TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cemal FEDAYİ
Memleketimden Cumhuriyet Manzaraları?
05 Kasım 2008 Çarşamba

Memleketimden Cumhuriyet Manzaraları Parçalı Bulutlu

 

Tablo 1:

 

Cumhuriyet’in 85. yıldönümü kutlamaları… Törenler, resepsiyonlar… Fakat o da ne? Kimi törende kimileri yok; başkasında başkaları yok. Bir taraf öteki tarafı, öteki taraf beriki tarafı protesto ediyor. Tüm partilerin, tüm sivil toplum kuruluşlarının bir bütün halinde yer aldığı bir tören yok. Umum halk ve öğrenciler ise bu günü bir tatil günü olarak görüyor. Bir birlik ve beraberlik havası yerine parçalı bulutlu bir hava hâkim.

 

Tarihe not düşmek namına biraz somuta girmek gerekiyor: Cumhurbaşkanı önce eşsiz resepsiyon veriyor. Çünkü eşli resepsiyona başörtülüler de gelecek; onlar gelince de askeri zevat gelmeyecek. Daha sonra başörtülülerin de gelebileceği ayrı bir resepsiyon veriyor; tabii bu törene bu sefer askerler gelmiyor. Bir ilde belediye başkanının başörtülü eşi resepsiyona geldi diye tüm askeri zevat salonu terk ediyor…

 

Cumhuriyet’le yaşıt olan, Cumhuriyet’i kurduğunu iddia eden partimiz ne yapıyor peki? Anıtkabir’deki tören hariç hiçbir törene katılmıyor. Köşe bucak kaçıyor, saklanıyor… Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanını içine sindiremiyor. Nereye kadar kaçacaksa artık oraya kadar kaçıyor.

 

Adına parti dendiği halde, terör örgütünün legal bir kılığa bürünmüş şekli durumundaki bir parti Cumhuriyet’in kutlandığı günlerde ortalığı savaş meydanına çevirmek için var gücüyle çalışıyor. Cumhuriyet’in başbakanını Cumhuriyet’in bazı illerine sokmamak için ortalığı yangın yerine çeviriyor.

 

 Tablo 2:

 

Bu ülkede Atatürkçülük resmi ideoloji haline getirildiği halde henüz dört başı mamur bir Atatürk biyografisi yok. Atatürk’ün hayatının bazı bölümleri kasd-ı mahsus ile gizleniyor. Örneğin Latife Hanım’dan kalan arşiv Türk Tarih Kurumu’nun depolarında saklanıyor…

 

Her milli bayram gününde Atatürk üzerine derin nutuklar çekildiği halde henüz Atatürk’ün hayatını anlatan dört başı mamur bir film yapılmamış. Bir defasında, 1970’li yıllarda bir yabancı film şirketi, “Atatürk’ün hayatını film yapalım” diye teklif getirmiş. Fakat o dönemin mühim zevatı, Atatürk canlandırılamaz, o kutsal bir kişiliktir diyerek teklifi reddetmiş. Bir Atatürk filmi çekilmesi için 1989 yılına kadar beklemek gerekmiş. İlk defa Kurtuluş filminde Atatürk, Rutkay Aziz tarafından canlandırılmıştı. Bir tabu ilk defa delinmişti. Can Dündar’ın Mustafa filmi, belgesel dalında da bu tabunun delinmesini sağlamak açısından önemlidir. Artık Atatürk’ün de bir insan olduğu, insani yanlarının olduğu daha açık görülebiliyor…

 

Fakat bu film bağlamında, hiç de filmin içeriği ve şekliyle ilişkili olmayan bir tartışma gündeme ge(tiri)ldi. Filmin kendisi tartışılacağı yerde, sponsorları tartışıldı. Daha doğrusu filme sponsor olmayan Türkcell aforoz edildi. Doğan Medya Grubu, Atatürk karşıtlığı bağlamına oturtarak, hiç de etik olmayan tarzda belden aşağı vuruşlara girişti. Hiç yoktan yere bir büyük firmayı bühtan altında bıraktı.

