MHP Yönetimine DALTONLAR Dedi
Gandi O Afiş İçin ÖZÜR DİLEDİ
Kılıçdaroğlu'nun TÜPRAŞ YALANI
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adnan KÜÇÜK
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak
02 Şubat 2009 Pazartesi

LAİK CUMHURİYETİNİN NAMUSUNU ERGENEKON ŞAİBESİNDEN KURTARMAK

 

Türkiye’de son bir buçuk yıldır Ergenekon Terör Örgütü kapsamında gerçekleştirilen tutuklama, soruşturma ve yargılamalar çerçevesinde yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Bir kesim bu kapsamda yapılanlara şiddetle tepki verirken, bir diğer kesim de, yapılanları Devlet içerisinde örgütlenen kanun dışı bir yapılanmanın tasfiye edilmesi şeklinde değerlendirerek, bu operasyona destek vermektedir.

 

Önce bir hukukçu hassasiyeti ile bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. İnsan hakları temelli hukuk devletinin temel gereklerinden birisi de “masumiyet karinesi”dir. Bu karineye göre “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”. Bu ilke gereğince Ergenekon soruşturması ve yargılaması kapsamında yer alan hiçbir kişinin şu an itibariyle kesin kes suçlu oldukları ileri sürülemez. Bunların suçlu olarak nitelenebilmesi için önce haklarında verilmiş bir mahkeme kararının bulunması ve bu kararın da kesinleşmiş olması gerekir. Bir diğer husus, bu kişilerin kesin kes suçsuz oldukları da söylenemez. Tamamen bir şüphe hali söz konusudur. Bu şüphenin giderilmesi de, tamamen yargılamanın âdil bir şekilde sürdürülerek sonuçlanıp mahkeme kararının kesinleşmesine bağlıdır.

 

Gelelim tartışmaların “laik cumhuriyet” ile olan ilişkisine.

 

12.06.2007 günü Ümraniye’de bir gecekonduda 27 el bombası ve TNT kalıplarının bulunmasıyla başlayıp halen devam etmekte olan Ergenekon soruşturması kapsamında çok sayıda kişi tutuklanmış, bazıları hakkında dava açılmış, bazıları hakkında da soruşturma devam etmektedir. Bu kapsamda çok sayıda silah, el bombası, lav silahı, suikast silahı, binlerce mermi bulunuştur. Bu silah ve patlayıcıların birçoğu tutuklananlarla bağlantılı olarak, ya evlerinde bulunmuş ya da üzerlerinde bulunan krokilerden hareketle ortaya çıkarılmıştır. Bunların tesadüfen bulunan silah ve patlayıcılar olmadıkları anlaşılmaktadır.

 

Kriminal incelemesi tamamlanan Ümraniye ve Eskişehir’de ele geçirilen ve aynı kafile ve stok numarasına sahip olan el bombalarının masum olmadıkları, daha önceki yıllarda çok sayıda eylemde kullanıldıkları belirlenmiştir.

 

Geçmişte yaşanan ve Türkiye’de iç karışıklıkların yaşanmasına sebep olan Danıştay saldırısı, Cumhuriyet Gazetesine atılan bombalı saldırı, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu cinayetleri, Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Tümgeneral Memduh Ünlütürk, Tuğgeneral Temel Cingöz, Korgeneral İsmail Selen, Oramiral Kemal Kayacan ve Albay Rıdvan Özden gibi çok sayıda kişini katledilmesi ile Ergenekon örgütlenmesi arasında bağlantıların bulunduğu yönünde iddialar ortaya atılmıştır.

 

Yargıtay da Danıştay cinayetine ilişkin davanın Ergenekon terör örgütü soruşturmasıyla birleştirilmesine karar vermiş, 24.03.1993’te birliklerine giden silahsız 33 erin öldürüldüğü olay da Ergenekon davası kapsamında incelemeye alınmıştır. Bunların dışında sayısı belirsiz faili meçhul cinayetlerle bu örgütlenme arasında ilişkinin bulunduğu yönünde ciddi iddialar vardır. Ayrıca, başta başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda kişiye yönelik suikast planları ortaya çıkarılmıştır. Bütün bunlara bir de demokratik hükümete yönelik kanun dışı silahlı darbenin yapılması amaçlı eylemleri de ilave edebiliriz.

 

Bunların bir kısmı, hukuka uygun olarak gerçekleştirilen telefon dinlemeleri, olayların içinde bulunan kişiler, itirafçı, şahit, sanık ve şüpheli beyanlarına, bir kısmı da ele geçirilen resmi belgelere, CD ve bilgisayar kayıtlarına dayanmaktadır.

