TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Servetini A. N. SEZER'e Borçlu
Ecevit'in ölüm yıldönümlerinde lokma dağıtıyorum, Ahmet Necdet Sezer de benden önce vefat ederse onun için de aynı şeyi yapacağım.
25 Şubat 2010 / 12:21

Ecevit'in ölüm yıldönümlerinde lokma dağıtıyorum, Ahmet Necdet Sezer de benden önce vefat ederse onun için de aynı şeyi yapacağım.

Ben şanslı bir adamım 67 yıldır, 3 kuşak boyunca devam eden davayı kazanmak bana nasip oldu. Para konusunda şanslı bir insanım. Yüzerken sırtıma çarpan çüzdandan 2 bin sterlin çıktı.

Bu kadar kriz tecrübesi yaşayan Türkiye'de hala krizden batan esnaf varsa zekasından şüphe ederim. Ben krizlerden hep kazançlı çıktım. Parayla satın alınamayacak tek şey tecrübedir.

İki tutkum var. Biri futbol, diğeri de güvercinlerim. Biz senede 2 kez posta güvercinlerini yarıştırırız. Aziz Başkan bu işlerden iyi anlar. Daha bir sürü ünlü var güvercin yarıştıran…

Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in, “Futbol Şube Sorumluluğu” teklif ettiği işadamı Fuat Donay'ın kim olduğu konusunda kamuoyunda bir çok söylenti var. Demirören'e 3 yıllık görev süresince 50 milyon euroluk kredi açma sözü veren Donay, bugünlerde İspanya'dan Mallorca kulübünü satın almak için görüşmeler yürütüyor.

Futbol Kamuoyunun yakından tanıdığı menajer Bayram Tutumlu'nun aracılık ettiği görüşmeler için İstanbul'da bulunan Fuat Donay'la Swissotel'de görüştük. Galatasaray maçı için İstanbul'a gelen Atletico Madrid uçağı rötar yapınca, aynı uçaktaki Bayram Tutumlu'nun gelişi de gecikti. Biz de fırsattan istifade hem İstanbul'u gezdik, hem de ayrıntılı bir söyleşi yaptık.

Sultanahmet Camii'nin kurşun kubbesine ve zarif minarelerine inen akşamın büyülü manzarasında yudumladığımız acı kahvelerle biten bu sohbetten geriye kalan hoş sedayı sizlerle paylaşıyoruz.

Elbette kamuoyunun fazla tanımadığı Fuat Donay'a öncelikle herkesin merak ettiği soruyu sordum:

-Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Finans, nakliyat, güvenlik, emlak, inşaat ve danışmanlık sektöründe iş yapan şirketlerimiz var.

-Mallorca'yı satın almak için 53 milyon euroluk bir nakit çıkartacak gücünüz var. Bu serveti nasıl kazandınız? Parayı kazanmak bu kadar kolay mı?

Ben zenginliğimi rahmetli Bülent Ecevit'le dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e borçluyum?

-Nasıl yani?

Bunun çok ilginç bir hikayesi var.

-Sakıncası yoksa anlatabilir misiniz?

2002 yılında bazı emlak satışlarından kazandığım 14 milyon 700 bin dolar para vardı. Onu bankaya yatırmıştım. 11'inci gün Ahmet Necdet Sezer, Ecevit'e anayasa kitapçığını fırlattı. Benim bankadaki param üçe katlandı, repodaki param da astronomik faizler yüzünden 7'ye katlandı. Ben o yüzden rahmetli Ecevit'in ölüm yıldönümlerinde lokma döktürüp, dağıtırım. Bunu görenler, “Başınız sağolsun, bir yakınınız mı öldü” diye soruyorlar. Ben de, olayı anlatıyorum ve “Rahmetliyi babam kadar severim” diyorum.

-Allah gecinden versin Ahmet Necdet Sezer de sizden önce vefat ederse onun için de aynı şeyi yapar mısınız?

Ben söylüyorum zaten. Sayın Sezer de benden önce vefat ederse rahmetli Ecevit için yaptığım hayrı onun için de yapacağım.

-Sizin bir de çok ilginç arsa davanız var? Bu konuyu da bizimle paylaşır mısınız?

