MHP Yönetimine DALTONLAR Dedi
Gandi O Afiş İçin ÖZÜR DİLEDİ
Kılıçdaroğlu'nun TÜPRAŞ YALANI
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bilal SAMBUR
KÜRTLER VE TÜRKLER İÇ SAVAŞ DAYATMASINA HAYIR DEMELİ!
29 Temmuz 2010 Perşembe

Hatay"ın Dörtyol ilçesinde dört polisin menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Hatay ve Dörtyol"da  ciddi ve kaygı verici bir sosyal gerilime neden oldu.

Bu arada Bursa"nın  İnegöl ilçesinde hepimizi şok eden olaylar yaşandı. Bu arada Erzurum"dan ve Trabzon"dan da benzer sosyal gerilim haberleri geldi.

Yaşanılan bu sosyal gerilim ve çatışmaların çok sağlıklı ve derinlikli bir okumasına ihtiyacımız vardır.

İnegöl örneğinde görüldüğü gibi basit bir alacak-verecek tartışmasının  çok kolay bir şekilde bütün ilçeyi kapsayan bir etnik çatışmaya dönüşme  potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Dörtyol"da polise yapılan saldırının neden olduğu toplumsal tepki, çok kolay bir şekilde Kürtlerden intikam almaya dönüşebilmektedir.

İnegöl ve Dörtyol"da yaşananlar, gelip geçici olaylar değildir. İnegöl"de açık bir şekilde Kürtler ve Türkler arasında çıkarılması istenilen bir iç savaşın provası yapılmıştır.

İskenderun saldırısıyla başlayan Dörtyol"la devam eden süreç,  Hatay ve çevresi üzerinde özellikle çalışıldığını ortaya koymaktadır. Daha önce Ege ve Akdeniz"in değişik yerlerinde benzer sosyal çatışma projelerinin mikro ölçekte uygulandığını gördük.

İnegöl ve Dörtyol olayları, ülke içi ve dışı derin odakların bütün Türkiye"yi içeren bir Türk-Kürt savaşını planladıklarını ortaya koymaktadır. Bu, Kürtler ve Türklerin dışında yapılan ancak onları kullanmaya dayanan kirli ve vahşi bir plandır.

Kürt ve Türklerin karşılıklı olarak birbirlerinin yaşam, mülkiyet, özgürlük, barış ve güvenlik haklarını ortadan kaldırması üzerine tesis edilen  bu plana Kürt olsun Türk olsun herkesin hayır demesi gerekmektedir.

İnegöl örneğinde görüldüğü üzere toplumu birbiriyle çatıştırmak çok da zor değildir. Basit bir ticari anlaşmazlık ya da kız kavgası bahane edilerek Kürtler ve Türkler kolaylıkla karşı karşıya getirilebilmektedir. Savaş, şiddet ve çatışma çıkarmak her zaman kolay olmuştur. Zor olan barış içerisinde farklılıklarımızla beraber bir arada yaşamaktır.

Kürtler ve Türklerin önündeki en büyük meydan okuma, şiddeti, terörü, savaşı ve saldırganlığı seçmek değil, bütün olumsuz şartlara rağmen  barış içerisinde bir arada nasıl yaşayabilecekleri arayışından vazgeçmemeleridir. Kürtler ve Türkler, silaha sarılmayı değil, sözle konuşmayı, sözü dinlemeyi ve sözün erdemine güvenmeyi öğrenmelidirler.

İnegöl ve Dörtyol"da yaşanan olaylar, büyük ölçüde provokasyon olarak değerlendirildi. Olaylarda bir provokasyon boyutunun olduğu doğrudur, ancak yeterli değildir. İnegöl ve  Dörtyol"da muhteşem bir iç savaş provası tezgahlayan güçlerin, insanları birbirlerine karşı provoke etmek istedikleri doğrudur.

Ancak bu bağlamda gündeme getirilmesi gereken soru şudur: Provoke edilmek istenen nedir? 

Bütün Türkiye"de Kürtler ve Türkler arasında kanlı bir iç savaş çıkarmak isteyen  karanlık aklın, provoke etmek istediği şeyin Kürt ve Türklerin  birbirleri hakkındaki önyargıları olduğunu söyleyebiliriz. Basit bir ticari anlaşmazlığın çok kolay bir şekilde bütün ilçeyi kapsayan etnik bir çatışmaya dönüşmesini başka türlü açıklayamayız.

Kürtler ve Türkler, birbirlerini ötekileştiren önyargılarıyla hesaplaşmak ve yüzleşmek zorundadırlar.Kürtler ve Türkler birbirlerini  doğal düşman ve öteki olarak  konumlandırmaktan vazgeçmelidirler. Kürt-Türk  düşmanlığı, var olan doğal bir durum değil,  kolektif bilinçaltındaki önyargıların  irrasyonel,  fanatik ve  duygusallık içerisinde kullanılması temelinde ihdas edilmek istenen yapay bir karşıtlıktır.

Şiddetin provoke ettiği önyargılarına teslim olmak yerine Kürtler ve Türkler,  bir arada barış içerisinde yaşamak isteyen partnerler olarak yeniden birbirlerini keşfetmek ve  konumlandırmak durumundadırlar.

İnegöl ve Dörtyol olaylarıyla, Kürtler ve Türklere bir iç savaş dayatılmaktadır. Bu tarz iç savaş pratikleriyle kısa vadede şu sonuçlar elde edilmek istenmektedir: Ülke içinde siyasi iktidar değişimini sağlamak, vesayet  düzeninin  kendisini yeni şartlar ışığında dizayn etmesine imkan ve meşruluk temin etmek,  demokrasi yerine  militarizmin tek seçenek olduğunu bütün topluma kabul ettirmek.