 

Bütün bunlar, insanın kanını donduran, Ülkeyi iç karışıklıklara sevk eden olaylardır. Ayrıca bütün bunların aydınlanması Türkiye’nin selameti ve adaletin gerçekleşmesi, bir daha bu türden eylemlere cesaret edilememesi açısından son derece önemlidir. Dahası bu tür kanun dışı eylemlerin, devlet içine çöreklenen bir yapılanma tarafından gerçekleştirildiği yönünde ciddi şüpheler mevcuttur. Bütün bunlar, Türkiye’nin üzerine çöreklenen, ciddi bulgu, bilgi ve belgelere dayalı, şüphe temelli bir “Ergenekon şaibesi”nin varlığına işaret etmektedir. Hukuk devleti ve adaletin gerçekleşmesi bu şaibenin ortadan kaldırılmasına bağlı bulunmaktadır.

 

Bir kesim, bütün bu ciddi bulgu, bilgi ve delillere dayalı bu gelişmeleri, soruşturma ve yargılamaları iki gerekçeye dayalı olarak cansiperane eleştirmekte, bazı siyasiler, bu kişilerin avukatlığına soyunmaktadırlar.

 

1’nci gerekçede “Bu kişiler saygın kişilerdir, kesin kes suç işlemezler, suç işlemeyecekleri kesin olan bu kişiler nasıl tutuklanır, evleri ne hakla aranır, nasıl olur da haklarında soruşturma ve dava açılır” denilmektedir.

 

2’nci gerekçe: Ergenekon operasyonunun temelinde laik demokratik Cumhuriyetle hesaplaşma yatmaktadır; Cumhuriyet’in temel değerleriyle hesaplaşılmakta, Cumhuriyete sahip çıkanlardan hesap sorulmakta; bundan sonra Cumhuriyete sahip çıkacaklara gözdağı verilmektedir”.

 

Şimdi sormak gerekir, yukarıda sözü edilen bilgiler çerçevesinde Türkiye’nin üzerine çöreklenen bu şaibeden kurtulmaya çalışmak, nasıl oluyor da laik demokratik Cumhuriyetle hesaplaşmak anlamına geliyor?

 

 Şayet laik demokratik Cumhuriyet, varlığı yönünde çok ciddi bulgu, bilgi, delil ve şüphelerin bulunduğu, Türkiye’nin bahtını karartarak kan gölüne dönmesine sebep olan hadiselerin araştırılmaksızın, soruşturma ve yargılama yapılmaksızın üzerinin örtülmesi anlamına geliyorsa, artık sözün bittiği son noktaya gelinmiş demektir. Bu durumda, despotizmle, her türlü hukuk dışılıklarla, devlet içi örgütlenme ve yapılanmalar yoluyla çeşitli kanlı cinayetlerin işlenmesi yönündeki şaibelerin üzerinin örtülmesiyle, her türlü şüpheli hallerin üzerine gidilmemesiyle laik demokratik cumhuriyet özdeşleştirilmiş olunmaktadır.

 

Dünyanın hiçbir yerinde, insan hakları, hukuk devleti, demokrasi ve laiklik temelli Cumhuriyet rejimi ile bu sayılanların bağdaştığını ileri sürenlere rastlamak mümkün değildir. Kısaca ifade etmek gerekirse, Ergenekon kapsamında varlığı ileri sürülenlerin üzerinin örtülmesini savunmak, bütün bu yapılanlara laik demokratik Cumhuriyeti kalkan olarak kullanmak, bunların içeriğinin boşaltılması ve kirlenmesi anlamına gelir.

 

Hiçbir çağdaş demokratik memlekette, bazı kişilerin peşin olarak suç işlemeyecekleri kabul edilmez; herkes suç işleyebilir. İnsanlar arasında “bunlar saygın kişiler, suç işlemezler, diğer insanlar saygın kişiler değildir, o halde suç işleyebilirler” şeklinde bir ayrım yapmak insan tabiatı ile çelişir. Bu durumda “saygın olmak”, bazı kişilerin işledikleri suçların üzerinin örtülmesinde kılıf olarak kullanılmasının meşruiyet gerekçesini teşkil edecektir. Bu mantığın Anayasal çerçevede savunulması mümkün değildir.

 

Belki dünyada ve Türkiye’de, insan hakları ve hukuk devleti temelli anayasal gerçekler karşısında kafasını kuma sokan deve kuşu misali bu düşünceleri savunan bazı kişiler çıkabilir. Fakat bunlar, çağdaş insan hakları anlayışından haberleri olmayan kişilerdir. Bunlar, laik demokratik Cumhuriyet kalkanı ile her türlü despotizm ve hukuk dışılıkların üzerini örtmeye çalışan kişilerdir.

