TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nezir AKYEŞİLMEN
Anayasadaki 'DEMOKRATİK CUMHURİYET'
25 Aralık 2008 Perşembe

Bugün Türkiye’de darbenin hala devam ettiğinin resmi ve hukuki belgesi niteliğindeki 82 cunta anayasasını hazırlayanların kafasının ne kadar karışık olduğu ve sloganik bir edayla temel kavramların nasıl rastgele kullanıldığını gösteren birçok örnek gösterilebilir. Anayasada yer an devlet, hürriyet, toplum, cumhuriyet ve demokrasi gibi kavramlar incelendiğinde, bu kavramların ifade ettiği anlam ve fonksiyonları icabı gerekli yerlerde kullanılmak yerine, kulağa hoş gelsin, bir şeylere vurgu yapsın, birilerine (cuntaya, dünyaya ve vatandaşa) şirin görünsün diye serpiştirildikleri görülmektedir.

Ülkemizde demokrasi önündeki engeller saymakla bitmez, zira 70 milyon vatandaşın her biri size ayrı bir neden sayabilir. Başta gelen nedenler ise asker-sivil ilişkileri, devlet-merkezli bir eğitim alan ve öyle bir zihniyetle hareket eden, adalet yerine devlet çıkarını kutsayan yargı, otoriter gelenekler, anti-demokratik kültür gibi bir dizi haklı neden…

Fakat bütün bu önemli-önemsiz 70 milyon neden ortadan kaldırılsa bile, mevcut siyasi partiler yasası ve seçim yasası ile ülkemize gerçek manada bir demokrasi gelmez. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru ve en büyük sivil toplum kuruluşları olan siyasi partiler, ülkemizdeki anti-demokratik düzenlemelerle birer devlet organı haline getirilmiş, daha önemlisi her biri kendi içinde birer diktatörlüğe dönüşmüştür. Milletvekillerinin halka karşı sorumlu olmasını sağlayan “dar bölge seçim sistemi” yerine, milletvekillerini parti liderine karşı sorumlu hale getiren “parti listesi” sistemi öngörülmüştür. Bu nedene, milletvekilleri maalesef temsil ettiği düşünülen halkın talep ve ihtiyaçlarını dillendirmek yerine, parti liderliğinden gelen her türlü düzenlemeye taraf olmak zorunda kalmamaktadır. Bu da, ülkemizde demokrasinin konsolide olmasını engelleyen 70 milyon nedenin başında gelmektedir.

Demokrasimizin önündeki bu önemli nedeni tanzim eden “siyasi partiler kanunu” dördüncü madde, ikinci fıkrasında “Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi”den söz etmektedir.

Bunun üzerine Anayasadaki demokrasi nitelikleri neymiş diye bir bakmaya çalıştım.

Ve başta belirtildiği gibi, anayasada demokrasinin nitelik ve nicelik yönünden oldukça kısır kaldığını fark ettim. 19 bin kelimeyi aşan ve geçici maddelerle 179 maddeden oluşan anayasada demokrasi kavramı isim olarak sekiz ve birçoğu ne ifade ettiği belli olmayan sıfat olarak da yedi kez kullanılmıştır. Daha kötüsü demokrasinin esasını ve niteliklerini belirleyen insan hakları kavramı yapılan bütün değişikliklere rağmen sadece beş kez geçmektedir. Buna mukabil cumhuriyet 42, Asker ve askeri 60 ve Türk kelimesi ise millet, ırk veya vatandaşlık anlamında 100’e yakın kullanılmıştır. Kullanılan kavramlardan zaten hem anayasansın hem de demokrasinin nitelileri ortaya çıkıyor aslında.

Demokrasi isim ve sıfat olarak toplam 15 defa kullanılmış ama nasıl? Başlangıç bölümünde “hürriyetçi demokrasi”, 120 ve 122. maddelerde de “hür demokrasi” ifadesi geçmektedir. Hür ve hürriyetçi demokrasi ifadesi hoş fakat içi boş… Sıfat olarak ne ifade ettiği anlaşılmayan ve anlaşılması da mümkün olmayan, bizdeki demokrasi literatüründe bir karşılığı da olmayan şekillerde bile kullanılmış.

