![]() Erdem ÖZGÜR
|
YURTDIŞINDA BORÇLANMA
Son günlerde yurtdışında bulunan vatandaşlardan çokça mesaj alıyorum. Zaten zor günler yaşadıklarını, bu yetmiyormuş gibi Sosyal Güvenlik Kurumu, yaptığı bir değişiklikle Kanunda bulunmamasına karşılık Türkiye’den bağlanan aylıkları yurtdışındayken keseceklerinden şikayet ediyorlar. Devlet her fırsatta lehine lobi yapmasını isterken, neden vatandaşların refah düzeyini yükseltmesine izin vermiyor diye soruyorlar.
Üç milyonu Avrupa Birliği üyesi ülkelerinde olmak üzere, yurtdışında halen 3 milyon 800 bin vatandaşımız yaşamakta. Sadece Almanya’da 630 bin süreli, 650 bin süresiz, 450 bin oturma koşullarına sahip vatandaşımız bulunmakta. Bu nedenle kesin dönüş Türkiye’de borçlanma ve aylık bağlanmada sorunlu bir uygulama haline geldi.
Açıklayayım…
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri, bu çalışma süreleri arasında veya sonunda herbirinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ve yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna(SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istekleri halinde sosyal güvenlikleri bakımından borçlandırılmaktadır.
Borçlandırılan sürelere istinaden aylık alabilmeleri için;
a) Yurda kesin dönülmüş olması,
b) Döviz borcunun tamamının ödenmiş olması,
c) Yazılı istekte bulunulması,
Gerekmektedir.
Böylece SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı aylık şartlarını yerine getirenler, taleplerini takip eden ay başından itibaren aylıkları bağlanmaktadır.
Yurda kesin dönüş, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumunda birleşinceye kadar farklı farklı uygulandı. Ancak birleşmeden sonra mızrak çuvala sığmadı.
SSK çok sayıda Kurum aleyhine açılan davalar sonucunda, sigortalılardan kesin dönüş yapıldığına dair beyan ve taahhüt belgesi alınmakta. İkametgah nakil belgesi sigortalılardan istenilmemekte. Zira bu belgenin istenilmesi, sağlık yardımlarını kapsayan sosyal güvenlik sözleşmeleri nedeniyle uzun vadede kuruma sağlık yardım masraflarını arttırmakta, kişilerin seyahat özgürlüklerine müdahale edilerek çifte vatandaşlı vatandaşlarımızı zor duruma sokmaktaydı. Yargıtay ilamlarında, kesin dönüşün ikametin nakli olarak değil çalışma hayatını sona erdirme ve ikamete dayalı sosyal yardım almama şeklinde değerlendirilmiştir. Bu nedenle kesin dönüş için sigortalılardan beyan ve taahhüt belgesi alınması yeterli sayılmaktaydı.
Bağ-Kur’da yurtdışı borçlanma işleri taşra teşkilatına devredilmiş olması nedeniyle yayınlanan genelgede boşluklar bulunduğundan farklı uygulamalar yapıldığına ilişkin şikayetler alınmaktaydı. Sigortalı yurtdışına gidiş ve kesin dönüş tarihinin tespiti için pasaportun fotoğraflı ve künyeli sayfası gümrük kaşeli gidiş ve dönüş sayfaları ile nüfus hüviyet belgelerinin veya noterden tasdikli suretlerinin ibrazı istenilmekteydi.
Emekli Sandığı kesin dönüşün iptaliyle ilgili davaları Anayasa Mahkemesince reddedildiği gerekçesiyle kesin dönüşün beyan dışında diğer tevsik belgeleriyle ispatlanmasının Kanuna uygun olduğunu ileri sürmekteydi. Kesin dönüşe dair sadece beyan ve taahüt belgesine bağlı işlem yapılmasının tek başına yeterli olmadığı, bu nedenle ikamet iptali, ikamet nakli istenmekteydi.
Kesin dönüş ev kadınları bakımından, yurtdışında çalışmama ve ikamete dayalı sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almama şeklinde anlaşılması, sigortalıların fiili dönüşünü engellemekteydi.
Bunun üzerine kesin dönüş ile ilgili farklı uygulamaları sigortalıların mağduriyetlerini giderecek biçimde SSK uygulamaları baz alınarak uygulama birlikteliğine gidilmesi yönünde çalışmalar yapıldı. 3201 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde 06.07.2007 tarihinde yapılan değişiklikle kesin dönüşü: yurtdışındaki çalışmasına sona ermesi, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri olan işsizlik ve hastalık ödeneği ile ikamete bağlı sosyal yardım almaması şeklinde düzenledi.
Tamam buraya kadar sorun yok. Çünkü vatandaşımız bu şartları yerine getirerek maaşını alıyor. Kurum Yönetmelikle diyor ki, aylık bağlama şartında aradığım kesin dönüş şartı ortadan kalktığı zaman, yani yurtdışında çalışmaya başladığında, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri olan işsizlik ve hastalık ödeneği ile ikamete bağlı sosyal yardım aldığında maaşını keserim.
Yurtdışı emeklisi ise haklı olarak diyor ki; Kanunda “aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları” kesileceği hükmü var. Çalışma dışında, Kanunda bulunmayan bir nedene dayanarak benim maaşımı kesemezsiniz.
Reform kapsamında ertelenen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Yönetmeliğe paralel düzenlenerek, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri ile ikamete bağlı sosyal yardım alanların aylıkları Kanunun yürürlük tarihinden sonra kesilebilir. Önceki dönemler için eski hükümler geçerli olacaktır.
Konu Danıştay’ın 11. dairesine intikal etmiş durumda.
Diğer bir sorunda şu; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları kullanması öngörülen, izinle vatandaşlıktan çıkanlar, vatandaşlıktan çıkmadan önceki dönemi 3201 sayılı Kanuna göre borçlanamamakta, borçlansalar bile aylık bağlanamamaktadır.
Gerçekten yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın hayat koşulları kötü. İşsizlik, özürlü ödeneği, konut yardımı, sağlık yardımı almadan bu ülkelerde yaşamaları mümkün görünmüyor. Eziyet haline gelen bu konuların kısa süre içinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı























