TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mahmut KARAKÖSELİ
Cumhuriyet'in Toplumu Dönüştürme Projesi Başarısız Oldu
14 Eylül 2009 Pazartesi

Marksist teoride bir “altyapı”, “üst yapı” meselesi vardır. Altyapı üst yapıyı belirler, şekillendirir, altyapı etkin, üst yapı edilgindir. Üst yapı, altyapıdan bağımsız ve bağlantısız değildir, olamaz. Marksizm’e göre altyapıyı ekonomi, üstyapıyı politika vs. oluşturur.

Sosyolojik açıdan ise altyapıyı toplum ve onun kültürü, özellikleri oluşturur. Siyaset, ekonomi, sanat, müzik vs ona göre şekil alır.

Jakobenizm Tutmadı

Türkiye’de birileri bir zaman oturup Türk toplumunun geleceğine matuf bazı kararlar aldılar. Toplumu ve onun kültürünü, ekonomisini, politikasını, sanatını batı tarzında, tepeden inme yöntemlerle yeniden yapılandırmaya çalıştılar. Bunda epeyce de başarılı oldular, ama bu tepeden inmeci, dikte edici, zoraki değişim toplumdan ciddi direnç gördü ve tam oldu-oluyor, derken; toplum kültüre, sanata, siyasete, devlete kendi rengini vermeye ve toplumu dönüştürme projelerini boşa çıkarmaya başladı.

Halkı "Malzeme" Olarak Gördüler

Türk toplumunu batı formunda dönüştürmek ve kendi dinine, diline, kültürüne, örfüne, tarihine yabancı kılmak isteyenler ne Marksizm’in, ne sosyolojinin kabul edeceği farklı bir yönteme başvurdular. Üst yapıyı topluma ve toplumun temel özelliklerine göre oluşturmaya çalışmak yerine, tamamen “mühendislik işi” planlar projeler çizdiler ve hem üst yapıyı, hem de toplumu kökten değiştirmeyi amaçladılar. Bu değişim ve dönüşüm için bazı kurumlara dönüştürücü misyonlar yüklediler. Bu kurumlar uzunca süre toplumun özelliklerini ve taleplerini kale almaksızın toplumun, kültürünü, dilini, dinini, dönüştürmeye, değiştirmeye çalıştı. Devrimin öncüsü, transformatörü bazı kurumlar ve kuruluşlar oldu, halk bu süreçte “malzeme” olarak görüldü.

Bu kurumlar yakın zamana kadar hemen bütün alanlar üzerinde belirleyici ve etkiliydiler, her dedikleri oluyordu. Çok partili dönemde demokratik düzene uyum sağlamakta zorlanmışlar ve yaptıkları 1950–1960 arasında epeyce örselenmişse de, çok geçmeden demokratik sisteme uyumlu bir düzen kurmayı başarmış ve devlet aygıtının içine lehlerine “dengeleyiciler” ve “düzenleyiciler” yerleştirmişlerdi.

Toplumu Şekillendiren Ana Kurum TSK Olageldi

Toplumu dikkate almayan despotik, aristokratik zihniyet, toplumu “yola getirilecek”, “hizaya sokulacak”, “şekil verilecek” malze olarak görmüştü. Altyapıyı oluşturan, toplumu şekillendiren ana kurum genellikle TSK olagelmişti. Yargı ve diğer bazı kurumlar toplumu dönüştürme ve kontrol etme işinde TSK emrinde iş tutmakta, ona göre hiza almaktaydı.

AKP Hükümeti'ne hocası Erbakan’ın reflekslerini göstereceğini umarak 1 yıl ömür biçenler çok geçmeden bunların hocaları kadar kolay devrilemeyeceğini anlayıp, hükümeti bitirmek için daha sofistike devirme planları yapmaya başladılar.

Pek çok eylem planı, PH mahsulü çalışma hazırladılar. SARIKIZ. AYIŞIĞI, ELDİVEN eylem planı bunlardan bir kaçıydı.

Rektörleri harekete geçirdiler, güdümlü bazı gurupları sokaklara döktüler olmadı.

İrticayı hortlatacak senaryoları devreye sokmaya çalıştırlar millet yemedi.

Kürt-Türk çatışmasından medet umdular, şehitler üzerinden gerilim oluşturmayı, bayrak üzerinden kriz çıkarmayı denediler olmadı.

