
TÜRKİYE NİJERYA'NIN FARKINA VARDI
Türkiye'nin siyasal ve ekonomik anlamda dünyaya açılma çabası sürüyor. 2006 yılından sonra başlayan ve AB'nin Türkiye'ye üyelik yolunu kapatması ve Davos'ta yaşanan 'one minute' krizi sonrası tam olarak yürürlüğe konan çok yönlü dış politika izleme stratejisi, BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olma sıfatı da kazanıldıktan sonra artık meşru bir zemine de oturtulabilir hale gelmiştir. Ne var ki, daha çok Ortadoğu eksenli yürütülmekte olan bu politikanın olumlu sonuçları henüz alınabilmiş değildir ve bu da halkın önemli bir kısmının tepkisini çekmektedir.
Uzun erimli hedeflere yönelmiş bir tanıtım kampanyasına benzeyen Türkiye'nin son dış politika açılımında bu hafta üzerinde durulacak olan aktör ise Nijerya olmuştur. D-8 Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Nijerya'ya giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 'Kara Afrika' açılımının bu ülkeden başlatılacağının sinyallerini bu gezisiyle vermiştir.
Nijerya: Afrika'nın Kara Ülkesi
Nijerya, Afrika'nın güneybatısında oldukça büyük bir yer kaplayan federal bir cumhuriyettir. Oldukça büyüktür diyoruz, zira ülkenin yüzölçümü Türkiye'den de büyüktür (923,768 kilometrekare). Sömürge imparatorluklarının dağılış çağında 1 Ekim 1960'ta İngiltere'den koparak bağımsızlığını ilan etmiş olan bu ülke, bugün başkanlık tipi federal bir cumhuriyet ile yönetilmektedir. Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Nijerya'nın nüfusu 160 milyonu bulmaktadır. Nüfusun %55'i Müslüman, %35'i Hıristiyan ve geri kalan kısmı da yerel inançlara inanmaktadır. Müslümanlar daha çok ülkenin kuzeyinde yaşarken, Hıristiyanlar güney kesimde Nijer Deltası'nda yoğunlaşmışlardır. Resmi dili İngilizce olan Nijerya'da başta Hausa olmak üzere çok çeşitli kabile dilleri de konuşulmaktadır. Başkenti Abuja, en gelişmiş şehri Lagos olan Nijerya'da 36 eyalet ve 1 de bölge bulunmaktadır. Çok büyük bir ülke olmasına rağmen, ülke topraklarının ancak %25'i ekilebilir arazi durumundadır. Buna rağmen ülke ekonomisi tamamıyla tarıma dayalıdır diyebiliriz. Öyle ki, işgücünün %70'i tarım sektöründe, %10'u petrol sanayisi başta olmak üzere sanayi sektöründe, %20'si de hizmetler sektöründe istihdam edilmektedir. Ülkenin en önemli ihracat partnerleri ABD, Hindistan ve İspanya'dır. Petrol ve petrol ürünleri dışında ülkenin ihraç ettiği en önemli maddeler kakao ve kauçuktur.
Nijerya, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında çok uzun yıllar sürmüş olan bir iç savaş yaşamıştır. Ülkede yaşanan iç savaşın etkileri hala sürmekte, Nijerya'nın kuzeyi ile güneyi birbirinden farklı bir ülkeye benzemektedir. Müslümanların ve Hıristiyanların iç içe yaşadığı bölgelerde zaman zaman iç çatışmalar yaşanmakla birlikte, ülke eski kötü günlerinden kurtulmuş görünmektedir. Hıristiyanların yaşadığı zengin ve gelişmiş güney ile Müslümanların yaşadığı tamamıyla tarıma dayalı fakir kuzey ayrımı ülkenin yaşadığı en önemli sorunu ifade etmektedir. Nijerya, bir dönem Biafra adıyla bağımsızlığını ilan eden Doğu Nijerya'daki İboların ayrılıkçı girişimleri ile de uğraşmak zorunda kalmış, Nijerya Ordusu 1970'de Biafra adıyla bağımsızlığını ilan eden İboların üzerine giderek bu ayrılıkçı hareketi bastırmıştır.
Nijerya Gezisi ve D-8 Zirvesi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Nijerya'ya yaptığı ziyaretin görünen sebebi, Başkent Abuja'da gerçekleştirilecek olan D–8 Zirvesi idi. Gelişen 8 İslam Ülkesi'ni ifade eden ve 1997 yılında dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın girişimleri ile kurulmuş olan bu örgüt, kalabalık nüfusa ve gelişen bir ekonomiye sahip, nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu 8 ülkeyi ifade etmektedir. Türkiye, İran, Pakistan, Malezya, Nijerya, Bangladeş, Endonezya ve Mısır'dan oluşan D–8 çok farklı gerçekliklere hitap ettiği ve asla bir bölgesel entegrasyon girişimi olamadığı ve olamayacağı için başarısız olmuştur. D-8'in sekretaryası da İstanbul'da bulunmaktadır. Abuja'da gerçekleştirilen 7. D-8 Zirvesi'nde üye ülkeler arasında tercihli ticaret anlaşması imzalanmıştır.
