DTP"nin kapanma hikayesinde yaşananlara retrospektif bir nazarla baktığımızda şaşırtıcı hiçbir şey göremiyorum. Kısacası beklenen sonuç. Ama bu sonuç, toplumsal meselelerimizin çözümünde bugüne kadar hiçbir pozitif katkı sunmadı.
DTP, PKK İLE ARASINDA SET ÇEKMEDİ
Gelişmelerin ortaya koyduğu tabloda DTP, kendisine yapılan tüm çağrılara ve telkinlere rağmen terörle arasına net bir perde çekmiyor ve İmralı eksenli politikalarla siyaset devşirmeye çalıştığını görüyorduk.
DTP AÇILIMDA SAMİMİ DEĞİLDİ. BAKINIZ SOKAK EYLEMLERİ
Öte yandan DTP"nin özellikle "demokratik açılım süreci" gibi kritik bir dönemde ülkenin pek çok kesimine yayılan ve huzur ve asayişi tehdit eden molotoflu saldırılar ve illegal nümayişlere payanda olduğu da görülmektedir. "Barış" kelimesini diline pelesenk eden bir siyasal partinin kendisiyle çelişerek bu tür huzur bozucu gösterileri savunabilmesi kabul edilemez. Bunlar da demokratik açılım sürecini sabote edenlerin arasında veya optimist bir bakış açısıyla bilinçsizce bu sürece darbe vuranlar arasında DTP"nin ön sırada olduğunu gösteriyor. DTP"nin demokratik açılım sürecinin ruhuna samimiyet duymadığı ve siyasetle çözüme ulaşabilme noktasında fevkalade sorumsuz davrandığı açıkça görülüyor.
Bu encamda, bir terör örgütüyle olan bağlantısını bu kadar aleni ve bu kadar fütursuzca deklare eden; şiddeti bu kadar alenen ve resmen savunan bir partinin demokratik rejim içinde siyaset yapmasını savunmak hiçbir demokrat kolay değildir.
DTP ISRARLA İMRALI DEDİ
Siyaset yapma amacıyla sahneye çıkan bir siyasal parti açıkça "savaş"tan söz ediyorsa ve PKK"nın hain saldırıları çerçevesinde "barış" kelimesini telaffuz ederek ısrarla İmralı"yı işaret ediyorsa demokratik zeminde siyaset yapmayıp terörün enstrümanlarını kullandığı söylenir.
VENEDİK KRİTERLERİNE GÖRE DE DTP KAPATILABİLİR
Demokrasilerde parti kapatmak doğru değildir ama bunun da istisnaları elbette mevcuttur. Venedik kriterlerinde bile siyasal partinin terör ve şiddetle ilgisi belirleyici bir parametredir. Bu itibarla DTP Venedik kriterleri açısından bakıldığında da pozitif bir görünüm arzetmemektedir. Demokrasilerde siyasal partilerin kapatılması tabii bir durum sayılmasa da, muhtemel bir kapatma kararı, AB normları ve Batasuna davası kararı düşünüldüğünde üniversal demokratik hukuk normları karşısında tuhaf kaçmayacaktır.
KAPATMA PKK'YA YARADI
Anayasa Mahkemesinde görülen DTP davasında her ne kadar kapatma sebepleri teşekkül etmiş olarak görünse de, hukuken isabetli olan bir kapatma kararının siyaseten ve ülke açısından faydalı sonuçlar doğurmayacağını rahatlıkla görebiliyoruz. Kapatma kararı PKK"nın psikolojik manevra sahası açısından pozitif bir etkide bulunacaktır. Murat Karayılan"ın kapatma kararından sonra "çözüm yeri" olarak Kürt gençlerini dağa çağırması, PKK"nın psikolojik zemini çok süratli bir şekilde değerlendirmek istediğini göstermektedir.
ULUSLARARASI KONJÖNKTÜR TERÖRÜ İSTEMİYOR
PKK terörünün kapatma kararıyla kısa dönem için yoğun bir görünüm arzetmesi şaşırtıcı sayılmaz. Fakat bu terör görünümünün 90"lı yılların başındaki yoğunluğa ve istikrara ulaşması mümkün değil. Zira Türkiye"nin İran"la olan enerji anlaşmaları ve askeri işbirliği, Irak hükümetiyle olan terörle mücadele konsepti, Suriye"yle olan yakınlığı ve Ermenistan açılımın doğurduğu pozitif görünümlerin hepsi terör örgütünün aleyhinedir.
