kılıç’a muhalif bildiri yayımladı, kimi zaman ise Ergenekon sanıklarıyla pek sıkı-fıkı ilişkiler kurduğu anlaşılan Ergenekon sanığı olan eşi sayesinde gündemde yer buldu. Bazen telefon konuşmalarıyla kamuoyunun dikkatini çekti, bazen dinleme kararı veren savcı ve yargıçlara TV’de “kalleş, kahpe” gibi sıfatlar eşliğinde saldırdı.

 

Cumhuriyet'in Anayasa Mahkemesi Oyunu Tutmadı

 

Hatta, Başyazarı ve Ankara Temsilcisi terör örgütü sanığı olan ulusalcı gazete bundan birkaç ay önce sözde parlak zeka ürünü son derece ilginç bir kampanya yürüttü. Ulusalcı gazete, satır aralarında Paksüt ve Kılıç’ın her ikisine de istifa çağrıları yaptı. Böylece Başkan ve Başkanvekili aynı anda istifa edecek, Yüksek Mahkeme’de seçimler yenilenecek, Paksüt böylece Başkanlığa kısa yoldan terfi edebilecekti.

 

Tehlike Çanları Osman Paksüt için Çalıyor

 

Hadiseleri olağan akışına bırakmayan ve o “muştulu günü” sabırla beklemeyen Paksüt, bütün bu eylemleri nedeniyle yeterince yıpranmış bulunmaktadır. Eşi Ferda Paksüt’ün telefonuyla yaptığı konuşmalarda mesai arkadaşlarını töhmet altında bırakacak sözleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi, Osman Paksüt hakkında bir soruşturma başlattı. Mahkeme İçtüzüğü’nün 24. maddesi uyarınca, eğer görevine ilişkin bir suç işlediği düşünülürse Yüce Divan’da, görev haricinde bir suç işlediğine kanaat getirilirse Yargıtay’da yargılanması sözkonusu olacak.

 

Osman Paksüt Neye Güveniyor?

 

Kulislerde Anayasa Mahkemesi’nin Osman Paksüt’ün de katılımıyla gerçekleştirilen toplantısında diğer üyelerin Paksüt’ü sert bir şekilde eleştirdikleri şeklinde bilgiler dolaşsa da, Paksüt’ün hakkında soruşturma açılmasından rahatsız olmadığı anlaşılıyor.

 

Dosyası Yargıtay’a gönderildiği takdirde kendisini rahat hissetmesi doğal. Zira Yargıtay, yıllar önce dönemin Yargıtay Başkanı’nın mahkeme kararıyla dinlenmekte olan birisiyle yaptığı görüşmelerde sarfettiği sözler nedeniyle yargılanamayacağına, dinlenen telefonlara takılan başka kişilerin sözlerinin bu kişiler aleyhine delil olamayacağına hükmetmiş ve böylece kendi Başkanını yargılanmaktan kurtarmıştı. Osman Paksüt’ün durumu bu örnekle oldukça benzeşmektedir. Zira, kendisi hakkında dinleme kararı bulunmadığı, eşi Ferda Paksüt’ün dinlenen telefonuyla konuştuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay’da “delil yetersizliği” nedeniyle beraat etmesi de güçlü bir ihtimaldir.

 

Osman Paksüt Yüce Divan'da Yargılanır mı?

 

Oysa Paksüt’ün, dinlemelerine takılan ve “bilgi sızdırma”, “Mahkeme üyeleri hakkında iddialarda bulunma” olarak görülen sözlerinin göreviyle ilgili olduğu ve buna bağlı olarak Yüce Divan’da yargılanmasının gerekebileceğini söylemek daha isabetlidir. Bu durumda, Yüce Divan’da diğer üyelerin Paksüt hakkında vereceği hükmün nasıl olacağı da bittabi merak konusudur.

 