Bu Ziyaret İlişkilerin Mihenk Taşı
Abdullah Gül'ün bu ziyareti, Türkiye-Nijerya İlişkileri'nin geliştirilmesi anlamında da önemli bir mihenk taşı olmuştur. Gül'ün yanında götürdüğü bir uçak dolusu işadamı ve bürokrat, Nijeryalı mevkidaşları ile görüşerek özellikle konut, altyapı, enerji, tekstil, vb. alanlarda yatırım yapmak ve Türkiye'den Nijerya'ya yapılacak ihracatı arttırmak üzere tespitlerde bulundular. Hatta birçok firma bu gezi esnasında önemli yatırım kararları aldı ve sözleşmeler imzaladı. Türkiye'nin Nijerya'ya yaptığı ihracat yıllık 250 milyon dolar civarında bulunuyor ve 160 milyonluk bir ülkenin ihracat potansiyeli ortaya koyulduğunda bu rakamın çok az olduğu ortada. Bu gezi ile birlikte hedef en yakın zamanda 1 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak olarak açıklanmıştır. Nijerya'nın 2009 yılı toplam ihracatı 41 milyar dolardır.
Türkiye, Nijerya'dan petrol de alabilir. Gelişen ilişkiler sayesinde bu ülkeden tankerler aracılığıyla petrol alıp iki ülke arasındaki ticari ilişkileri karşılıklı bağımlılık noktasına yükseltebiliriz. Petrolün parası da bu ülkeye satılacak mal ve hizmetlerle rahatlıkla karşılanabilir. ABD'nin petrol ithalatının %9'unu Nijerya'dan yaptığını unutmamamız gerekiyor. Zira bu ülke 2010 yılında petrol ithalatının %15'ini Nijerya'dan yapmayı planlıyor. Aynı politikayı biz de uygulayabilir, Ortadoğu'daki petrol üreticileri ve Rusya'ya olan bağımlılığımızı biraz olsun azaltabiliriz. Kaynak çeşitlendirmesi yapmak enerji politikamızın mihenk taşı olmalıdır.
THY, son dönemde Nijerya'ya direkt uçuşlar başlatmıştır. Artık 20 saat süren aktarmalı yolculuklar yerine 5 saatlik direkt bir uçuşla Nijerya'ya varılabilmektedir. Yine, bu ülkede kurulmuş olan Türk Okulları, Türkiye'nin tanıtımını yapan önemli birer araçtır. Siyasi görüşünü sevsek de sevmesek de, şüpheli bulsak da bulmasak da Türk Bayrağını uzak coğrafyalarda dalgalandıran ve Afrikalı çocuklara Türkiye'yi ve Türkçeyi öğreten bu insanlara teşekkür etmemiz gerekmektedir. İç politikada yaşadığımız çatışmaları ve görüş ayrılıklarını dış politikaya yansıtmamayı bilecek bir tarihe ve devlet kültürüne sahibiz.
Türkiye'ye Yakışmayan Davranış
Gerçekleştirilen temaslar dışında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün korumaları ile Nijeryalı korumalar arasında yaşanan kavga ve söz düellosu da tüm dünya basınına yansıdı. Nijerya Devlet Başkanı Goodluck Jonathan ile görüşmek üzere Devlet Evi'ne gelen Gül ile Devlet Bakanları Cemil Çiçek ve Cevdet Yılmaz'ın korumaları ile Nijeryalı korumalar arasında yaşananlar Türkiye'nin uluslararası saygınlığına ve Nijerya'ya gidiş amacına hiç yakışmadı. Türkiye, kendisini barışçı bir ülke olarak Nijerya'ya tanıtmaya çalışırken bu olayın yaşanması, her ne kadar Nijeryalı korumaların işgüzarlığı olarak görülebilirse de, devlet geleneği olan Türkiye'nin böyle sahnelerin yaşanmasına izin vermemesi gerekirdi. Bilindiği gibi aynı sahneler Başbakan'ın gezilerinde de zaman zaman yaşanıyor. Birilerinin artık bu karmaşanın üzerine eğilmesi gerekiyor. Zira bu koruma skandalları ülkemizi dış dünyaya rezil ediyor.
Türkiye, Afrika'ya olan açılımı çerçevesinde bu kıtanın en kalabalık ülkesi olan Nijerya üzerine yoğunlaşmış görünüyor. Bundan sonra ekonomik ve siyasal ilişkilerin yanı sıra sosyal ve kültürel unsurların da kullanılacağı 'yumuşak güç' unsurlarının harekete geçirilmesi gerekiyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, Afrika Halkı mantığı bir kenara atıp, duygular ile hareket etmeyi seviyor. Bu gerçeklik, bizim hiç de yabancı olmadığımız bir duruma işaret ediyor.
Göktürk Tüysüzoğlu