 

Fakat bu sefer, bereket ki, işin gerçek yönü çabuk ortaya çıktı. Tantananın altında yatan gerçek şuydu: Türkcell, Doğan grubuna reklam vermiyordu. Doğan grubu bu filmi bahane ederek, bir çeşit şantaj yöntemini devreye sokarak reklam almaya çalışmıştı. Fakat kamuoyu erken uyandı ve bomba Doğan grubunun elinde patladı.

 

İşin özeti şudur: Bu ülkede hala Atatürk bir şantaj aracı olarak kullanılıyor. Hala Atatürk üzerinden ticaret ve siyaset yapılıyor. Bazı kurum ve kuruluşlar, Atatürk düşmanı olarak suçlanmamak için hiç de ticari olmayan mecralara reklam vermek durumunda kalıyorlar… Örneğin 28 Şubat sürecinde Ülker gurubu, hiç de reytingi olmayan kıytırık medya organlarına külliyatlı miktarda reklam vermek durumunda kalmıştı…

 

Tablo 3:

 

Bir ayağı çukurda bir ihtiyar 14 yaşındaki bir kızı taciz ediyor ve ardından, nasıl alındığı belirsiz bir raporla paçayı yırtıyor. Normal bir ülkede bunu yapan adam dışlanır, izolasyona tabi tutulur. Fakat bizim ülkemizde, hem de laik ve çağdaş olduğunu söyleyen kanallar, bu zatı programlarına konuk etmek için sıraya girdiler. Çünkü işin bir ucundu cinsellik bir ucunda da dinsellik vardı; bu da bol reyting demekti… En muteber programlar bu zata tahsis ediliverdi… O utanmaz adam da bir o kanalda bir bu kanalda arz-ı endam ederek bol bol reklamını yaptı. Kanallar da reytinglerini yükseltti…

 

Gizli saklı kalması gereken bir olay cümle âleme ilan edildi. Fail hapishanede, mağdur ise tedavi altında olması gerekirken, fail bir kahraman gibi ortalıkta dolaşıyor; mağdur ise kendi haline terkedilmiş durumda…

 

İşin özeti: Bu ülkede medya yozlaşmıştır. Reyting uğruna her türlü ahlaksızlığa, seviyesizliğe kanallar sonuna kadar yer vermektedir.

 

