29 Mart Seçimlerinin Verdiği Mesaj: Herkese Uyarı
29 Mart 2009 yerel seçimleri esas itibariyle arzu edilmeyen, beklenmedik hadiseler yaşanmaksızın demokratik bir ortamda gerçekleşti. Seçimlerden çok kısa bir süre önce gerçekleşen ve tüm Türk halkını derinden üzen tek hadise, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile diğer 5 kişinin geçirmiş olduğu elim Helikopter kazasıdır. Ölenlerin hepsine Yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türk halkına sabır diliyorum.
AKP Oy Kaybetti Ama Hala Birinci Parti
AK Parti, bu seçimlerde, gerek 2004, gerekse 2007 seçimlerinde almış olduğu oyların altında oy alarak oy kaybetmiştir. Fakat buna rağmen, kesin olmayan sonuçlara göre takriben %39 civarında oy alarak yine de birinci parti olmuş, peşinden gelen iki partinin oylarının toplamına yakın bir oy almıştır.
Muhalefet Sıçrama Yapamadı
Diğer partiler de az-çok değişen oranlarda oylarını artırmışlar, ama onlarda da ciddi manada bir oy artışı olmamıştır. Gerek küresel, gerekse onun etkileriyle ülkesel düzeyde yaşanan ekonomik krize rağmen, muhalefet partileri kendilerinden beklenen sıçramayı yapamamıştır.
Seçmen Tüm Partileri Uyardı
Bu durum kısaca şu şekilde okunabilir: “İktidar partisi oy kaybetmiş, ama tepe takla gitmemiştir, muhalefet partileri de oylarını artırmış, ama bu, ahım-şahım bir artış olmamıştır. Kısaca her ne kadar iktidar partisi düşmemiş ise de sendelemiş, muhalefet partilerinde de ciddi manada bir sıçrama olmamıştır. Esasen bundan çıkarılacak umumi sonuç şudur: Seçmenler bütün partileri uyarmıştır”.
Bu seçim çok sayıda anlamlı mesajları bünyesinde barındırmaktadır. Burada verilen mesajlar, sadece AK Parti ile sınırlı değildir, bütün partilere yöneliktir. Bu mesajları çok iyi tahlil edip doğru okumayan partiler, önümüzdeki seçimlerde biraz daha aşınacaktır.
Peki seçmen bu seçimlerde ne mesajlar vermiştir?
1) Bu seçimde kullanılan üsluba halk tepki göstermiştir. Özellikle de üç büyük partinin liderleri, seçim öncesi dönemde “Ali kıran baş kesen” mücadelesi yapmışlar, çok sert ve yer yer kabalık boyutuna varan üsluplar kullanmışlardır. Seçim öncesi yaşanan helikopter kazası bu şiddetli çatışmayı bir nebze kesmiş ise de seçim öncesi dönemde sergilenen üslup aşırı çatışmacı olmuştur. Türk seçmeni bu üslubu tasvip etmemiştir. Yıllar yılı çatışmacı üsluptan bıkan Türk halkı, tasvip etmediği için de hiçbirisini ekstra oy desteği sağlayarak ciddi manada ödüllendirmemiştir.
İktidar Partisi'nin Yanlışı: Çatışma Siyaseti
Bu çatışmacı siyaset esasen sadece seçimler için değil, seçim sonrası için de önemli sonuçlara gebedir. Bugün Türkiye’yi yöneten kadroların, çatışarak, kendinden olmayanların gözünün içine parmağı sokarak siyaset geliştirmeleri ve ülkenin kangrenleşmiş sorunlarına çözüm bulabilmeleri mümkün değildir. Çünkü muhalefet partileri de bu ülkenin gerçeğidir, onlara rağmen, onları aşağılayarak siyaset geliştirebilmek mümkün değildir. Onların katılımının da sağlanması gerekir. Bunun yolu da çatışmak, vurup kırmak, hakaret edip aşağılamak, paçasından tutup kafasının üstüne dikmek, yaka-paça hırpalamak değil, onları da dinlemek, onları da muhatap almak gerekir. Bunun için de bütün diyalog yollarının açılması, çatışma yerine hoşgörü ve diyalog yolunun yeğlenmesi gerekmektedir.
Kangrenleşmiş Sorunlar
2) Bugün Türkiye’nin yıllar yılı bir türlü halledemediği kangrenleşmiş sorunları bulunmaktadır. Bunların bir kısmı AB sürecinde yapılması gerekenler yoluyla, bir kısmı da Anayasal ve kanuni değişikliklerle halledilmesi gerekli sorunlardır. Türkiye, AK Partisiyle, CHP’siyle, MHP’siyle DTP’siyle ve diğer partileriyle değişik görüş ve inançlara, farklı siyasi eğilim ve hayat tarzlarına sahip insanların bir arada yaşadığı bir memlekettir. Her birisinin kendi telakkileri, hayat tarzları, doğru anlayışları mevcuttur. Şimdi bütün bu farklılıklar içerisinde, bir partinin kalkıp siyasi çoğunluğuna güvenerek kendi doğruları istikâmetinde “bildiğim bildik, ben ne istersem onu yaparım, muhalefet boyunca konuşsun” tarzı siyasetin akıbeti çatışmadır. Yeter artık, Türkiye’nin çatışarak varabileceği bir yer olmadığı gibi, bunun sonucu “tıkanma”dır.
Sorunları Çözümü Çatışmadan Değil Diyalogdan Geçer
Türkiye’nin kangrenleşen sorunlarını çözmesi, aşırı kamplaşma değil, tartışarak, konuşarak, birbirlerini anlayarak diyalogdan geçer. Hem karşıdaki ile dövüşüp, kafasına kafasına vurup, hem de gel seninle iyi işler yapalım demek, imkansızı talep etmektir.
Diyalog İçin Ne Yapmalı?
O halde yapılması gereken., seçim öncesi dönemde yaşananları unutup, çatışma silahlarını cehennemin ateşinde yakarak yok edip, her bir sorunu, bütün detaylarına ininceye kadar her partinin iştiraki ortamında konuşmak, tartışmak, her türlü eleştiriyi dinleyip iyice tahlil etmekten geçer. İnsanların birbirlerinin gözünün için bakarak, birbirlerini bütün dinleme kanallarını açarak, kaygıları dinleyip onlara tatmin edici cevaplar vererek yapılacak bir iletişim ve işbirliği neticesinde göreceğiz çok sayıda çözülmezmiş gibi görülen sorunlar çözülecektir. Bunun için yapılacak bir teşebbüs neticesiz kalmayacaktır.
Şunu unutmayalım ki, Türkiye’nin en çok hasretini çektiği manzara budur. Bu teşebbüsü reddeden bir siyasi hareket halk nezdinde de kaybetmeye mahkumdur. Çünkü Türk halkının istediği istikametin haricine çıkanların halk nezdinde prim yapmaları mümkün değildir.
Küresel Kriz Türkiye'yi Teğet Geçmedi
3) Şu da bir gerçektir ki, küresel krizin de tesiriyle ülkemizde yaşanan sıkıntılar, hiç de bu krizin ülkemizden teğet geçmediğini, bir çok insanın bu krizi iliklerine kadar hissettiğini göstermektedir. Bunun bir neticesi olarak da seçmenler, AK Parti’den 2007 seçimlerine nazaran yaklaşık %7’lik bir destek çekerek tepkisini ortaya koymuştur. Ama bu tepkinin ciddi boyutlarda olmaması, muhalefet için de bir uyarı içermektedir. Yani seçmenlerin bir kısmı şunu söylemek istemiştir: “Ey muhalefet partileri, evet biz bu krizden ciddi manada etkilendik, ama sizlerin de derdimize derman olacak ciddi manada açılım sağlayan çözüm önerileriniz maalesef mevcut değildir. Onun için biz de AK Partiye olan desteğimizi azalttık ama sizlere de ahım-şahım bir destek vermedik. Belki de çatışma ve kavga yerine bizleri bu cendereden çıkarabilecek rasyonel politikalarınız olsaydı, siz o zaman desteği göreydiniz”. Bu mesajın muhalefet tarafından ciddiyetle okunması gerekmektedir.