Bu kanlı ve vahşi iktidar oyununun bir safhası olarak tasarlanan bu olaylardan uzun vadede beklenen  ise Kürt ve Türklerin bir arada barış içerisinde yaşamasını zorlaştırmak değil, imkansız hale getirmektir. Kürtler ve Türkler, bu iç savaş dayatmasına   ezberleri bozacak uygulamalarla hayır demelidirler.

Dört polisin hayatını kaybettiği Dörtyol"da Kürtler polis karakollarını ve lojmanlarını beklemelidirler. İnegöl"de Türkler, Kürt mahallelerine ve işyerlerine  saldıran  güruha karşı bir insan seti oluşturmalıdırlar. Bunları yapmak yerine Kürtler ve Türkler, birbirlerine saldırmayı ve intikam almayı seçerlerse kaybedenin onlar olacağı,  kazananların ise  kanlı iktidar oyunları için  bu iç savaşı tezgahlayanların olacağını unutmamaları gerekmektedir.


 

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
bıcak kemiğe dayandı
hakan türkoğlu
sayın yazar doğru diyor lakin unuttuğu konu şu bu millet ayrışmaktan yana değil ama türk mahallelerinde biji apo biji kürdistan diyenlerede
susacak aa ne güzel diyecek değildir sayın yazar m.kemal atatürkün
dediği gibi gerekiyorsa barış için savaşmak aptallık değildir.
bu halk 30 yıldır sabrediyor ama bıcak kemiye dayandı bu olay sadece dış güclerin tezgahı değil halklar birbirinden nefret ediyor artık araya kan girdi
kan girilen eve barış girmez bu iş elinde sonunda biticek sonumuz ruanda
31 Ağustos 2010 Salı 03:16
sonunda herkes anladı ki
tuncer
kürtçü ve türkçü partinin yönetimi derin devletin kontrolünde,terör sayesinde her yıl milyarlarca dolarlık bir rant dönüyor,bu güne kadar dönen rant yüzmilyarlarca dolar,kontrollü gerginliklerle terör ben bitmedim bitmeyecegim havası verilerek hem milyarlarca dolarlık silah alımı devam ediyor,asker sayısı azaltılarak pofesyonel askerlige geçiş gündenden düşüyor,hemde bazıları bu sayede vatanını en çok seven çok iyi çocuklar oluyorlar,olan ölen ise bizim gibi garibanlar,
15 Ağustos 2010 Pazar 19:01
EN İYİ KÜRT ÖLÜ KÜRT
ALPER
BUNLAR HER DAİM BİZİ SATTI HER DAİM SATACAKTIR,TÜRK DEMEK ORDU DEMEK ORDUYA ZARAR VEREN SİYASİ YADA TERÖR OLARAK HERKEZ VATAN HAİNİDİR,BU HSAP ELBET SORULACAK APO VE TAYYİP KÖ..ĞNDEN
14 Ağustos 2010 Cumartesi 12:24
fiilen harp
metin sahin
Fiilen harp degil mi bu?Yazık degil mi bu şehitlere.Savunmada kayebettiklerişmişze yazık degil mi?Adamlar resmen bayrak kaldırmış.Kimleri de orduyla ugraşmakta.
05 Ağustos 2010 Perşembe 17:48
aldanmayın
taklitlere
bu adamları kim yazar yapar sokakta görsem yüzüne bakmayacağım adamlar öyle güzel bir edebiyatları falan da yok yazıyorlar abuk sabuk şeyler inanın oy kaybettiyor bu adamlar akp ye taklit bunlar altan kardeşlerin taklidi
31 Temmuz 2010 Cumartesi 04:47
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Hanefi Avcı Yeni Ergun Poyraz mı?  - (23 Ağustos 2010 Pazartesi)
HAYIR'cılıkta Ortaya Çıkan Gerçek?  - (16 Ağustos 2010 Pazartesi)
Hayır ve Boykot Kararı Kime Hizmet Ediyor?  - (22 Temmuz 2010 Perşembe)
Milli Görüş'ün MGK'sı Ne İstiyor?  - (16 Temmuz 2010 Cuma)
Kılıçdaroğlu'nun SAHİCİLİK Sorunu  - (06 Temmuz 2010 Salı)
Terörün ve Şiddetin Ezberi Nasıl Bozulur?  - (24 Haziran 2010 Perşembe)
İnsani Olan İslami Olandır  - (10 Haziran 2010 Perşembe)
İnsanlık ONURU İsrail'i Yenecek!  - (02 Haziran 2010 Çarşamba)
Yeter ki Devlet Toplumdan Elini Çeksin!  - (03 Mayıs 2010 Pazartesi)
“ÇILGIN TÜRKLERİN” YUMRUKLARI  - (22 Nisan 2010 Perşembe)
Liberalizm Gizli Bir Din Düşmanı mı?  - (15 Nisan 2010 Perşembe)
İSLAMİ SOL MİTİ  - (19 Mart 2010 Cuma)
Vesayet Kurumları Toplumu Kuşattı  - (10 Mart 2010 Çarşamba)
Bu Son Yaşananlar Ne Anlama Geliyor?  - (25 Şubat 2010 Perşembe)
Cuntacılar Ordudan Nasıl Temizlenir?  - (17 Şubat 2010 Çarşamba)
İlber Ortaylı'nın Yanıldığı Noktalar?  - (10 Şubat 2010 Çarşamba)
ALEVİ SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?  - (03 Şubat 2010 Çarşamba)
İNSANLIĞIN OLDUĞU BİR DÜNYA MÜMKÜN!  - (20 Ocak 2010 Çarşamba)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
8.8 ms