Paksüt hakkındaki soruşturma nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, terör örgütü sanığı olan pek deli-dolu eşi hakkında verilen yasal dinleme kararlarını “kalleşçe ve kahpece” diye nitelendiren, mahrem kalması gereken yargılama bilgilerini ve yargıç arkadaşlarına ilişkin korkunç iddiaları basın mensuplarına sızdıran bu ağzı bozuk yargıcın Anayasa Mahkemesi Başkanlığına getirilmesi şeklindeki projenin çöktüğünü görmek sevindiricidir. Bu noktada, Paksüt’ün şahsen bir ceza alıp almamasının da esas itibariyle ikinci derecede önem arz ettiğini belirtmekte yarar var.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
hahah
arda
mevcut anayasa mahkemesi baskanı hasim kılıc indirilicekti öylemi :) sonra yerine paksüt getirilicekti ya sakamısın sen ? adam hic o koltugu bırakırmı yada akp öyle bir kolugu bıraktırırmı ? kendi azınla diyosun paksüt gecicekti ama simdi mahkeme falan ergenekona kattılar adamı ee halk nasıl biliyor ergenekoncu ! ergenekoncumudur degilmidir yada bi yasadısı faaliyette bulunmusmudur bunu halktan kimse bilemez halk herseyi medyadan ögreniyo ee medya tarafsızmı iste bu sitede acıkcabelli kanal d de acıkca belli iki kesim var bi ona bi ona calısıo :)
17 Mayıs 2009 Pazar 04:30
sezer
tarık
gerçekten bakıyorsunuz danıştay saldırısıyla ne yapılmak istenmiş.Bu gün daha iyi anlıyoruz.Yazar yıllarca ülke zararına çalışan bir grubun mahkemelerin başında olduğunu farketmiş yazmış.demirelin ve sezerin yaptıklarını hep lanetleyerek hatırlayacağız.bu ülke bunları hakketmedi.sahip çıkalım.
13 Mayıs 2009 Çarşamba 12:27
MEHMET ALİ YEEE
feridun direk bitir
mehmet bu ülkede laik aydın!!! dediğin kişiler suç işleyemezler mi sence ? yada onlar ne yaparsa yapsın suç olmaz mı ?
13 Mayıs 2009 Çarşamba 08:34
ÖNERİ
MEHMET ALİ KILINÇ
Sayın yazar biraz da "Deniz Feneri" dosyası Zahit Akman'ı yazsanız...
12 Mayıs 2009 Salı 23:27
AYIP AYIP
MEHMET ALİ KILNÇ
Bu ülkede artık yurseverlere terör örgütü üyesi deniyor, ülkeyi ise laiklik karşıtlığının odağı olduğu anayasa mahkemesi tarafından sabit görülen hain din istirmarcısı çevreler yönetiyor. Siz ise yurtseverlere terör örgütü üyesi deyimini kullnmaya devam ediyorsunuz. Ayıp..
12 Mayıs 2009 Salı 23:25
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Askeri Savcının Unuttuğu Birşey Var?  - (19 Temmuz 2010 Pazartesi)
Değişim CHP'nin Göbek Adı  - (01 Haziran 2010 Salı)
Birbirlerine Aşık Ulusalcı Düşmanlar  - (23 Mayıs 2010 Pazar)
İyi Bir CHP'li Böyle Olmalı!  - (03 Mayıs 2010 Pazartesi)
Sapık Militarizm  - (26 Nisan 2010 Pazartesi)
Altı Telli STATÜKO SAZI  - (09 Nisan 2010 Cuma)
Yüksek Yargının Derdi Başka  - (29 Mart 2010 Pazartesi)
Asker-Sivil Uyumu Safsatası  - (22 Mart 2010 Pazartesi)
Güvensizliğin Nedeni Bu Sayın Başbuğ  - (08 Mart 2010 Pazartesi)
Cami Avluları Askerin Siyaset Meydanı mı?  - (15 Şubat 2010 Pazartesi)
Tecavüz Dönemi Bitmiş, Ya Tacizler?  - (08 Şubat 2010 Pazartesi)
Kozmik Belgeler Taktik Gereği Sızabilir  - (07 Ocak 2010 Perşembe)
Bu Telaş da Niye PAŞAM?  - (30 Aralık 2009 Çarşamba)
Koskoca Ekümenik Patrik Yalan Söyler mi?  - (22 Aralık 2009 Salı)
İdeolojik Yargıya Kim Neden Saygı Duysun?  - (17 Aralık 2009 Perşembe)
BETERGENERAL SENDROMU  - (25 Kasım 2009 Çarşamba)
Albay Çiçek’in Tutuklanması HATA idi  - (17 Kasım 2009 Salı)
Askerimizin Sinirleri Yıpranmış  - (12 Kasım 2009 Perşembe)
Askeri Yargı Cenahından Manevralar!  - (19 Ekim 2009 Pazartesi)
Ürkek Tepkiciler Ülkesi  - (05 Ekim 2009 Pazartesi)
Hani Yalnızca Millete Hesap Verirdiniz?  - (07 Eylül 2009 Pazartesi)
Generallerin Oyuncağı Siyasetçiler  - (28 Ağustos 2009 Cuma)
Kürt Sorunu Sivil Demokrasi Sorunudur  - (19 Ağustos 2009 Çarşamba)
Yüksek Yargıçlar Üzülmüşler  - (27 Temmuz 2009 Pazartesi)
Eski MGK’larınızdan Eser Yok Şimdi  - (06 Temmuz 2009 Pazartesi)
Siyasilere Arslan, Askerlere Kedi  - (29 Haziran 2009 Pazartesi)
Kurmay Zekası Bu mu?  - (24 Haziran 2009 Çarşamba)
Genelkurmay Ciddi Olmalı  - (16 Haziran 2009 Salı)
Ulusalcı Gazete Entrika Peşinde  - (09 Haziran 2009 Salı)
Siz Anayasaya Dokunmayın Biz de Size Dokunmayalım  - (03 Haziran 2009 Çarşamba)
Asıl Hedef Cumhurbaşkanı Gül Değil!  - (21 Mayıs 2009 Perşembe)
Danıştay’da Politik Drama Gösterisi  - (19 Mayıs 2009 Salı)
Azerbaycan Yönetiminin Maskesi Düştü  - (21 Nisan 2009 Salı)
Azerbaycan KÜSTAHLIĞI BIRAKMALI  - (14 Nisan 2009 Salı)
Askerimizin Hukuk Algısı Sorunlu mu?  - (19 Mart 2009 Perşembe)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
11.87 ms