Öcalan ve PKK: NAMAZ TİYATRODUR
İSTATİSTİKLER EVET DİYOR AMA?
HAMDİ YAVER AKTAN'TAN İTİRAF
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SİZDEN GELENLER
Darbe İddialarından Kim Menfaat Sağlıyor?
27 Ocak 2010 Çarşamba

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ"un “Balyoz Planı” ile ilgili olarak söyledikleri hayli çarpıcıydı<[1]. Birçok şey söyledi Başbuğ. Sadece diliyle söylemedi söyleyeceklerini. Zaman zaman öfkelenerek, hatta elini kürsüye vurarak, kimi zaman ise sıkıntısını yüzüne yansıtarak hem TSK"ya hem de topluma çarpıcı mesajlar vermeye çalıştı. O mesajların arasında ikisi vardı ki çarpmakla da kalmadı. Biri düşündürdü, diğeri ise şaşırttı.

Başbuğ; “Darbe iddialarının sürekli gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor?” derken düşündük, “TSK"nın da sabrının bir sınırı var” derken ise şaşırdık.

Darbe iddialarından kim menfaat sağlıyor olabilir?

Öncelikle (Başbuğ"un da kast ettiği bu olsa gerek) TSK"yı yıpratmayı ve zayıflatmayı amaç edinen kişi veya kesimlerin darbe iddialarının gündemde kalmasından menfaat sağladıkları düşünülebilir. Zira A&G şirketinin anketine göre, Ergenekon soruşturması öncesi orduya duyulan güven yüzde 90"lar seviyesindeyken, bu oran, geçtiğimiz yılın sonunda yüzde 60"lara düşmüştür<[2]. Üstelik anketin yapıldığı tarihlerde “Balyoz Planı” henüz Türkiye"nin gündeminde bile yokken. Halkının kendisine güvenmediği bir ordunun, gücünü ortaya koymak için gerekli motivasyondan uzak olacağı elbette aşikardır.

Başbuğ, aynı zamanda bu ifadesiyle AKPARTİ"yi de kast etmiş olabilir. Zira darbe iddiaları nedeniyle mağduru konumunda bulunan AKPARTİ"nin oylarını arttırdığı sabık Genelkurmay Başkanı"nın malum bildirisinden beri dillendirilen bir konudur.

Peki, bir an için darbe iddialarından AKPARTİ"nin ve TSK"yı yıpratmak isteyenlerin menfaat sağladığını kabul edelim. Ama bu bahsedilen şeyler sebep değil, ortaya çıkan sonuçlar değil midir?

Gerçek, Sayın Başbuğ"un da idrak etmesi gerektiği gibi, darbe iddialarının gündemde kalmasından asıl menfaat sağlayanın TSK"nın bizzat kendisi olduğudur.

Hep söylenir, “bizler asker milletiz” diye. Millet olarak askeriz de, asker olarak da (istisnalar hariç) hep siyasetçiyiz. Ordu olarak padişah hal eder, istediğimiz şehzadeyi padişah yaparız. Önce devleti felakete sürükler sonra yeniden devlet kurarız. Hükümeti beğenmediğimizde ya darbe yapar ya da nutuklar irat eder, siyasete balans ayarı çekeriz. Sadece askerlik değildir işimiz, dış politikadır, ekonomidir, milli eğitimdir. Millet olarak ömür boyu, her yerde askersek de, asker olarak ömür boyu ve her cenahta siyasetçiyiz.

Oysa asıl orduyu yıpratanın darbe iddialarından çok askerin siyasetle uğraşması olduğunu 1. Balkan Harbi"nde acı olarak tecrübe etmedik mi? Ya zamanın Genelkurmay Başkanı Enver Paşa"nın maceralarının ülkeye felakete sürüklediğini? 1960 darbesiyle demokrasinin onarılması zor bir yara aldığını? 1980 darbesiyle ülkenin siyasi heyecanının ve siyaset özgüveninin yer ile yeksan edildiğini? Muhtıraların siyaset üzerindeki tahribatını saymaya lüzum bile görmüyorum.

