TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Osmanlı Sarayı'ndaki Casus?
Handan Acar Yıldız
İngilizlere bilgi sızdıran casus? Şüpheci Padişah yanı başındaki casusu anlamadı mı? İngilizlere çalıştığını zannederken Osmanlı'ya hizmet eden bir adam ve Abdülhamit'in diplomasi dehası…Ordu, siyaset, dış ülkeler arasındaki kadim ilişki…
17 Şubat 2010

Osmanlı Sarayındaki Casus

II. Abdülhamit'in yanına kadar çıkmayı, onunla aynı sofrada yemek yemeyi başaran kişi 'Reşit Efendi' (Mr.Vambery'dir). Peki Abdülhamit kadar vesveseli ve şüpheci bir Padişah'ın yanı başındaki casusu fark etmemesi mümkün mü? Bu sorunun cevabı hem Osmanlı hem de 30 yıl imparatorluğun parçalanmasını önlemeyi başaran Abdülhamit'in diplomasiye yaklaşımını gösteriyor. Vambery'nin ifadesiyle 'Bakir Siyaseti'…

'Reşit Efendi' adıyla derviş kılığında tüm Asya'yı dolaşan İngiliz casusu Mr. Vambery'nin hayatını ve mektupları son dönem Osmanlı politikasına dair önemli ipuçları veriyor…

Mr. Vampery, Osmanlı'nın sosyal yapısıyla ilgili görüşlerini ise şu satırlarla anlatıyor:

"Türkiye'de doğuştan kan aristokrasisi yoktur. Aşağı tabakadan bir kişi de yetenekleri sayesinde sosyal merdivenleri tırmanabilir. Bir sadrazam olabilir"

Padişah tuğrası olmadan Orta Asya'da dolaşsa asla hayatta kalamayacağını söylerken İngiltere'ye şu mesajı vermiş oluyor: Osmanlı'nın bütünlüğünü sömürge Hindistan için gerekli görüyorsanız Padişah ile diplomatik temas halinde olmalısınız.

Dil konusunda dahisel yeteneğe sahip Vambery, 'Reşit Efendi' olarak paşa çocuklarına ders verir. Mektuplarında Türklere olan sevgisini çekinmeden ifade eden 'kaşif' Macaristan'da kabul edildiği Akademi Merkezi'nde Macarlar ile Türklerin aynı kökenden olduğuna dair araştırmalara girişir. Aslında Vambery bu araştırmasıyla Batılı zihniyeti yansıtıyor bir nevi. Sevilen ve yakın görülen bir toplulukla 'aynı ırktan olma' ihtiyacı.

Fakir bir seyyahken önce paşa konaklarına sonra da Yıldız Sarayı'na geçiş yapan Vambery, bir batılı olarak Osmanlı toplumuyla ilgili şu çıkarımı yapmaktadır: Osmanlı toplumunda sınıfsal hiyerarşi yoktur. Toplumun her kesiminden insan Saray'a kadar yükselebilir.

Sıcak denizlere inme hayalini, var olduğu günden beri sürdüren Rusya ile İngiltere Macar Vambery'i ajan olarak paylaşamazlar. Ancak Vambery , nefret ettiği Ruslar yerine İngiltere'yi tercih eder. Onun bu tercihinden Abdülhamit en iyi şekilde yararlanır.

Vambery; “Nefret ettiğim Rus ideolojisinden çok sevdiğim Osmanlı'yı uzak tutabilmek için İngilizler ile çalışmayı bir görev bildim.” der.

Padişah ve casusun tanışıklığı Vambery'nin Osmanlı ve hükümdar hakkındaki olumlu yazıları vesilesiyle olur. Çünkü Padişah, dış basını çok yakından takip etmektedir.

Casus olan güya Vambery'dir ama Abdülhamit İngiltere'nin diplomatik tutumuyla ilgili sürekli onun ağzından laf alır. Vambery de bunun farkındadır ve Padişah'ın 'dolaylı' mesajlarını kendi efendilerine ulaştırır.
Padişah'ın 'kesin tarafsızlık ilkesi' olarak tanımladığı siyaseti Vambery, 'Bakir siyaset' olarak tanımlar.

Ancak Padişah en iyi ayrıntısına kadar Avrupa siyasetinden haberdardır. Karar vermeden önce danışmanlarının fikrini alır. Onları tarttıktan sonra kendi fikrini oluşturur.