Hükümeti kendi içinden çatlatmayı, parçalamayı denediler beceremediler.

Daha önceki hükümetlerin koltuğu bırakıp kaçtığı muhtırada sökmedi bu hükümete.

Partiyi kapatmayı denediler geri tepti. Bu gün hükümet 7 yılını devirmek üzere ve bunlar hala bir şey yapabilmiş değiller. Üstelik Ergenekon davasıyla dengeleri altüst olmuş durumda.

Karanlık senaryolarının, provakatif çalışmalarının pek çoğu deşifre edildi. Artık altyapı, rejimin bekçisi cumhuriyetin koruyucusu kurumlar, yapılar toplumu maniple etmekte, şekillendirmekte yetersiz kalıyorlar. Dahası bu kurumların kendileri, misyonları, başlarındaki insanlar sorgulanır hale geldi.

Artık bazı kurumların her yaptığının, her dediğinin arkasında durmuyor, bilakis yine hangi “çapanoğlan” çıkacak diye işkilleniyor.

1908'de İttihat ve Terakki ile başlayan toplumu dönüştürme ve değiştirme projesi artık işlemiyor. Sosyolojinin kurallarına aykırı olarak mühendislikle, bazı kurumlarla, devlet eliyle toplumu şekillendirme-yönlendirme işi tutmadı. Bir kalıba soktuk diye düşündükleri millet kalıpları kırıp çeperleri çatlatıp yeniden kendi halini alıyor. Dahası millet, devleti kendisine göre yeniden yapılandırmanın, örgütlemenin çabası için girmiş görünüyor.  

Cumhuriyet projesi ne Kürtleri Türkleştirebildi, ne Türkleri tam manasıyla batılılaştırıp laikleştirebildi. Her şey yarım yamalak şu anda Türkiye’de. Ne tam batılı olabildik, ne tam laik olabildik ne tam Müslüman kalabildik. Yöneldiğimiz ve “tek kapı” olarak gördüğümüz AB de bunun farkında ki bize çifte standart uyguluyor.

Cumhuriyet projesi toplumu arzu edilen şekilde dönüştüremedi ama toplum devleti-bürokrasiyi kendisine göre yeniden şekillendirecek görünüyor.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
cengiz
atilla
kürtleri türkleştiremedik ama. 2 000 000 ermeniyi kürtleştirebildik :))
18 Eylül 2009 Cuma 03:44
böyle halkın böyle demokrasisi olur.
savaş karaman
kürtleri türkleştiremedi. çünkü 40-50 oy alma kaygısıyla kürt aşiret reisleri milletvekili yapıldı.

o adamlar mecliste olduktan sonra kürtlerin türkleştirilmesi imkansızdı.

türkler laikleştirilmedi. çünkü adnan menderesten beri 40-50 bin tarikat oyu için şeyhler ve müritleri milletvekili yapıldı.o adamların olduğu bir meclis laikliğe mi sahip çıkacaktı.

