![]() Emin YILMAZ
|
GÜRCÜGATE İLE SUDAN İLİŞKİSİ
Herkesin bildiği bir hikâyeyi hatırlayalım. Nasrettin Hoca'nın yaşadığı köyde Timur tarafından beslenmek üzere verilmiş bir fil vardır. Devir kıtlık devridir. Fil de bir türlü doymuyormuş. Kendilerine dahi yetmeyen iaşelerine bir de fil eklenince altından kalkılmaz hale gelinmiş. Hal çaresi olarak devrin padişahı Timur'a bu durumu söylemekten başka bir yol kalmaz. Köyün ileri gelenleri kendi aralarında toplanarak temsilci olarak 3 kişiyi seçerler. Heyette Nasrettin Hoca da vardır. Yola koyulurlar. Timur'un huzuruna varıncaya kadar korkudan sadece Nasrettin Hoca kalakalmıştır. Bu durum karşısında öksüren-aksıran Nasrettin Hoca söze başlayarak
“Padişahım. Bize bir fil yetmiyor.1 tane daha verirmisiniz diye huzurunuza çıktım” deyip huzurdan ayrılır. Böylece hem canını kurtarır, hem de yüklü hediyeleri katırına doldurarak köyüne döner.
En son Gürcistan-Rusya arasında çıkan 2 günlük soğuk savaş, insanın aklına bu hikayeyi getiriyor. Saakaşvili 41 yaşında genç bir devlet başkanı. Batı'nın ve özellikle ABD'nin büyük desteği ile iktidara gelen Saakaşvili ancak tecrübesizlikten kaynaklandığını düşünebileceğimiz hareketleriyle ülkesini ve halkını ateşin içine itmiş oldu. Kendine “arkandayız” diyen Batı, Gürcistan'la Rusya'yı karşı karşıya getirmiş, Saakaşvili de sonunu getirmiştir.
Belki de bu karışık durumu anlayabilmek için olayları biraz geriye sarmamız daha doğru olacaktır. ABD-İngiltere-İsrail ortak planlaması diye özetleyebileceğimiz Irak operasyonunda ne yazık ki istenilen netice alınamadı. Beklenti çok üst seviyede hesaplanmış olmasına ve çok büyük paralar dökülmesine rağmen, üçlü müttefik sınıfta kalmış oldu.
ABD son çeyrek asırda hep jandarma güç oldu. İngiltere-İsrail asıl planlayıcılar olmasına rağmen hiçbir şekilde önde görünmeden işlerini yürüttü. İsrail'in arz-ı mevud hayali ile yanıp tutuştuğundan dolayı, işin ekonomik ve kültürel kısmını ikinci planda tutarak hep hedefe doğru bir adım daha nasıl yaklaşabilirim planlaması yaptı. İngiltere'nin de bölgeye karşı sömürgecilik geleneğinden gelen alışkanlığı, oyun kuruculuğunu hep perde arkasından yapar hale getirdi
WASP dini akidesi, İsrail'in arz-ı mevud düşüncesi, ABD nin evangelist tarikatı etkisindeki yönetimin stratejisindeki birliktelik, operasyonların hep asıl sebebi olmuştur. Irak'ta atılan bombaları ve toplu katliamları, Sünni-şii savaşını, yöre halkıyla ilişkilendirmek büyük bir hatadır.
Irak operasyonunda ekonomik yönden alınan başarısızlık, ABD'nin iç ve dış siyaseti için büyük bir zafiyettir. İngiltere-İsrail alacağını almıştır. Bölgeye arzuladıkları şekilde tamamen yerleşmiş, elde etmek istedikleri bütün bilgileri almış, projelerine devam edebilmişlerdir.
ABD –İsrail-İngiltere üçgeni veya diğer bir ifadeyle arzı mevud-wasp –evangelist düşüncesi, ortaya konan büyük master planın istenilen şekliyle gerçekleşmemesi nedeniyle Afrika ve Asyada yeni planlarını uygulamaya koymuştur.