Cumhuriyet’in 85. yılındaki manzara-i umûmiye bundan ibarettir…

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
nankörlük diz boyu
savaş karaman
yönetim hala abadan oğula geçen saltanat olarak kalsa idi, kayseriden gelen biri cumhurbaşkanı, rizeden gelen birid e başbakan olamazdı. bu insanlar yatıp kalkıp günde 3 kere atatürke dua etsinler. o köşklerin önünden bile geçemezlerdi.
13 Temmuz 2009 Pazartesi 17:00
gercekler
uyarı7
gercekler her zaman acıdır. realist olmak zorundayız...
08 Kasım 2008 Cumartesi 17:20
mustafa
ferhat aktaş
mustafa filimini herkeze tavsiye ediyorum. gerçek yönuyle Atatürkü tanımak için bu filmi izlemek lazim diyorum.
06 Kasım 2008 Perşembe 15:36
İyiki cumhuriyet var!
mikrop06
Bu olaylara farklı bir boyuttan bakacak olursak; cumhuriyet olmasa bu 3 olayın da olması muhtemel görünmüyor..Yönetimde padişah ya da diktatör olsaydı dönemin mevcut olabilecek önemli törenlerine katılmamak, ne koşullarda olursa olsun mümkün olabilecek miydi?..Ya da basınlar, kurumlar bu kadar özgür ve özerk hareket edebilecekler miydi?..Ya da üçüncü tablodaki olayın faili olan mahlukat idamdan kurtulabilecek miydi?..Olaya ister din, ister siyaset, ne açıdan olursa olsun bakabileceğimiz tek yön; iyiki cumhuriyet varmış'tan ibaret..Ne mutlu bize cumhuriyeti getiren öndere..Ne mutlu o önderle vatanımıza hizmet eden zat-ı muhteremlere..Allah hepsinden razı olsun..Cumhuriyetimiz kutlu olsun..
06 Kasım 2008 Perşembe 09:08
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Anayasa Mahkemesi'nin SON TANGOSU  - (09 Temmuz 2010 Cuma)
BÜYÜK OYNAMANIN BEDELİ  - (24 Haziran 2010 Perşembe)
Türkiye-İsrail SAVAŞI BAŞLADI  - (03 Haziran 2010 Perşembe)
CHP'nin Eşbaşkanları: ÜÇ BAŞLI CHP  - (26 Mayıs 2010 Çarşamba)
Derin Devlet BAYKAL'ın Üstünü Neden Çizdi?  - (17 Mayıs 2010 Pazartesi)
Ulusalcı Üçüzler: CHP, MHP, BDP  - (06 Mayıs 2010 Perşembe)
28 ŞUBAT: PİS-MODERN DARBE  - (28 Şubat 2010 Pazar)
SEZAİ KARAKOÇ'TAN SİYASİ ANALİZLER  - (03 Şubat 2010 Çarşamba)
SİYONİST EGEMENLİĞİN SONU...  - (15 Ocak 2010 Cuma)
CHP'NİN SONU GELDİ Mİ?  - (05 Ocak 2010 Salı)
TOKAT KATLİAMI NEDEN VE NASIL OLDU?  - (16 Aralık 2009 Çarşamba)
Erdoğan'ın Yerine KİM GEÇECEK?  - (16 Kasım 2009 Pazartesi)
Ekonomi Kötüden Betere Gidiyor  - (27 Ekim 2009 Salı)
HALK 12 EYLÜL’Ü NEDEN DESTEKLEMİŞTİ?  - (12 Eylül 2009 Cumartesi)
ARTIK TANKLAR YÜRÜMESİN!  - (02 Eylül 2009 Çarşamba)
İTTİHAT TERAKKİ NASIL BİR ÖRGÜTTÜ?  - (17 Ağustos 2009 Pazartesi)
ERGENEKONCULAR ATATÜRKÇÜ MÜ İTTİHATÇI MI?  - (05 Ağustos 2009 Çarşamba)
AVUKAT (CHP) TUTMA HÂKİM (HSYK) TUT  - (21 Temmuz 2009 Salı)
MHP NİÇİN SESSİZ?  - (13 Temmuz 2009 Pazartesi)
CHP NE YAPMAK İSTİYOR?  - (01 Temmuz 2009 Çarşamba)
YAKIN TARİH NİÇİN ŞAŞIRTIYOR?  - (15 Haziran 2009 Pazartesi)
27 Mayıs-Reenkarnasyon-Ergenekon  - (01 Haziran 2009 Pazartesi)
Beşir Atalay'ın O Sözü Talihsizlik  - (08 Mayıs 2009 Cuma)
CHP-MHP KOALİSYONUNA DOĞRU MU?  - (14 Nisan 2009 Salı)
Erdoğan'ın LİDERLİK SIRLARI?  - (23 Şubat 2009 Pazartesi)
BİR DAVA NASIL SABOTE EDİLİR?  - (15 Şubat 2009 Pazar)
Ergenekon Nereye Uzanabilir? Nereye Uzanamaz?  - (02 Şubat 2009 Pazartesi)
KARŞILIKLI ÖLDÜRME-KARŞILIKLI ÖZÜR  - (05 Ocak 2009 Pazartesi)
Diyanet LAĞVEDİLEBİLİR Mİ?  - (24 Kasım 2008 Pazartesi)
Aktütün’den Önce Neyi Tartışıyorduk?  - (23 Ekim 2008 Perşembe)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
9.36 ms