ne ulus bilinci ne inanç özgürlüğü halkın umurunda bile olmadığı için de türk kimliğini de laikliği de savunmak orduya kaldı.bu işlerde aslında en mağdur taraf ordudur.böyle halkın böyle demokrasisi olur.
16 Eylül 2009 Çarşamba 09:30
mustafa sana
ali
mustaf sen dogmadan çok çok yıllar önce varmış kürtler o sadece bir tanesi 1200 li yıllardan selahaddin eyyubi 3200 bırak onların ötesine gidiyoruz sen iyi araştır görürsün sadece lafa endekslisiniz araştırma yok sadece havlar durusunuz Bİ DE size ait olmayan biririnin saçam sapan lafıyla türk açılımı istiyoruz demeyin çok istiyorsanız sizin mantıgınızla ya sev ya terk et hadi çine sizi bekliyorlar ya adam olun ya da onursuz olun sizin gibi düşünenlede onur olurya
15 Eylül 2009 Salı 23:15
arkadaş harun
mustafa
kabileden ve aşiretlerden öteye gidememiş torunlar. sellahaddinin torunuda yaptınız ya kendinizi helal olsun. 13. yüzyıl nere mö 3200 den önce nere hesap et hangi kültür daha uzun ömürlüymüş. ırkçının kim olduğuda şuan sarfettiğin laflardan belli. kültürünüde belli ettin.
15 Eylül 2009 Salı 18:11
...
hewal harun
kürtleri hiç mi hiç ama hiç bir güç ne türkleştirebilir ne de başka bir şekle sokar ...çünkü kürtlerin kültür zenginliği var kürtler ne lazlar gibi rum tohumudur ne de çerkezler veya diğer anadoludaki ırklar gibi anadolunun kültürsüz halklarıdır..kürtler selahattin eyyübinin torunlarıdır daha 13. yyılda tarihleri yazıya geçmiş kutlu halktır...zaten kürt geni de başkalaşmaya elverişsizdir....
15 Eylül 2009 Salı 17:35
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
"HAYIR"CI DERİN CEPHE  - (19 Temmuz 2010 Pazartesi)
Türkiye KÜRT KARTINI Eline Almalı!  - (06 Temmuz 2010 Salı)
SAVAŞ ASIL KİMLER ARASINDA?  - (22 Haziran 2010 Salı)
MİT'DE REFORM FIRSATI  - (15 Haziran 2010 Salı)
Kılıçdaroğlu'na AYKIRI ÖĞÜTLER...  - (26 Mayıs 2010 Çarşamba)
BÜYÜKSÜN BAYKAL!  - (17 Mayıs 2010 Pazartesi)
CUMHUR KARŞITI CUMHURİYETÇİLER  - (01 Nisan 2010 Perşembe)
MHP Statükoya-CHP'ye Yanaşık Yürüyor  - (11 Mart 2010 Perşembe)
ABD İçin Bir Afganlının Bedeli 1500 USD  - (22 Şubat 2010 Pazartesi)
TOPLUMUN TEMEL TAŞLARI OYNATILIYOR MU?  - (11 Aralık 2009 Cuma)
Yeni Proje AKP ve CEMAATİ Kapıştırmak!  - (24 Kasım 2009 Salı)
YURTTA KAVGA CİHANDA KAVGA  - (04 Eylül 2009 Cuma)
Demokratik Açılım Süreci Sabote Edilebilir...  - (24 Ağustos 2009 Pazartesi)
ZEDELENEN Adalet Duygusu  - (06 Ağustos 2009 Perşembe)
BATI Aslına Dönüyor...  - (16 Haziran 2009 Salı)
ABD-TSK İLİŞKİLERİ VE BAŞBUĞUN ZİYARETİ  - (03 Haziran 2009 Çarşamba)
Ayakta Kalan Tek Muhalefet: YARGI  - (22 Mayıs 2009 Cuma)
TSK’YI KİM KORUYOR, KİM YIPRATIYOR?  - (11 Mayıs 2009 Pazartesi)
SEÇİMLERİN VERDİĞİ MESAJLAR...  - (30 Mart 2009 Pazartesi)
Obama ABD DERİN DEVLETİNİN Tercihi mi?  - (21 Ocak 2009 Çarşamba)
DTP Kendi Kapattırmak mı İstiyor?  - (12 Kasım 2008 Çarşamba)
Ergenekon'a KİM NASIL BAKIYOR?  - (18 Ekim 2008 Cumartesi)
PATLAMA ERGENEKON'UN MUKABELESİ Mİ?  - (29 Temmuz 2008 Salı)
ERGENEKON SEVİCİLER SOBELENİYOR…  - (18 Temmuz 2008 Cuma)
“DOKUNULAMAZ!”LARA DOKUNULDU  - (03 Temmuz 2008 Perşembe)
Vatandaş MHP'yi SOBELİYOR...  - (10 Haziran 2008 Salı)
Millet Adına MİLLET RAĞMINA  - (29 Mayıs 2008 Perşembe)
Kraliçenin Magazinleştirilen Ziyareti  - (17 Mayıs 2008 Cumartesi)
AKP KADRO PARTİSİ OLAMADI  - (06 Mayıs 2008 Salı)
Bu Kördüğümü MHP Çözebilir  - (26 Nisan 2008 Cumartesi)
AB'ye Girmek ya da 52. EYALET KALMAK  - (11 Nisan 2008 Cuma)
MHP Nerede Duruyor?  - (03 Nisan 2008 Perşembe)
ABD Kapatma Davasının Neresinde?  - (25 Mart 2008 Salı)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
18.24 ms