Fuat Donay bir yandan çantadan çıkardığı tapuları bana gösterirken, bir yandan da bu ilginç olayı anlatıyor:

Şimdi bizim Antalya'da bugünkü Bahçelievler, Meltem ve Arapköyü mahallerini kapsayan bir arazi davamız vardı. Tam 67 yıldır sürüyor. İçinde Falez Otel, Akdeniz Üniversitesi gibi kurumların bulunduğu, 10 tane caminin yer aldığı bir arazi. Bu davayı açanlar ölmüş, onların oğullarının da bir çoğu ölmüş, davayı kazanmak bize nasip oldu. Camilerin ve okulların bulunduğu arazileri devlete hibe ettik. Ancak diğer araziler bizim. Bu arazilerde 199 kişinin payı var. Ama bizim de burada yüzde 30 civarında payımız var. Şu anda bir dönümüne 1 milyon 100 bin euro veriyorlar.

-Şanslı bir adam mısınız?

Evet şanslı olduğuma kesin karar verdiğim çok ilginç bir olay geçti başımdan. Antalya'da her sabah denize girerim. Bir sabah yüzerken sırtıma bir şey çarptı. Dönüp baktım bir cüzdan. İçini açtım 2 bin sterlin para. O günden sonra şanslı olduğum konusunda kuşkum kalmadı.

-Peki bu kriz sizi teğet geçti mi?

Ben hiçbir krizden olumsuz etkilenmedim. Bu krizde de kaybım olmadı. Türkiye gibi her 3-5 yılda bir kriz gören bir ülkede hala işadamları batıyorsa ben onların aklından şüphe ederim. Türk ve Avrupalı yatırımcılar arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor. Bizimkiler iş kurmayı kendine kartvizit yapmak olarak görüyor. Avrupa'da zihniyet farklı. Burada bir işadamını bir bakanı metroda seyahat ederken göremezsiniz. Avrupa'da durum farklı.

-Gelelim futbol konusuna? Neden Türkiye'de bir kulüp satın almayı düşünmüyorsunuz. Neden Mallorca ya da Porstmouth?

İspanya, İngiltere ve İtalya bu işin vitrini. İtalya'da kulüp satın almak zor. İspanya'da şartlar daha uygun. Ben de buradan satın alacağım kulüple yetenekli Türk gençlerine Avrupa'nın kapısını açmak istiyorum. Türkiye'de de kulüp almak için girişimlerim oldu. Ama çok farklı şeyler var burada. Hakkımda bir sürü söylenti yaymaya başlıyorlar. O kulüpleri ellerinde tutanlar, güçlerini kaybetmemek için aslı astarı olmayan bir sürü dedikodu üretiyor.

SEMİH, YASER VE AHMET CENK'İ ÇOK BEĞENİYORUM

-Mallorca'yı alırsanız oraya götürmek istediğiniz Türk oyuncular var mı?

Şu anda isim söylemek doğru olmaz. Ama Fenerbahçeli Semih'i çok beğeniyorum. Herkes Hagi'nin, Alex'in profesyonelliğinden söz ediyor. Semih, Türkiye'de her sezon çok az şans bulmasına rağmen 15-20 gol ortalaması olan bir oyuncu. Yedek kaldığı zaman da hiç sorun yapmıyor. Bence örnek bir profesyonel.

Türkiye'de çok yetenekli genç oyuncular var. Ben haftada en az 3 canlı, 6-7 tane de televizyondan maç izlerim. Örneğin Manisa Vestel'in altyapısında oynayan 16 yaşındaki Yaser ve Ahmet Cenk var. Her hafta fırsat bulursam izlemeye gidiyorum. İkisi de 2 sezon içinde Türkiye'nin vitrinine çıkacak oyuncular. Beşiktaş'a yönetici olsaydım onları alacaktım. Musa Çağıran'ı da sayın Yıldırım Demirören'e söylemiştim. Ama Galatasaray aldı.

-Söz Beşiktaş'a gelmişken soralım. Neden Demirören'le yollarınız ayrıldı?

Aslında bu olay da kamuoyuna yanlış yansıyor. Sayın Yıldırım Demirören'le bir çok kez görüştük. Hatta bir protokol hazırladık.

-Neydi bu protokolün içeriği?

Ben Futbol Şubesi'nin başına geçecektim. Buna karşılık kredi limitlerimden birinci yıl 15, ikinci yıl 15 ve son yılda da 20 milyon euro olmak üzere Beşiktaş'a toplam 50 milyon euroluk bir kredi kullandıracaktım. Ama bu kamuoyuna hibe gibi yansıdı. Borç para verecektim. Ben hibe edeceğim demedim. Bir de efsane kadroyu göreve getirecektik. Ben bu işin başından beri yanımda olan Samet Aybaba'yla birlikteydim. Biz takımın başına şimdi Zenit'le anlaşan İtalyan Spalletti'yi getirecektik. Bu konuda menajerleriyle de görüştük. Yardımcılığını da Samet Aybaba yapacaktı. Efsane kadrodan Metin, Ali Feyyaz ve Ulvi gibi isimler kulüpte çeşitli görevler alacaktı. Ancak sayın Demirören, “Ben bu kulüpte olduğum sürece Samet Aybaba kapıdan içeri giremez” demiş. Bu yüzden de kabul etmedi. İzleme komitesinde görev vermeyi teklif etti. Bu Aybaba için kabul edilebilir bir teklif değildi. Yola çıktığım adamı satmam. Bu pürüz yüzünden Demirören'le anlaşamadık.

