İsrail-Yunanistan Yakınlaşması...
İsrail"in Askeri İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Ocak ayının ikinci yarısında yaptığı bir açıklamada, “Türkiye ile İsrail"in artık stratejik müttefik olmadığını, Türkiye"nin laik sistemden ayrılarak farklı düşüncelere yaklaşmakta olduğunu, bu çerçevede artık İsrail"e ihtiyaç duymadığını” söyledi.
Son bir yıl içerisinde İsrail ile yaşanan iki diplomatik kriz de göz önünde bulundurulduğunda İsrail ile Türkiye"nin ilişkilerinin eskisi gibi olmadığını hatta bu ilişkilerin iyi durumda olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
İSRAİL'İN EN BÜYÜK PSİKOLOJİK ÇIKMAZI
İsrail"i yakından izleyen her akademisyen ve uzmanın bu ülkeye dair söyleyeceği ilk şeylerden birisi "İsrail"in kendi varlığını her zaman tehdit altında hissetmesi nedeniyle hiçbir zaman dokunulamayacak bir zırh arkasına gizlenmek istediği" olacaktır.
İster Birleşmiş Milletler gibi bir uluslar arası kuruluş olsun ister Fransa veya İngiltere gibi bir büyük güç olsun İsrail her zaman misliyle cevap vererek hasım veya hasım olması muhtemel ülkeler/kuruluşlara çok sert uygulamalarla karşılık vermektedir.
TÜRKİYE'DEN BİR AZAR İŞİTTİ BİR DE ÖZÜR DİLEDİ
Bununla birlikte İsrail"in bir sene içerisinde Türkiye"den bir kez azar işitmesi bir kez de özür dilemesi kolayca açıklanabilecek bir durum değildir.
Uluslar arası dengeler açısından İsrail"in Türkiye"ye daha çok muhtaç olduğu, Türkiye"nin bölgenin en güçlü ülkesi olduğu ve bu bölgede Türkiye gibi bir ülkenin desteği olmadan hayatını sürdürmekte çok zorlanacağı aşikar olmakla birlikte İsrail devlet geleneğinde yaşanan iki krize de karşılık vermemek/verememek pek rastlanan bir örnek olmamıştır.
Peki İsrail"i cumhurbaşkanının azarlanmasına sessiz kalmasını ve bir büyükelçiye yaptığı edep dışı harekete verilen tepkiden dolayı özür dilemesinin altında başka bir sebep olabilir mi?
MOSSAD MUTLAKA CEVAP VERİR ANLAYIŞI
Yukarıda da belirttiğim gibi İsrail gibi istihbarat yeteneğinin göreceli olarak baskın olduğu devletlerde bu tip durumlara mutlaka cevap verilmesi gerektiği düşünülür. Türkiye de bu kapsamda ne kadar güçlü olursa olsun ne kadar etkin olursa olsun İsrail"e dokunduğunda mutlaka cevap almalı bakışıdır İsrail"i 1948"den beri yaşatan duygu.
Bu kapsamda İsrail karar alıcı mekanizması da 2008 başındaki Davos Krizi"nden beri Türkiye"ye nasıl bir cevap verilebilir üzerine düşünmektedir. Hassas koalisyon yapısı nedeniyle kendi içerisinde de sorun yaşayan ve politika kurgulamada, uygulamada gecikmeler yaşayan İsrail, Türkiye"ye özellikle Davos"an sonra kısa vadede cevap vermemiş ve daha kapsamlı ve büyük bir politik hamle üzerinde çalışmaya başlamıştır.
KONYA TATBİKATI VE İSRAİL-YUNANİSTAN YAKINLAŞMASI
Burada bahsedilmesi gereken bir diğer olay da Türkiye"nin her sene Konya"da düzenlenen ve hava kuvvetlerinin katıldığı askeri tatbikatlara İsrail"in katılmasına karşı çıkmasıdır. Bu olay, İsrail"in Yunanistan"la yakınlaşmasının kapılarını açmıştır.
İSRAİL'İN YENİ GÖZDESİ YUNANİSTAN
Bu kapsamda, İsrail ile Yunanistan arasında rutini aşan karşılıklı askeri ziyaretler yaşanmaya başlamıştır.