 

Türkiye’de gerçekten hukuk devleti ve adalet isteniyorsa, her türlü suçların ve kanunsuzlukların üzerlerine gidilerek “laik demokratik Cumhuriyetin namusunun Ergenekon şaibesinden kurtarılması” arzu ediliyorsa, bu soruşturma ve yargılamanın neticesinin beklenmesi gerekmektedir.

 

Haklı olduğunu düşünen, suçsuzluğuna kanaat getiren herkes, yargı ve adalete güvenir ve neticeyi bekler. Geçmiş yıllarda ve hâlihazırda milyonlarca kişinin yargılanıp suçluların cezalandırıldığı, suçsuzların beraat edip aklandığı Türkiye’de hiçbir kimsenin, “ben Türk yargısına ve adaletine güvenmiyorum” diyerek, Ergenekon soruşturması ve yargılamasını, laik demokratik Cumhuriyet kalkanı ile bertaraf etmeye; laik demokratik Cumhuriyetin Ergenekon şaibesi ile malul halde devam etmesini savunmaya hakkı yoktur.

 

Cumhuriyetin temel gereklerinden olan demokratik, laik, sosyal hukuk devletini gerçekten özümsemiş olan herkesin, bu soruşturma ve yargılamanın sonuçlanmasını savunması gerekir. Bu önerinin gerçekleşmesi halinde, gerçekten suçlu olanlar varsa bunlar cezalanmış, laik demokratik Cumhuriyet kalkanı ile üzeri örtülmek istenen suç ve suçlular açığa çıkarılmış olacaktır.

 

Bu kişilerin gerçekten suçlu olmadıkları mahkeme kararı ile sabit olması halinde de, bunlar aklanmış, bütün şüpheler giderilmiş, demokratik Cumhuriyet üzerindeki Ergenekon şaibesi ortadan kaldırılmış olacaktır.

 