Bu tahribat nedeniyledir ki iktidarla sandık yoluyla mücadele edemeyenler “Ordu, Göreve!” pankartı asarlar, iktidardakiler de, “iki gömleğim var, biri bayramlık diğeri idamlık” resti çekerler. Çünkü iktidarı hedefleyen her siyasetçinin aklının bir köşesinde, seçim meydanlarında giydikleri o gömleğin bir gün idamlık gömleği olacağı, yine meydanlarda sallanan o parti bayrakları gibi bedenlerinin darağacında sallanabileceği endişesi vardır. Bu endişe içerisinde ne kadar doğru politikalar üretilebilir ve izlenebilir ki?

Ve maalesef ordunun üst düzey kademesinden resmen ve açıkça siyasete müdahaleler de çok uzak tarihli değildir. Darbe iddialarını ve bu amaca yönelik ortaya çıkan belgeleri saymaya yine lüzum bile görmüyorum.

Askerin siyasetle uğraşmasının demokrasiye, dolayısıyla ülkenin istikrarına ve kalkınmasına yaptığı tahribatı kendisi de bir asker olan Atatürk yıllar önce görmüş ve hem vekil hem de asker olan kişilerin ya vekillikten ya da askerlikten ayrılmalarını istemiştir.

Darbe iddialarını gündemde tutmak bu nedenledir ki ilk önce TSK"nın menfaatinedir. Ancak, siyasetten uzak, zihnini sadece askerlik sanatı ve ülke savunması ile meşgul eden bir ordu güçlü ve caydırıcı olabilir. Aksi takdirde siyaset ile uğraşan ve emrinde koca ordular bulunan komutanların, daha az sayıdaki ordular karşısındaki hezimetleri tarih sayfalarında yerini almıştır.

Darbe iddialarının gündemde kalması, bu yönde bir amaç ve eylem içerisinde olan askeri ilk etapta caydıracaktır. Böyle bir gündemi olan asker bilecektir ki, siyasete müdahale amaçlı en ufak bir plan ve eylemi, daha işin başında deşifre edilmekte, dolayısı ile yargılanma tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Yine bilecektir ki, tıpkı seçim ve anket sonuçlarında halkın tavrının açıkça görüldüğü gibi belge sızmasından anlaşılacağı üzere, askerin içinde de darbe karşıtı bir çoğunluk söz konusudur. Artık, eskisi gibi rahat hareket edemeyecek, istediklerini topluma ve siyasetçiye dayatamayacaktır. Darbe iddialarının gündemde olmasından en başta darbeyi aklının bir köşesinden geçiren asker, sivil her kişi ve kesim rahatsızlık duymaktadır. Bu iddialar nedeniyle başlatılan soruşturma ve yargılama neticesinde darbe niyetlisi kişilerin gerek ordudan gerekse toplumdan ayıklanması TSK ve demokrasinin menfaatinedir.

Hatırlayın, İtalya"daki “Temiz Eller” operasyonlarını. İddialar başta İtalya olmak üzere dünyanın gündeminde kalmasaydı, başarılı olabilir miydi Temiz Eller?

TSK"nın Sabrı Taşarsa…

Gelelim Başbuğ"un bizi şaşırtan, “TSK"nın sabrının bir sınırı var” ifadesine.

Aslında bunu, TSK içindeki dengelerin korunması adına söylenmiş talihsiz bir ifade olarak değerlendirmek mümkündür. Başbuğ"un ifadesini, TSK"ya “bakın, sizi koruyor ve kolluyorum” mesajı olarak görmek gerekir. Zaten açıklamasında Başbuğ, Taha Akyol"un da ifade ettiği gibi hem nalına hem mıhına vurmaya gayret etmiştir<[3]. Başbuğ"un açıklamalarında yüzüne zaman zaman yansıyan sıkıntının kaynağı da budur. Orduyu disipline alma ve siyasetten uzak tutma ile orduya sahip çıkma arasındaki muvazeneyi sağlayabilme çabasının zorluğu.

Ancak, neticede “TSK"nın sabrı” meselesi talihsiz ve bizleri şaşırtan bir açıklamadır. Akla hemen şu sorular gelmektedir: Nedir TSK"nın sabrının sınırı? Ahmet Altan"ın yazdığı gibi<[4] vurdurmak mıdır, parti veya gazete kapattırmak mıdır? Tarihe bakarsak, darbe mi yapmaktır ya da hukuk düzeni içinde kalmak mıdır?

Özetle, TSK"nın sabrının sonu selamet midir yoksa felaket midir? Bu sorunun cevabını tarihte mi arayalım, hukukta mı?