Demokrasi sıfat olarak şu şekillerde kullanılmıştır; demokratik toplu hayatı, demokratik siyasi hayat, demokratik devlet ve demokratik cumhuriyet…

Demokratik toplum hayatı ve demokratik siyasi hayat kavramlarının pratikte neye tekabül ettiğini, bu kavramlara yönelik ne tür bir hukuki düzenleme öngörüldüğünü ve demokrasinin kurumsal ve değerler yönünde neyi gerektirdiğini açıklayan bir düzenleme görmek mümkün değil.

Anayasada en dikkat çeken kullanım ise “demokratik cumhuriyet” kavramıdır. Bu kavramı iki açıdan değerlendirmekte fayda var. Birincisi, Türkiye’de çokça tartışılan demokrasi-cumhuriyet ilişkisidir. Bazılarına göre demokrasi ve demokratik reformlar cumhuriyeti tehdit ediyor, bazılarına göre ise, cumhuriyet imtiyazlı bir zümrenin imtiyazlarını korumak için toplum mühendisliğinde kullandığı ve içinin boşaltıldığı bir kavramdır. Oysa anayasada öngörülen cumhuriyetin temel niteliği demokrasidir, her ne kadar bu demokrasinin nitelikleri tam olarak belirtilmediyse bile. İkincisi ise, Türkiye’de anayasaya ifadesini bulan “demokratik cumhuriyet” kavramına son yıllarda yüklenen anlamdır. 2005 Ağustos’unda Başbakan bu ifadeyi bir konuşmasında kullandığında Türkiye’de yer yerinden oynamış ve Başbakan’ın ne hainliği ne de bölücülüğü kalmıştı. Zira bu kavram daha çok Abdullah Öcalan ve DTP söyleminde öne çıkmaktadır. Bu nedenle, birçok şey gibi anayasadan bihaber kimi kesimler tarafından, anayasada hem de iki kez geçen “demokratik cumhuriyet” bölücü bir kavram olarak ilan edilmişti(r).