Şayet bu kapsamda yargılanan ve sorgulanalar, gerçekten suçsuz olduklarına ve adalete inanıyorlarsa korkmasınlar, herkes gibi onlar da yargıya güvenip neticeye razı olsunlar. Bu asırda ne Türkiye’de ne de bir başka çağdaş demokratik rejimde, hiçbir kimse “laik demokratik Cumhuriyet” ve “saygınlık” kılıflarına sığınılarak kişilere imtiyaz sağlanması çabasını kesin kes kabul etmez.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Temennim
ender öztan
Kavramların içini boşaltmanın en son ve de yaralayıcı adımıdır ergenekon.Bu ülkenin laik ve cumhuriyetçi yetişmiş bir genci olarak hak ve adaletin sonuna kadar taraftarıyım ancak kimse bizleri aptal yerine koyduğunu sanmasın.Daha düne kadar yanlarında oturmayı hayal bile edemeyeceğiniz öyle isimleri göz altına alıyorlar ki bu ülkede askere duyulan saygıyı yok etmek için bundan iyisi düşünülemezdi.Bu ülkenin o askere bu ülkenin laikliğe ve bu ülkenin kesinlikle M.Kemal ruhuna ihtiyacı var.Yok mu diyorsunuz?Deneyin görelim o zaman.Yalnız bir 10,15 yıl sonra ağlarsanız o zaman sizi kurtaracak kimseyi bulamayacaksınız bu hızla her şeyin içini boşaltmaya devam ederseniz.Allah size ,milletime akıl fikir ve sağduyu versin.
26 Şubat 2009 Perşembe 00:18
yanlısı olduklarınızın da suçunu yazın
adil
her yazısı iktidara duyduğu sempatiye endeksli yazardan şüphe ederim..Bu davanın varlığından hiç rahatsız değilim,yeter ki suç işlenmişse yargı işlesin,işletilebilsin
fakat bu veya herhangibir iktidar hiç mi yanlış,hata,namussuzluk vs yapmıyor..Bu mümkün mü,yoksa yapıyorda siz mi göremiyorsunuz hım!!
11 Şubat 2009 Çarşamba 00:15
Herşey tartışılsın...
Alptiğin
M.Akif Köse tamam laiklik tartışılsın ama sana bir önerim var,eğer adamsanız,mesela islam da tartışılsın ,muhammed de tartışılsın,mesela muhammed 9 yaşındaki ayşeyle hangi mantığa göre evlendi.var mısın herşeyi tartışmaya,ama varım diyemezsin çünkü sizin için kutsallar var ama başkalarının kutsalına saygı göstermezsiniz....
07 Şubat 2009 Cumartesi 14:23
Delilden Şuçluya
mahmut
Sayın Köşe yazarı epey yamışsın ! İyi hoş ama şimdi biri seni içeri atsa Seni herhangi bir şeyle suşlasa ve sen kendini o suça iştirak etmediğini kodeste nasıl ispat edecen.Ortada delil yok şuç yok.Yatarsın 3-5 sene sonra sana PARDON derler .Sen içerde yattğınla kalırsın.Olay budur.Kimsenin Suçu ve suçluyu övdüğü yok.Herkes suçu ispat edilene kadar masumdur.
Anlamadığım bütün olaylarda aynı kişiler şuclanıyor.
Ne tesadüf ki bunların içinde hiç Tarikatçı yok.Yada Fetullahın ekibinden kimse yok!Öyle olunca akılara F tipi grubun Cumhuriyete saldırısı akla geliyor.Haksızda degiller.
F tipi grupbun işledikleri şuçlar ortada iken Devlette Üst düzey bakan, RTUK başkanlığı yapabilmektedirler.Bu savcılar onlara bi şey diyemiyormu?
04 Şubat 2009 Çarşamba 16:06
CİHANBEYLİ
Cihanbeyli
Ortaya çıkan durum şu ;
LAİK DEMOKRATİK CUMHURİYETİN IRZINA ERGENOKON İLE GEÇİLMİŞTİR.Başlatılan hukuk süreci beklenmeli,sanık,tanık yada suçsuz herkes TÜRK ADALETİNE güvenmeli.
BİR AN ÖNCE TÜRKİYE BU ŞAİBEDEN KURTARILMALI.HUKUK SÜRECİ SONUNDA SUÇU SABİT BULUNANLAR ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALIDIR.Kİ BUNDAN SONRA BU NİYETTE OLANLARA CİDDİ GÖZDAĞI VERİLEBİLSİN.
04 Şubat 2009 Çarşamba 08:48
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Burnundan 'Kıl Aldırmayan' Yüksek Yargı  - (31 Ağustos 2010 Salı)
HSYK Kadını Erkek Yapabilir mi?  - (23 Ağustos 2010 Pazartesi)
TEAMÜLLERİN YIKILDIĞI "YAŞ"  - (12 Ağustos 2010 Perşembe)
Kimler Suç İşleme İmtiyazına Sahip?  - (09 Temmuz 2010 Cuma)
Bu Mantıkla BU TERÖR BİTMEZ  - (28 Haziran 2010 Pazartesi)
Yargıda Dehşetengiz Şeyler Oluyor  - (18 Haziran 2010 Cuma)
HAMAS'la PKK Aynı Şey mi?  - (07 Haziran 2010 Pazartesi)
Ne Olacak Bu YARGININ HALİ?  - (21 Mayıs 2010 Cuma)
Danıştay Yine Değerleri Alt-Üst Etti  - (15 Şubat 2010 Pazartesi)
Halkın Güvendiği Dağlara BALYOZ YAĞDI  - (03 Şubat 2010 Çarşamba)
12 Eylül'ün KARANLIK NOKTALARI?  - (12 Eylül 2009 Cumartesi)
GÜÇLÜ ORDU=GÜÇLÜ TÜRKİYE MİDİR?  - (02 Eylül 2009 Çarşamba)
Sırtı Güroymak'a Dayalı Ulus-Devlet  - (21 Ağustos 2009 Cuma)
3. İddianamenin DERİN ŞİFRELERİ  - (07 Ağustos 2009 Cuma)
Askeri Vesayetten Kurtuluşta 'MAYINLI ALANLAR'  - (06 Temmuz 2009 Pazartesi)
Türkiye Bu Çıkmazdan NASIL ÇIKAR?  - (27 Haziran 2009 Cumartesi)
Alaturka/Alafrance Laikliği Yeni Tehdit: Ekonomi  - (10 Haziran 2009 Çarşamba)
“DARBE BİR ANAYASAL HAK” mıdır?  - (29 Mayıs 2009 Cuma)
Cumhurbaşkanı'na DOKUNULABİLİR Mİ?  - (20 Mayıs 2009 Çarşamba)
OBAMA: “YENİ BİR MİLAT MI?”  - (14 Nisan 2009 Salı)
29 Mart'ın Mesajı: Herkese Uyarı  - (31 Mart 2009 Salı)
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka  - (05 Mart 2009 Perşembe)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
24.81 ms