Sorarlar adama…

Göksel AKINCI

 

--------------------------------------------------------------------------------


<[1] <http://www.stratejikboyut.com/haber/ilker-basbugun-balyoz-yorumu--30840.html

<[2] <http://www.milliyet.com.tr/ankette-yukseliste-olan-iki-parti/siyaset/sondakika/25.01.2010/1190358/default.htm

<[3] <http://www.milliyet.com.tr/hem-nalina-hem-mihina/taha-akyol/siyaset/yazardetay/26.01.2010/1190758/default.htm?ver=15

<[4] <http://taraf.com.tr/makale/9696.htm

 

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Sana ne RECEP BEY?  - (16 Ağustos 2010 Pazartesi)
Teröre Karşı Bizim Görevimiz Ne?  - (01 Temmuz 2010 Perşembe)
Ruhat Mengi'nin Çelişkili Yazıları  - (18 Haziran 2010 Cuma)
İsrail'e Giden Tank Modernizasyon Paraları  - (20 Mayıs 2010 Perşembe)
Meclis'te Büyük Taktik Savaşları!  - (22 Nisan 2010 Perşembe)
SİVİL TOPLUMA DAHA FAZLA İNSİYATİF  - (08 Nisan 2010 Perşembe)
Anayasa Değişikliği İptal Edilir mi?  - (05 Nisan 2010 Pazartesi)
OKUMAZSANIZ AÇIKLARIM!  - (17 Şubat 2010 Çarşamba)
Mesele “Mahalle” Değil be Yeğen!  - (15 Şubat 2010 Pazartesi)
Türkiye'nin En Önemli MESELESİ?  - (24 Kasım 2009 Salı)
“AÇILIMIN KÜRT AYAĞI NE DURUMDA?”  - (19 Kasım 2009 Perşembe)
'Bu Cumhuriyet Bizim'  - (02 Kasım 2009 Pazartesi)
Açılım Üzerine (3) : Devletin Temel Unsuru  - (30 Eylül 2009 Çarşamba)
AÇILIM ÜZERİNE (2): İnanalım...  - (14 Eylül 2009 Pazartesi)
'AÇILIM' ÜZERİNE (1) Korkmayalım...  - (03 Eylül 2009 Perşembe)
Kafkasya'da BÜYÜK OYUN?  - (21 Ağustos 2009 Cuma)
İnterneti Neden Çok Seviyoruz?  - (15 Temmuz 2009 Çarşamba)
Kürt Sorunu ve İSKOÇ MODELİ  - (22 Haziran 2009 Pazartesi)
Erdoğan'ın DTP Gel-Gitleri?  - (22 Haziran 2009 Pazartesi)
Muhsin Yazıcıoğlu Gıyabında Ödüllendirilmeli  - (17 Haziran 2009 Çarşamba)
GÜRÜLTÜ SİYASETİ  - (14 Haziran 2009 Pazar)
'BEN DEĞİŞTİM' Diyebilmek  - (22 Mayıs 2009 Cuma)
KÜRTLER ve ŞİDDET  - (06 Mayıs 2009 Çarşamba)
PKK TAKTİK DEĞİŞTİRİYOR  - (04 Mayıs 2009 Pazartesi)
1 Mayıs'ta Kim Haklı? İşçi mi? Devlet mi?  - (30 Nisan 2009 Perşembe)
FORMULA 1 Nasıl Kurtulur?  - (28 Nisan 2009 Salı)
Azerbaycan Neden Rusya'ya Yakınlaştı?  - (21 Nisan 2009 Salı)
Avrupa Birliği Her An Parçalanabilir  - (23 Mart 2009 Pazartesi)
ABD Türkiye'ye Muhtaç! Çünkü?  - (13 Mart 2009 Cuma)
Bir Hastanın Başına Gelenler  - (18 Şubat 2009 Çarşamba)
Filistin'de DİRİLİŞ - Sema Gökmen  - (05 Şubat 2009 Perşembe)
Belgelemek ve Batırmak - Hayri Yenialp  - (12 Ocak 2009 Pazartesi)
Mevzuata Nasıl Kolay Erişiriz  - (05 Ocak 2009 Pazartesi)
100 TEMEL ESER POLİTİKASI  - (29 Aralık 2008 Pazartesi)
Gösteri Yapanlar AMAN DİKKAT! - Elif ŞAHİN  - (22 Aralık 2008 Pazartesi)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
18.96 ms