Bugün İsrail, Yunanistan"ı Türkiye"nin yerine koymak suretiyle Türkiye"ye mesaj vermeyi, İran sorununda yapılması muhtemel bir hava harekatının hazırlıklarında Yunanistan hava sahasından da faydalanmayı düşünmektedir.
İSRAİL TÜRKİYE'YE CEVAP İÇİN YUNANİSTAN'I MI KULLANIYOR?
Buna ilaveten daha vahim olanı, son dönemde bazı İsrailli yetkililerin Türkiye"ye cevap vermek amacıyla Yunanisan"ı kullanmayı düşündüğüne dair yorumlar artmaya başlamıştır.
İSRAİL'İN YUNANİSTAN TAKTİĞİ
Bu iddialara göre, İsrail, Yunanistan ile ilişkilerini geliştirerek bu ülkeyi Türkiye aleyhine kışkırtmayı hedeflemektedir. Türkiye ile Yunanistan arasında sınır bölgelerinde kara ve/veya hava kuvvetlerinin katılımıyla çıkacak ufak çaplı çatışmalar, kontrollü bir küçük savaşa dönüştürülerek hem Türkiye"ye İsrail"in karşılığını verilmesinin hem son dönemdeki dış açılımları anlamsız hale gelmesinin, hem AK Parti Hükümeti"nin düşürülmesi, hem de ekonomik anlamda Türkiye"yi yıllarca geriye götürülmesi planlanmaktadır.
Zira Yunanistan Savunma Bakanı Kasım 2009"da yaptığı bir açıklamada Türkiye ile Yunanistan"ın küçük çaplı bir çatışma yaşama riskinin hiç de az olmadığını belirtmiştir.
Her analistin Yunanistan sözkonusu olduğunda bildiği bir gerçek vardır ki Türkiye"nin Yunanistan ile karşı karşıya geldiği her olayda Türkiye karşısında yalnız Yunanistan"ı bulamayacaktır. Başta AB olmak üzere bir çok aktör ile uğraşmak durumunda kalacak Türkiye"nin Yunanistan"la ciddi manada karşı karşıya gelmeyi istememesi en akılcı çözüm gibi gözükmektedir.
Yunanistan ile Kardak Krizi yaşandığı dönemde yaşanan sıkıntıların kat kat fazlası ile uğraşmak durumunda kalacağımız bir çatışma ortamında Yunanistan"ın silahlı kuvvetler anlamında Türkiye karşısında etkin olamayacağı açık bir gerçektir.
Ancak Türkiye gibi son dönemdeki açılımlarıyla büyük bir moral üstünlük ve etkinlik kazanmış bir ülkenin silahlı bir çatışmaya girmesi bütün kazanımları kaybetmesi sonucunu getirecektir. Bunun engellenmesi için bu tip bir kriz ortamında hükümetin tamamen diplomatik kanalları işletme yönünde tavır takınması gerekmektedir.
Ahmet Davutoğlu ve Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"a bu anlamda çok büyük bir görev düşmektedir. Türkiye"nin Yunanistan ile ilişkilerinde diplomasiden taviz vermemesi gerekmektedir. Hele İsrail"in kışkırttığı bir çatışmada asla yer almaması gerekmektedir. Bu kapsamda İsrail"in Türkiye içerisindeki uzantılarını da devreye sokabileceği akıldan çıkmaması gereken bir husustur.
2003"te yapıldığı iddia edilen Balyoz Harekat Planı"nda Yunanistan ile savaş çıkarılması için çeşitli provokasyonlar yapılmasının planlandığı bu çerçevede kendi savaş uçağımızın da düşürülmesi kararının alındığı belirtilmektedir.
Türkiye her zamankinden daha dikkatli olması gereken bir döneme girmektedir. Bu çerçevede bu yazdıklarımızın sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN"a ulaştırılması önem arz etmektedir. Türkiye, İran-Irak savaşında olduğu gibi iki ülkenin güçlerinin ve potansiyellerinin birbirine yedirilmesi oyununa düşmeyecektir.