Siyasi partiler yasasında sözü edilen “Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi” ifadesindeki nitelikleri Anayasada görmek ve anlamak oldukça zordur. Sözün özü, demokrasi anayasada evrensel manada uygulanan fonksiyondan ziyade bir makyaj, bir maske olarak kullanıldığını ileri sürmek fazla abartı olmaz. Günlük hayatımızda, anayasada belirtilenin aksine, demokratik olmayan toplum hayatı ve demokratik olmayan siyasi hayatımızda bunu görmek mümkün.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
askeri anayasa
savcı hakim
bence en son ki anayasa türkiyenin askerine ne kadar itaat ettiğini göz önüne seriyor.Bir an önce anayasanın derhal değiştirilmesini şahsen kendim kanaatimle istiyorum.Nedeni ise değişen dünyada halk kendi kendini yönetirken sizin başınızda asker nöbet tutup her işinize karışacak.Bir de asker olsa neyse bunun daha ımfsi,abdsi,absi var o bakımdan derhal tam bağımsız bir devlet olabilmemiz için biran önce askeri anayasayı değiştirip demokratik bir anayasa ya sahip olmalıyız.
28 Ocak 2009 Çarşamba 13:14
kendimi bulamıyom
nemir celali
ben çok demokratik olduğuma inanıyorum fakat anayasa bana hitap etmiyor,üzgünüm...
28 Ocak 2009 Çarşamba 02:46
areda
er
O anayasayı yazan DANİŞMA meclisiydi şimdi duyuyoruz.Ne kadar demokratik olabilir de ki.aradan 30 yıl geçti.Hala değişen sadece yaşları
27 Ocak 2009 Salı 22:17
anayasa
mehmet kılıç
çok yerinde bi çalışma tebrik ederim benimde eklemek istediğim birkaç şey var.iktisatçı olmamdan ötürü anayasayı bir çok defa okudum üniversite mezunu birisi çok kolay olmamakla birlikte anlayabiliyor ama ya sokaktaki insan anaysalar bütün yurttaşların anlayacağı açıklıkta olmalı.82 anayasasına genel olarak baktığınızda çok kuralcı ayrıntılı ve düzenleyici olduğunu görürsünüz askeri bir rejim sonucu hazırlanmasının ürünü olarak
sivil bir anayasaya ihtiyacımız var toplumun her kesimini kucaklayan aidiyet duygusunu güçlendirecek bütünleştirici bir anyasa olmalı herkes tarafından kolayca anlaşılır olmalı
27 Ocak 2009 Salı 19:00
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
İsrail İnsanlığa KURŞUN SIKTI  - (02 Haziran 2010 Çarşamba)
GANDİ KEMAL'İN SÖYLEYEMEDİKLERİ?  - (24 Mayıs 2010 Pazartesi)
Ulus Devlet mi, Devlet Ulus mu?  - (11 Mayıs 2010 Salı)
Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi?  - (05 Nisan 2010 Pazartesi)
Türkiye Ergenekon'dan Çıkıyor  - (22 Mart 2010 Pazartesi)
Türk Talibancılığı Can Çekişiyor  - (15 Şubat 2010 Pazartesi)
Vesayetin Öteki Yüzü: Kontrdemokrasi  - (20 Ocak 2010 Çarşamba)
KORKU POLİTİKASI NEREYE KADAR?  - (30 Aralık 2009 Çarşamba)
ÖFKE SEANSLARI  - (24 Aralık 2009 Perşembe)
Demokratik Açılım Başarılı Olur mu?  - (28 Ekim 2009 Çarşamba)
Obama Doktrini Üsluptan Öte Birşey mi?  - (15 Eylül 2009 Salı)
GERÇEKTEN 'VATANDAŞ' MIYIZ?  - (07 Eylül 2009 Pazartesi)
Güçlü Demokrasi, Güçlü Türkiye  - (01 Eylül 2009 Salı)
Türkiye Modeli Nasıl Olmalı?  - (13 Ağustos 2009 Perşembe)
Ucu Açık Darbe Süreci  - (29 Haziran 2009 Pazartesi)
AB’den Türkiye’ye Pozitif Ayrımcılık mı?  - (22 Haziran 2009 Pazartesi)
Obama Doktrini: Önce Selam, Sonra Kelam ama…  - (11 Haziran 2009 Perşembe)
Siyasi Partilerin Kürt Sorununa Bakışı  - (25 Mayıs 2009 Pazartesi)
Ergenekon ve Demokrasi Dalgaları  - (11 Mayıs 2009 Pazartesi)
Bütün Kürtler Kimliğini İstiyor  - (01 Mayıs 2009 Cuma)
Peki, Türkiye Kürtlerden ne İstiyor?  - (14 Nisan 2009 Salı)
Türkiye Bağımsız Bir Devlet mi?  - (31 Mart 2009 Salı)
Ermenistan'ın CHP Korkusu?  - (23 Mart 2009 Pazartesi)
Erdoğan'ın GAZZE-DARFUR İKİLEMİ?  - (26 Şubat 2009 Perşembe)
Davos Çıkışı: İnsan Yüzlü Diplomasi  - (02 Şubat 2009 Pazartesi)
BU DAHA "LE LE"  - (23 Ocak 2009 Cuma)
AKP'yi Kim Yıpratıyor?  - (19 Aralık 2008 Cuma)
İyi ki Doğdun İNSAN HAKLARI  - (16 Aralık 2008 Salı)
Obama İlk Ziyaretini NEREYE YAPAR?  - (26 Kasım 2008 Çarşamba)
Türkiye Gerçekten VAZGEÇİLMEZ midir?  - (18 Kasım 2008 Salı)
TAMPON BÖLGE NEDİR?  - (18 Ekim 2008 Cumartesi)
Türkiye Neden Ötekileş(tir)iyor?  - (27 Eylül 2008 Cumartesi)
Türkiye Çağdaş Bir Timokrasidir  - (05 Eylül 2008 Cuma)
Türkiye'ye de Gandhi Gerek  - (28 Ağustos 2008 Perşembe)
Tarihin Geri Dönüşü: Kanlı Diplomasi (?)  - (19 Ağustos 2008 Salı)
Uzlaşma DEMOKRASİ Üzerine Olmalı!  - (06 Ağustos 2008 Çarşamba)
Googlename ile Gelen AKP'nin Yeni Ev Ödevleri  - (02 Ağustos 2008 Cumartesi)
Eskiçağ Filozoflarının ERGENEKON GÜNDEMİ?  - (23 Temmuz 2008 Çarşamba)
Kürt Sorunu: Tabu Oynamaya Devam  - (15 Temmuz 2008 Salı)
DEMOKRASİMİZİ SİGORTALATALIM...  - (17 Haziran 2008 Salı)
Bu Ülkeyi TBMM Kurdu  - (11 Haziran 2008 Çarşamba)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
19.17 ms