-Aşılamayacak bir pürüz değil. Sadece bu yüzden mi iş bozuldu?

Bu önemli bir konuydu ama sadece bu değildi. Ben başkana şunu söyledim. Biz bu takımla yola devam edersek kaybedilecek birkaç maçtan sonra görevi bırakmak zorunda kalırız. Tribünlere heyecan getirecek yeni isimler, yeni yıldızlar lazım. Siz kontenjanı boşaltın, ben bir kaleci bir orta saha bir de forvet alayım. O zaman maç kaybetsek de taraftar başarı için her şeyi yaptığımızı düşünür ve daha sabırlı davranır.

-Sık sık gündeme gelen bu isimleri bir de sizden duymak isteriz?

Bu isimler çok konuşuldu. Kaleye Marsilya'nın kalecisi Steve Mandanda ve Rus Kaleci Akınfeyev'den birini getirecektik. Menajerleriyle görüşme yapıldı ve anlaşıldı. Futbolcu olarak da Van Bommel ve Pavluchenko ile her konuda anlaştık. Ancak başkan bu operasyonun kulübe 50 milyon euroluk bir yük getireceğini söyleyerek yabancıları göndermekten vazgeçti. Oysa Tello ve Bobo'nun alıcısı vardı.

BEŞİKTAŞ'TA OLAĞANÜSTÜ KONGRE HAVASI VAR

-Şimdi siz yönetimde yoksunuz. Bir çok kişi bu yönetimin sezon sonunu zor getireceğini ve istifa etmek zorunda kalacağını söylüyor. Siz de aynı fikirde misiniz?

Şu anki genel hava böyle. Başkanın İnönü Stadı'ndaki maçlara gelemeyecek durumda olması da bu iddianın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Ama başkanın hakkını da vermek gerekir. Demirören ve ailesi Avrupa dahil hiçbir kulüp başkanının yapmayacağı fedakarlıklar yaptı. Fakat bu ekip işi. Başkan her işi kendisi yapamaz. Ekipten kaynaklanan sorunlar çıkabilir. O her sorumluluğu kendi üstüne alsa da onun sorumlu olmadığı problemler de oluyor.

-Sizin Beşiktaş'ı reklam için kullandığınızı da iddia edenler var?

Benim reklama ihtiyacım yok. Ben kamuoyu önünde olmayı seven biri de değilim. Hiç kimse beni geceleri dışarıda göremez. Şu anda elimde para dolu çantayla korumasız ve silahsız dolaşabiliyorsam, rahat ve huzurlu bir yaşantım varsa tanınmadığım içindir. Tanındığım zaman bu şansım fazla olmayacak. Bakın ben korumasız geziyorum. Tanınmış insanların özel yaşamı da sınırlanır. Benim böyle bir sorunum yok. O yüzden tanınmamak çok önemli değil. Zaten ben bu görüşmeleri gizli yaptım. Medya duyumları haber yapınca bazı şeyleri düzeltmek için konuşmak zorunda kaldım. Basına da hiç resim ve görüntü vermedim. İlk kez size resim veriyorum. O düşüncede olsaydım bunu daha aleni yapardım. Başkan Wolsburg maçından sonra beni kamuoyuna tanıtmak istedi, ben istemedim.  

-Yani bu işin içinde olmanız sadece futbol aşkı mı?

Herkesin idealleri ve hedefleri vardır. Bazı insanlar hacca gitmek, dünyayı gezmek ister. Ben de futbolu ve güvercinleri seviyorum. Ben de yeni Messi'ler, Arda'la keşfetmek ve kulübümde oynatmak istiyorum. Türk gençlerinin Avrupa futbolunda söz sahibi olması ve tanınması için vaktimi harcamak istiyorum.

-Bu işe bahis için girdiğinizi iddia edenler bile var?