İsterseniz planları daha anlaşılır hale getirelim.
1- Önce Güney Osetya'da sanki Gürcistan'a yönelik faaliyetler yürütüldüğüne dair olmayan bilgi ve belgeler, büyük desteğini gördüğü batı toplumu servislerinden, özelliklede ABD'den Saakaşvilli'ye iletildi.
2- Tecrübesizliğin kurbanı olan devlet başkanı Saakaşvilli, verilen bilgilerden etkilenerek yapması gerekenleri bile kendi karar vermeden tamamen denilen şekilde hareket etmeye başladı.
3- Sanki Osetya birlikleri Gürcistana saldıracak, Saakaşvili bu olaydan sonra zorla görevden alınacak şekilde bir hava estirildi.
4- Saakaşvili, kendine saldırı olmadan önce davranma düşüncesine ABD –Avrupa tam destek vereceğini ve hertürlü yardımı yapacaklarına dair söz aldı.
5- Tecrübesiz devlet başkanı her şeyi göze alıp Osetya'ya saldırınca ip koptu. Uyuyan dev Rusya uykudan uyandırıldı ve savaş başladı. Bu aşamada Nasrettin Hoca hikayesinde olduğu gibi Rusya ile karşı karşıya gelen Saakaşvili özür dileyip aman dilemesi gerekirken efelenmesi, Rusya'nın istediği fırsatını ele geçirmesine neden oldu.
6- Bundan sonra ise asıl planlar devreye sokulmaya başlanacaktır.
-Silah tüccarları fabrikalarını tam vardiyaya çalıştırmaya başlatacaktır. Bölge, Rus korkusundan dolayı yeniden silahlanmaya girecek, ABD bölgede yeni üsler kurmak için hiç zorlanmıyacaktır.(Polonya örneği)
-ABD'nin İran planına hep köstek olmuş Rusya'nın uluslar arası alanda kararları sorgulanır hale gelecek, G8 devletleri arasından bile çıkartılması telaffuz edilmeye başlanacaktır. Hatta BM deki Rus etkinsininde azaltılması hedeflenecektir.
Asıl plan Afrikada devreye sokulacaktır.
ABD çok yakın bir zamanda Sudan'a, insan hakları bahanesiyle BM şemsiyesi altında operasyon yapacaktır. Bu amaçla Sudan'daki Hristiyan nufüs harekete geçirilecek, insan katliamları yapılarak ülkenin hazır hale gelmesi sağlanacaktır. Ülkenin lideri de zaten BM Yüksek Komiserliği tarafından suçlu ilan edildiğinden dolayı yakalanarak, ülke idaresi altın tepsi içinde İsrail-İngiltere -AB ve ABD ye sunulacak, bölgenin bütün zenginliği buralara akmaya başlayacaktır.
Akabinde ise ABD'deki kasım seçimleri sonrası Demokratlar kazansa bile, devlet başkanlığı devir aşamasına kadar İran'a operasyon yapılacak, bu hamleye hayır diyen devlet kalmıyacaktır. Burada sadece Çin desteği alan İran'ın Rusya ile nasıl bir ilişki içine gireceği önemlidir.
Bütün bunlar tabiî ki onların planı. Kaderin önümüzdeki günlerde önümüze neler serpeceğini ise günler gösterecektir.
Asıl merak ettiğim konu ise, bu olanların Putin'in liderliği bıraktıktan hemen sonra olması. Putin hiçbir şekilde başarısız olmamış olacağından dolayı yıpranmıyacaktır. İsterseniz yazıyı şöyle bitirelim
Almanya Başbakanı Merkel, Fransa devlet başkanı Sarkozy ve Rusya Başbakanı Putin çok güzel bir birliktelik mi oluşturuyor?Yoksa kendi ırklarının ve dinlerinin gereğini yerine getirip başka bir şey düşünmüyorlar mı ? Bunun cevabını da başka bir zamana bırakalım..
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı























