Sendikaların 1 Mayıs İşçi Bayramını Taksimde kutlama ısrarı üzerine Başbakanın ‘ayaklar başı yönetmeye kalkarsa kıyamet kopar’ ifadesiyle gelişen süreç ‘yaparım yapamazsın’ boyutuna kadar geldi.
İstanbul Valisi Muammer Gülerin emniyet gerekçesi ile hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’in itidal çağrısı sendikalar tarafından anlaşılan çok ta yerinde bulunmadı. Sendikalar 1 Mayısı Taksimde kutlamakta ısrarlı görünüyor.
Sanayi Devrimiyle işçiler 15-18 saate varan çalışma süresini 8 saate indirme ve ücretlerinde yapılan düşmeyi engellemek amacıyla örgütlendiler.
Örgütlenen işçiler Avrupa da 1886’da arkasından ABD’de genel grev eylemleri gerçekleştirdiler. Bu grevler kanlı bitti. İşçiler öldürüldü ve asıldı, bazıları tutuklandı.
1888 sonlarında, ABD’de çalışma süresi 8 saat yapılıncaya kadar, her yıl 1 Mayısta gösteri yapılması yönünde İşçi Federasyonu karar aldı. 1889 da Paris’te kurulan II. Enternasyonal, 1 Mayısı işçilerin birlik ve dayanışma günü olarak kabul etti. Tüm bu gelişmeler üzerine, Uluslararası Çalışma Örgütü 1919 yılında günlük çalışma süresini 8 saat olarak kabul etti.
Bizde ilk 1 Mayıs 1909 da Üsküp’te II. Meşrutiyet atmosferinde kutlandı. Katılan Bulgarlar bütün Osmanlı tebasına seçme ve seçilme hakkını istediler. Selanik’te 1912 yılında çıkan olaylar nedeniyle 1913 ve 1914 yılında 1 Mayıs yasaklandı.
Sovyetler Birliği ile dostane ilişkiler çerçevesinde Cumhuriyetin ilanına kadar kutlanan 1 Mayıs, Cumhuriyetin ilanından sonra yasaklandı. 1935 yılında 1 Mayıs Bahar Bayramı olarak kabul edildi. İlk kutlama 1975 yılında İstanbul Tepebaşında gerçekleştirildi.
1977 kutlamaları ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak tarihe geçti. 34 kişi hayatını yitirdi. 1980 ihtilali 1 Mayısı yasaklayarak tatil olmaktan çıkardı. 1996 olaylarında 3 kişi hayatını yitirdi.
Bugün dünyada AB ülkeleri ile ABD’de dahil olmak üzere 166 ülkede 1 Mayıs tatil ve bayram olarak kutlanmakta.
Bizdeki sendikalar 1 Mayıs’ı ‘Emek ve Dayanışma Bayramı’ olarak kabul edilmesini istemekte.
Hükümet bir günlük tatil maliyetinin Ülkeye 2 milyar YTL kaybettireceği düşüncesiyle tatil verilmesi konusunda isteksiz. Sendikalar ise batık bankalara aktarılan 70 milyarı aşan parayı açıklamaya davet ediyor.
TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK 1 Mayısta Şişli – Şişhane ve Dolmabahçe’de toplanarak Taksime yürüyecekler. Kazancı Yokuşu ve Taksim Anıtı’na çelenk konulacak, saygı duruşu yapılacak.
İstanbul Valisi 1 Mayıs basın açıklamasında;
'Yasa dışı marjinal örgütlerin böylesine legal eylemleri fırsat bilerek geçmişteki hadiselerin aynısını çıkaracağı istihbaratını aldık. Geçmişte yaşanmış olayların yaşanması İstanbul'un imajını bozacaktır.
İstanbul 13 milyonluk bir şehir, Taksim gibi alanlar kutlama alanlarından artık çıkmıştır. Taksim'de bir miting genel hayatı etkiler.
Kanunen öngörülen alanları, Çağlayan'ı, Kazlıçeşme'yi, Kadıköy’ü ve Kartal’ı öneriyoruz.’ diyor.
Provokasyon gerekçesiyle Taksim’in yasaklanmasını sendikalar inandırıcı bulmamakta. Hiçbir endişe taşımadan gönül rahatlığıyla bütün işçileri Taksim’e beklediklerini ifade etmekteler.
Hal böyleyken gelin çıkın işin içinden.
Taksimde ‘düzenlerim’ ‘düzenletmem’ kavgasının kime ne yararı var? Sendikaların iddia ettiği üzere 1 Mayıs Taksimde kutlanırsa ‘1 Mayıs 2008, yıllardır yasaklanan, görmemezlikten gelinen ve Türkiye’nin bir ayıbından kurtuluşunun tarihi’ mi olacak?
Hadi düzenlendi işçiler ne tür kazanımlar sağlayacak?
Sosyal Adalet, Eşitlik, Bağımsızlık, Demokrasi ve Barışı mı gelişecek?
Artık sendikaların değişen dünyanın farkına varması gerekiyor. Politikalarını realize edemedikleri halinde zaten süre gelen sendikal etkisizleşme artarak devam edecek.
Sendikalar Taksime yürümekle çok büyük bir sorumluluk altına girmekte. Arzulanmayan bir olay karşısında bunun vebali ağır olur. 1 Mayısı kutlamaları işçilerin elbetteki en doğal hakları. Ancak varlık nedenleri olan Kanunlar karşısında onların da uymaları gerekmez mi?
Aklıma gelmiyor değil, acaba sendikalar ‘Taksimi’ pazarlık meselesi haline getirip tatil hakkını mı elde etmek istiyor. Eğer böyle bir pazarlık söz konusu ise sendikalar inandırıcılık konusunda ileride zorlanacaklarını unutmamalı.
Sendikaların mahir oldukları gerilim politikasına ne yazık ki Başbakan hemen düşmekte. Hatırlanacağı üzere sosyal güvenlik reformunda da yine aynı politika ile sendikalar Başbakanı köşeye sıkıştırmaya çalışmıştı.
Sendikalardan gelen bu türlü talepler karşısında Başbakan, onları dinleyip anladıktan sonra makul talepler karşısında sendikaların önünü açmış olsa, inanıyorum ki bir çok sorun çözülecek. Karşılıklı kulaktan duyma sözlerle gündemi meşgul etme, germe Ülkeye çok şey kaybettirmekte.
Tırnaklarımızla kazandığımız demokratik haklar bir anda tartışılır hale getirilmekte. Tarihimiz bu tür yasaklarla dolu. 1 Mayısta çıkabilecek istenmeyen bir olay karşısında toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü hakkında neler konuşulacak? Sendikal örgütlenme legalitesi tartışılır hale gelmeyecek mi?
Sosyal Adalet, Eşitlik, Bağımsızlık, Demokrasi ve Barış için slogan yerine somut projelere sendikaların imza atması gerekiyor. Devlet üzerinden politika yerine özel sektöre yönelik politika üretmesi şart.
Umarım kazasız belasız 1 Mayısı kutlarız.
Buradan bütün işçilerin 1 Mayısını tebrik ediyorum.