Sadece Hizmete Bakarak Oy Verilmedi
4) Üçüncü mesajla da bağlantılı olan bir diğer mesaj da, sadece belediyecilik hizmetlerinin yeterli olmadığı, insanların sadece bunlara bakarak oy vermediğidir. Bir yandan krizden etkilenen, işini ve aşını kaybedip, aile yuvası sarsılan ya da bozulan, yoksulluktan karnı guruldayan insanlar için yapılan belediye hizmetleri çok fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Nitekim bu yöndeki en ciddi mesaj İstanbul’dan ve krizden etkilenen diğer yerlerden gelmiştir. AK Parti, “efendim, bak biz Ak belediyecilik hizmetleri ile bu şehirlere dünyanın hizmetini yaptığımız halde, bu insanlar neden bize destek vermedi” şeklinde hayıflanmak yerine, seçmenlerin tercihleri üzerinde etki eden diğer faktörleri de iyi tahlil etmesi gerekmektedir. Aynı şey diğer partiler için de geçerlidir.
Aday Partinin Önüne Geçti
5) Bu seçimler, genel değil yerel seçimlerdir. Bütün partiler bu seçimleri genel seçim havasına girdirmeye çabalamışlarsa da seçmen tavrını ortaya koyarak bu seçimlere yerel seçim kimliğini kazandırmayı bilmiştir. Bu seçimde, yerel yönetimlerde görev almaya talip olan kişilerin kişiliklerinin, siyasi partilerin önüne geçtiği görülmektedir. Bunun için çeşitli illerde yaşananlar ciddi manada ders verici niteliktedir. Gerek iktidar partisinin, gerekse muhalefet partilerinin kaybettikleri ya da kazandıkları şehir merkezlerinde yaşananlar bunu açık seçik göstermektedir.
Belki de en çarpıcı olanı Şanlı Urfa’da yaşanmıştır. Şanlı Urfa’da seçim öncesi gerçekleştirilen mitingde, bir AK Partili milletvekili, miting meydanında, AK Parti tarafından aday gösterilmediği için Bağımsızdan aday olan eski Belediye Başkanının taraftarlarına yönelik olarak bir değneğe ceketini takarak “AK Parti benim ceketimi de koysa kazanır” şeklinde bir davranışta bulunmuştur. Bu üslup, o yöre seçmenlerince layıkıyla cevaplandırılmıştır. Bu, esasen seçmene de hakaret içeren çok çirkin bir üslup idi, seçmen de gerekli cevabını vererek, eski Belediye Başkanını tekrardan seçmeyi bilmiştir.
O Milletvekili Disipline Sevk Edilmeli
Artık bu türden üslupların katiyen terk edilmesi gerekmektedir. Yapılması gereken, o milletvekili derhal disipline sevk edilmeli, savunması alınarak gerekli yaptırım tatbik edilmeli, o yöre halkından da özür dilenmelidir. Artık Türk halkı bu tür bayağı siyasetleri açıkça reddetmektedir.
Yeni Anayasa Artık Yapılmalı
6) Yapılması gereken, önce kısa vadede acil bir Anayasa değişikliğinin, uzun vadede de yeni demokratik sivil bir Anayasanın yapılmasıdır. Bunun için de 2. mesajda sözü edilen yöntemin benimsenmesi gerekmektedir. Burada bir tek muhalefet partisi ile mutabakatın sağlanmasıyla yetinilmemelidir. Madem Anayasalar toplumsal sözleşme niteliğinde üstün hukuki belgelerdir, bunun oluşumunda bütün tarafların yer alması gereklidir.
Dışlanan her bir taraf, yapılacak hukuksal belgenin uygulanırlığı açısından sorunların yaşanmasına sebep olacaktır. AK Parti kadar başta CHP, MHP, DTP ve SP olmak üzere irili ufaklı bütün partiler bu ülkenin gerçeğidir. Bu gerçeklikleri görmeksizin yapılacak bir anayasa, hem toplumsal sözleşme kimliğine bürünemeyecek, hem de toplumun her bir kesiminin sahiplenebileceği bir metin olmayacaktır. Unutmayalım ki, gerek 1961, gerekse 1982 Anayasalarının en büyük handikaplarından birisi, onların yapımında bütün halk kesimlerinin yer almamasıdır.
Bu seçimden çıkarılacak daha başka mesajlar da vardır. Ben, yazıyı daha fazla uzatıp sıkıcı hale getirmemek için şimdilik bunlarla yetinmek istiyorum. Tekrar söylüyorum, her bir siyasi partinin bu mesajları iyi okumaları gerekmektedir. Aksine bir tutum, hem kendilerinin aleyhine olacak, hem de kaybeden yine Türk halkı olacaktır. Bu seçimlerin bütün Türk halkına ve dünya siyasetine hayırlara vesile olması temennisiyle…