
Toplumun Vergi Ahlakı Kazanmasında Devletin Rolü
Vergi; kamu hizmetlerine harcanmak için devletin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan gerçek ve tüzel kişilerden topladığı paradır. Ahlak ise; bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları olarak tanımlanabilir. Vergi ahlakı da üzerlerine vergi terettüp edenlerin vergilerini ödeme konusunda ki içsel motivasyonlarıdır.
Vergi ahlakı ile genel ahlak arasında sıkı bir alaka yoktur, genel ahlakı çok yüksek olan bir kişinin vergi ahlakı çok düşük olabilmektedir. Vergi ahlakının toplumun bireylerinin ve kurumlarının karakterine yerleşmesinde devletin rolü çok büyüktür. Devlet vergi mevzuatını hazırlarken vergi ilkelerinden adil olması ilkesini yeterince kanıksamamışsa ve mükelleflerin üzerine ağır yükler yüklüyor ise toplumun vergi ahlakında önemli zafiyetlere yol açabilmektedir. Devletin topladığı gelirlerin nerede ve nasıl kullanıldığı konusunda halkın zihninde değişik şüpheler oluşuyorsa vergi ahlakını yerleştirmek neredeyse imkânsız hale gelebilmektedir. Kamu idaresi vergi borçlarının ve borçlularının artmasından dolayı sık sık vergi affı çıkarıyor ve adeta vergisini zamanında vermeyenleri mükâfatlandırıp, zamanında verenleri de cezalandırıyor ise tabii olarak toplumu oluşturanların vergi ahlakının yükselmesini beklemek abesle iştigal olur.
Vergi ahlakının gelişmiş olduğu ülkelerde vergiler genellikle dolaysız vergiler olarak toplanmasına karşın vergi ahlakı gelişmemiş ülkelerde ise vergiler genellikle dolaylı yoldan ve kaynaktan kesme yöntemiyle toplanabilmektedir. Aslında bu noktada fasit bir daire oluşmaktadır; vergi ahlakı zayıf olan bir toplumda kamu idaresi kamu harcamalarını finanse edemediğinden dolayı vergi oranlarını artırmakta veya yeni vergiler koymaktadır ve yahut vergi affı çıkararak geçmişte toplayamadığı vergileri toplamaya çalışmaktadır, işte bu safhada vergi ahlakı yönetimin bu hamlesinden sonra daha da zayıflamakta ve toplanan vergilerin toplanması gereken vergilere oranı daha da düşmektedir. Bu durumla ilişkisi olan, ekonomi yazınında Laffer eğrisi olarak bilinen ve vergi oranlarıyla vergi hâsılatı arasında ilişkiyi anlatan eğri aşağıda yer almaktadır.

Şekil-1: Laffer Eğrisi
Laffer eğrisi vergi oranlarının belli bir noktaya kadar artırıldığında vergi hâsılatının da artacağını, fakat bu noktadan sonra vergi oranının artırılmasının vergi hâsılatını negatif yönde etkileyeceğini anlatmaktadır ki bu da vergi ahlakının zayıflaması anlamına gelmektedir. Şekilden de görüleceği üzere v3 seviyesinden v2'ye kadar artırmak devletin yararına fakat v1 oranında vergilendirme isteği hem arzu edilen vergi gelirinin elde edilmesini sağlayamayacak hem de devletin halkın nazarında otoritesini ve saygınlığını zedeleyebilecektir. Şekilde görüldüğü üzere optimum vergi oranı v2'dir, v2 seviyesi toplumdan topluma farklılık göstermektedir.
Toplumlarda vergi ahlakının gelişmişliği yeni yürürlüğe konulan bir verginin başarılı olmasında çok önemli bir unsurdur. Örneğin beyana dayalı vergilerde, vergi ahlakı zayıf olan ülkelerde vergi denetiminin ve cezaların yetersiz olmasının da etkisiyle mükellefler yakalanma ve cezalandırılma riskini göze alarak yanlış beyanda bulunabilmektedir. Bundan dolayıdır ki gelişmemiş ve vergi ahlakı zayıf olan ülkelerde vergi gelirleri %70-80 oranlarında dolaylı vergilerden elde edilirken gelişmiş, vergi gelirleriyle toplumun ihtiyaçlarını karşılayan kamu harcamalarının finanse edildiği, vergi denetiminin güçlü, cezaların caydırıcı ve vergi oranlarının adil olduğu ülkelerde söz konusu oran %15-20'lere kadar düşmekte ve mükellefler gelirlerini doğru bir şekilde beyan etmektedirler.
Ülkemizde doğan holding bünyesinde faaliyet gösteren petrol ofisi şirketine 2005-2006 yıllarını kapsayan 985 milyon TL tutarında bir vergi cezasının 2007 yılında kesildiğini hatırlarsınız, 985 milyon TL'nin 359,99 milyon TL'si vergi, geri kalanı ise vergi cezası olarak kesilmişti, ancak maalesef o zaman ki Gelir İdaresinin yönetimi vergi denetim elemanlarının gösterdiği cesareti gösteremeyerek (veya göstermeyerek) birçok maliye çalışanının ve ülke insanının tepkilerine rağmen uzlaşma prosedürünü işletmiş ve 985 milyon TL tutarında ki vergi ve cezasının bırakın cezasını, zamanında verilmesi gereken vergisini bile azaltıp 275 milyon 316 bin TL ye indirmiş ve adeta ceza kesilen şirketi ödüllendirip toplumun nezdinde Gelir İdaresinin ve dolayısıyla devletin saygınlığına gölge düşürmüştür. Günümüzde ise yine aynı grubun olan Doğan Yayın Holdinge kesilen 826 milyon TL tutarındaki vergi ve cezası hakkında bir önceki Gelir İdaresi Başkanının, ceza kesilen holdingin genel müdür yardımcısı ile yapmış olduğu telefon görüşmesi kayıtları internete düşünce, Gelir İdaresinin saygınlığı yerle bir olmuş ve söz konusu başkanın görevden alınmasıyla vergi ahlakını topluma yerleştirme pozisyonunda ki bu kimselerin böyle bir duruma düşmesi ibretlik bir resim ortaya koymuştur.
Hepimizin konumumuzun hakkını verebilmesi dileğiyle…
Selim ÖZLER