AB'DE DTP'Yİ PKK İLE ARASINA MESAFE KOYMADIĞI İÇİN ELEŞTİRDİ
Ama bunun ciddi boyutlar arzedeceğini de zannetmiyorum. Zaten AB de, DTP"yi PKK ile arasına mesafe koyması konusunda ikaz etmişti. Bu itibarla DTP"nin AB"ne karşı mağdur rolü oynaması mümkün değildir. Muhtemel kapatma sonucunun Türkiye"nin AB yolculuğuna sekte vurmasını da beklemiyorum.
DTP`nin kapanması, Kürt sorununa siyasi çözüm kapısının kapanması demek değildir. Demokratik açılım süreci, DTP ya da PKK istedi diye başlamadı. Onların isteği ve kararıyla da bitmemeli.
DTP KÜRT VATANDAŞLARIN ANCAK DÖRTTE BİRİNİ TEMSİL EDİYOR
DTP"nin Kürt vatandaşlarımızın ancak dörtte birini temsil ettiği gerçeğini unutmamalıyız. Onlar demokratik açılım kapısını kullanmadılarsa, yapılacak bir şey yoktur; siyaset yine yapılır; çözüm yine siyasette aranır. Kürt sorununun çözümü tabii olarak sadece ve sadece DTP"nin terörle sarmaş dolaş zihniyetine teslim edilemez. AB"nin siyasal partiler cihetiyle güvenlik unsurunu özgürlüklere nazaran önde tutması fevkalade demokratik ve isabetlidir. Zira güvenliğin olmadığı yerde siyaset üretilemeyeceği gibi kısmen de olsa üretilen siyasetin yapıcı bir etkisi yoktur.
GÜVERCİNLER ŞAHİNLEŞİYOR MU?
Politik açıdan dikkat çeken önemli bir nokta, DTP"nin güvercin kanadının en önemli iki simasının yasaklı hale getirilmesi. Bu durum bundan sonraki DTP tandanslı siyasetin daha sert ellere teslim edilmesi sonucunu umarım doğurmaz. Önümüzdeki süreçte şahinlerin kaptan köşkünde oturduğu bir DTP siyaset kadrosuyla karşılaşabiliriz. Bugün DTP güvercinlerinin önde gelenlerinden Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk"un açıklamalarına baktığımızda güvercinlerin saf değiştirerek şahinleştiklerini görmemiz, bu tehlikenin önemli bir alametidir.
İddialardan en tuhaf olanı ise (buna iddia bile denemez) DTP"nin ve son açıklamasında Murat Karayılan"ın "kendi partilerinin" AKP"nin Anayasa Mahkemesi üzerinde etki kurarak bu partiyi kapattırması planıyla ilgili DTP iddiasıdır. Kendi partisini kapanmaktan zor kurtaran AKP, nasıl olur da DTP"nin kapanmasına etki eder şaşırtıcı doğrusu. Öyle görülüyor ki DTP yargı ve devlet bürokrasisi konusunda kendisini biraz daha yetiştirmesi gerekiyor.
DTP'Yİ DTP KAPATTI
Resmin bütününe bakıldığında DTP"yi kapatanın yine DTP"nin kendisi olduğunu ve bu noktada PKK"nın etkili olduğunu görüyoruz. PKK"nın ekstrem Kürt siyasetini yeniden inşa edeceği ve Ergenekonla bağlantılı bir şekilde 12 Eylül öncesi kaotik zeminin teşkili amacına matuf olarak önemli rol oynayacağı beklenebilir.
Nihayetinde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç sözlerinde haklıydı. "Siyasetin yükünü bize yüklemeyin" diyordu. Doğruydu. Adalet siyasete kurban edilemezdi. Parti kapatmak elbette ki çözüm değil ama hukuk içinde siyasi çözümler aramak da beyhude uğraşmalardır.