Ben içki ve kumar nedir bilmem. Ben parayı zor kazanıyorum. Yüzde 1 riski bile hesap ederim. Ne yaparsanız yapın, dedikoduların önüne geçmek mümkün değil. Ama benim futbola yatırım yaparken öncelikli hedefim bu işten para kazanmak değil. Ama kurumsal bir yapı oluşturmak istiyorum. Satın alacağım kulübü kendi kendine yetebilecek kaynakları bulunan bir yapıya kavuşturmak niyetindeyim.

GÜVERCİNLERİ DE KAMPA ALIYORUZ

-Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, “İnşaattan da futboldan da anlarım” demişti. Siz de “Güvercinden de futboldan da anlarım mı” diyorsunuz?

Evet benim hayatta keyif aldığım, heyecan duyduğum işi şey güvercin ve futbol. Güvercin beslemek ve onları yarıştırmak çok eğlenceli bir hobi.

-Güvercinlerin de yarışı mı var?

Oooooo! Biz senede 2 kez güvercin yarıştırırız. Bu işte büyük bahisler bile döner. Posta güvercinlerini belli bir yerden bırakırız, kimin kuşu daha önce gitmesi gereken yere ulaşırsa o kazanır. Örneğin İstanbul Boğaz Köprüsü'nden 500'e yakın posta güvercini bıraktık. Benim güvercinim 3 saat 15 dakika sonra İzmir'e geldi. Onların dönüşünü beklemek müthiş bir heyecan.

-Dönmedikleri de oluyor mu?

Posta güvercinlerinin müthiş bir özelliği vardır. Sağ kaldıkları sürece hedefine ulaşırlar. Öyle güvercinler vardır ki, okyanustan bıraksan buraya kadar gelir ve hedefe ulaştığı anda çatlayıp ölür. Kesinlikle hedefe ulaşmak için her türlü çabayı gösterirler. Örneğin havada şahin ile karşılaşıp yaralanan ama buna rağmen gideceği yere kadar yaralı şekilde uçanlar var. Bazıları ağır yara almışsa yarası iyileştikten sonra üzerinden bir yıl geçse bile döner.

-Çok ilginç gerçekten. Bu kuşların ne kadar süre havada kalma özelliği var?

Çok uzun süre uçabilirler. Örneğin Erzurum'dan yarıştırdığımız güvercinler, 9 saatlik bir sürede İzmir'e ulaşabiliyorlar.

-Peki onları yarışlara hazırlarken özel şeyler yapıyor musunuz?

Güvercinleri kampa alırız. Kademeli uçuş eğitimleri yaptırırız. Eşinden 4-5 ay ayırırız ki onu özlesin ve daha hızlı dönsün. Pekmezli yemlerle ve çeşitli özel vitaminlerle besleriz. Üstlerini örter karanlıkta bırakırız ki gece de uçabilme yeteneği kazansın.

-Çok yaygın mı bu hobi Türkiye'de?

Aziz Başkan (Aziz Yıldırım) çok iyi bilir bu işleri.  Sibel Can'ın kocası, Filli Boya'nın sahibi, Hakan Ural gibi çok tanınmış insanlar var bizim gibi bu işin sevdalısı.

-Futbola ve güvercinlere olan aşkınızı eşiniz kıskanmıyor mu?

O da futbolu ve güvercinleri benim kadar sever. Hatta, “Bir takım alacaksan al. Yoksa ben alıp, başkan olacağım” diyor. Kafamızın uyuşmadığı tek konu Kurtlar Vadisi.

Röportaj: Kenan KARCI/Bugün

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
aa@a.net
aa
anayasa fırlatıldı en büyük ktriz çıktı. pkkcılar festivalle karşılanıyor savcılar savcılara tutuklattırılıyor generaller ordu komutanları tutuklanıyor ihalleri dağıtan adamlar adalet bakanın oluyıor medyaya yansıdığı halde ekonomi rayında gidiyor. sizce de bir gariplik yok mu? ve de amerika susuyor.tüsiad susuyor.müsiad susuyor
25 Şubat 2010 Perşembe 15:00
yetim hakkı
selim baba
senin aldığın o faizler daha doğmamış bebelerin 65 yaşında emekli olmasına sebep ,şu ecevit ve a.n.sezer batırdı bu ülkeyi inşallah öbür tarafta rahat etmezler..
25 Şubat 2010 Perşembe 13:26
alay
mehmet ayhan
nasıl bir haber başlığı bu anlamadım. adam 14.700.000,00 milyon dolarım vardı diyor.servetini şuna borçluymuş daha neler.ulan adam zaten dolar milyoneriymiş hemde keş. töbe töbe..
25 Şubat 2010 Perşembe 12:53
Spor
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
25.52 ms