Hatay"ın Dörtyol ilçesinde dört polisin menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Hatay ve Dörtyol"da ciddi ve kaygı verici bir sosyal gerilime neden oldu.
Bu arada Bursa"nın İnegöl ilçesinde hepimizi şok eden olaylar yaşandı. Bu arada Erzurum"dan ve Trabzon"dan da benzer sosyal gerilim haberleri geldi.
Yaşanılan bu sosyal gerilim ve çatışmaların çok sağlıklı ve derinlikli bir okumasına ihtiyacımız vardır.
İnegöl örneğinde görüldüğü gibi basit bir alacak-verecek tartışmasının çok kolay bir şekilde bütün ilçeyi kapsayan bir etnik çatışmaya dönüşme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Dörtyol"da polise yapılan saldırının neden olduğu toplumsal tepki, çok kolay bir şekilde Kürtlerden intikam almaya dönüşebilmektedir.
İnegöl ve Dörtyol"da yaşananlar, gelip geçici olaylar değildir. İnegöl"de açık bir şekilde Kürtler ve Türkler arasında çıkarılması istenilen bir iç savaşın provası yapılmıştır.
İskenderun saldırısıyla başlayan Dörtyol"la devam eden süreç, Hatay ve çevresi üzerinde özellikle çalışıldığını ortaya koymaktadır. Daha önce Ege ve Akdeniz"in değişik yerlerinde benzer sosyal çatışma projelerinin mikro ölçekte uygulandığını gördük.
İnegöl ve Dörtyol olayları, ülke içi ve dışı derin odakların bütün Türkiye"yi içeren bir Türk-Kürt savaşını planladıklarını ortaya koymaktadır. Bu, Kürtler ve Türklerin dışında yapılan ancak onları kullanmaya dayanan kirli ve vahşi bir plandır.
Kürt ve Türklerin karşılıklı olarak birbirlerinin yaşam, mülkiyet, özgürlük, barış ve güvenlik haklarını ortadan kaldırması üzerine tesis edilen bu plana Kürt olsun Türk olsun herkesin hayır demesi gerekmektedir.
İnegöl örneğinde görüldüğü üzere toplumu birbiriyle çatıştırmak çok da zor değildir. Basit bir ticari anlaşmazlık ya da kız kavgası bahane edilerek Kürtler ve Türkler kolaylıkla karşı karşıya getirilebilmektedir. Savaş, şiddet ve çatışma çıkarmak her zaman kolay olmuştur. Zor olan barış içerisinde farklılıklarımızla beraber bir arada yaşamaktır.
Kürtler ve Türklerin önündeki en büyük meydan okuma, şiddeti, terörü, savaşı ve saldırganlığı seçmek değil, bütün olumsuz şartlara rağmen barış içerisinde bir arada nasıl yaşayabilecekleri arayışından vazgeçmemeleridir. Kürtler ve Türkler, silaha sarılmayı değil, sözle konuşmayı, sözü dinlemeyi ve sözün erdemine güvenmeyi öğrenmelidirler.
İnegöl ve Dörtyol"da yaşanan olaylar, büyük ölçüde provokasyon olarak değerlendirildi. Olaylarda bir provokasyon boyutunun olduğu doğrudur, ancak yeterli değildir. İnegöl ve Dörtyol"da muhteşem bir iç savaş provası tezgahlayan güçlerin, insanları birbirlerine karşı provoke etmek istedikleri doğrudur.
Ancak bu bağlamda gündeme getirilmesi gereken soru şudur: Provoke edilmek istenen nedir?
Bütün Türkiye"de Kürtler ve Türkler arasında kanlı bir iç savaş çıkarmak isteyen karanlık aklın, provoke etmek istediği şeyin Kürt ve Türklerin birbirleri hakkındaki önyargıları olduğunu söyleyebiliriz. Basit bir ticari anlaşmazlığın çok kolay bir şekilde bütün ilçeyi kapsayan etnik bir çatışmaya dönüşmesini başka türlü açıklayamayız.
Kürtler ve Türkler, birbirlerini ötekileştiren önyargılarıyla hesaplaşmak ve yüzleşmek zorundadırlar.Kürtler ve Türkler birbirlerini doğal düşman ve öteki olarak konumlandırmaktan vazgeçmelidirler. Kürt-Türk düşmanlığı, var olan doğal bir durum değil, kolektif bilinçaltındaki önyargıların irrasyonel, fanatik ve duygusallık içerisinde kullanılması temelinde ihdas edilmek istenen yapay bir karşıtlıktır.
Şiddetin provoke ettiği önyargılarına teslim olmak yerine Kürtler ve Türkler, bir arada barış içerisinde yaşamak isteyen partnerler olarak yeniden birbirlerini keşfetmek ve konumlandırmak durumundadırlar.
İnegöl ve Dörtyol olaylarıyla, Kürtler ve Türklere bir iç savaş dayatılmaktadır. Bu tarz iç savaş pratikleriyle kısa vadede şu sonuçlar elde edilmek istenmektedir: Ülke içinde siyasi iktidar değişimini sağlamak, vesayet düzeninin kendisini yeni şartlar ışığında dizayn etmesine imkan ve meşruluk temin etmek, demokrasi yerine militarizmin tek seçenek olduğunu bütün topluma kabul ettirmek.
Bu kanlı ve vahşi iktidar oyununun bir safhası olarak tasarlanan bu olaylardan uzun vadede beklenen ise Kürt ve Türklerin bir arada barış içerisinde yaşamasını zorlaştırmak değil, imkansız hale getirmektir. Kürtler ve Türkler, bu iç savaş dayatmasına ezberleri bozacak uygulamalarla hayır demelidirler.
Dört polisin hayatını kaybettiği Dörtyol"da Kürtler polis karakollarını ve lojmanlarını beklemelidirler. İnegöl"de Türkler, Kürt mahallelerine ve işyerlerine saldıran güruha karşı bir insan seti oluşturmalıdırlar. Bunları yapmak yerine Kürtler ve Türkler, birbirlerine saldırmayı ve intikam almayı seçerlerse kaybedenin onlar olacağı, kazananların ise kanlı iktidar oyunları için bu iç savaşı tezgahlayanların olacağını unutmamaları gerekmektedir.