Mektuplar okunduğunda aslında İngilizler için casusluk yapma amacındaki bir adamın farkında bile olmadan Osmanlı casusluğu yaptığı Osmanlılara çalışır hale geldiği anlaşılıyor.

Yahudi kökenli bir Macar olan Arminius Vambery, Ttheodor Herzl ile II. Abdülhamit arasındaki görüşmeyi sağlayan kişidir. 'Reşit Efendi' takma adıyla Orta Asya içlerine kadar Türklerin yaşadığı bölgeleri gezer ve özellikle Türklerin sosyal yapıları hakkında araştırma yapar. Türkçe'yi çok iyi konuşması onun yabancı olduğunun anlaşılmasını önler.

Derviş kılığında çadırlarda yatar kalkar. İran'dan geçerken İngiliz istihbaratının ağına takılır. (Bu, İngiliz istihbaratının İran'a bakışının ne kadim olduğunun bir göstergesi). Sir Charles Alison ondan gözlemlerini bir an önce 'kendisiyle paylaşmasını ister.

Benzer teklifi Rusya da yapmıştır ama Vambery, 'Çarlık Rusya'sının tüm hazinelerini cebime doldursalar da Rusya'ya olan düşmanlığı silemezler' demektedir. İngilizlere çalışma nedenini, çok sevdiği Osmanlı'yı Ruslar'dan korumak olarak açıklar.

İngiltere sömürge imparatorluğu olduktan sonra Osmanlı topraklarının bölünmemesinden yana tavır koymuştur. Böylece, gittikçe güçlenen Avrupa devletlerini bertaraf etmiş olacaktır.

İngiltere, sömürgesi Hindistan için Osmanlı'nın bütünlüğünü ister. Asya'da zayıf bir Osmanlı'yı güçlü bir Rusya'ya tercih eder. Rusya'nın sıcak denizlere inme sevdası da Osmanlı'yı İngiltere'ye yaklaştırır. Bu nedenle İngiltere Hıristiyan Ermenileri bile 'gözden çıkarır'. Ermeni meselesinde taraf olmamak Vambery'nin mektup satırlarında açıkça göze çarpar.

Vambery'nin satırlarından:

"Ermeni devletinin kurulmasına yönelik her adımı İngiltere'nin yaşamsal çıkarlarına yönelmiş günahkar bir saldırı olarak nitelendiriyorum. Bu nedenle ister muhafazakar ister liberal olsun İngiltere'nin tüm vicdanlı devlet adamları Ermenilerin bu ham hayallerine dur demek zorundadırlar. İngiltere'nin insanlık aşkına Rum, Rumen, Sırp, Bulgar olaylarından bütünüyle ayrı olan bu talihsiz sorunu deşmesi hiçbir yarar sağlamayacaktır. Ermeniler ne kadar Avrupa tarafından şımartılırsa yerli Kürt halkından görecekleri tehlike de o oranla artacak."

Vambery'in bazı satırları İngiltere'nin Kürt meselesine de kayıtsız olmadığını gösteriyor:

"Daha saçma bir öneri yarı göçebe Kürtleri Padişah'ın bir emriyle yerleşik kültüre sokabilmektir. Bu düşüncenin gerçekleşmesinin Ermenistan'ın düzen ve refahı açısından vazgeçilmez olduğunu kabullenmekle beraber önerildiği gibi kolaylıkla uygulanabileceğini hiç sanmıyorum. Rusların kazaklara yapamadıklarını fakir ve problemli Türkiye Kürtlere asla yapamaz. Ermenistan meselesine gelince Anadolu'da ırki ve coğrafi bakımdan bir Ermenistan'dan söz etmek mümkün değil. Avrupa böyle bir eyalet yaratmak istiyorsa işi çok zordur. Rum, Rumen, Bulgar ve Sırpların durumu seyrek gruplar oluşturan dağınık Ermeniler için taklide cesaret edilecek bir örnek olamaz.

Sultan Hamit çevresine ne olduğu belirsiz kişileri toplayarak, onları düşmanlarına karşı kullanır.  Rusya'ya karşı Tatar, Gürcü, Moğol ve Çerkez göçmenlerini kullanmakta.''

Vambery'e göre asiler hariç, Hıristiyanlar da dahil tüm halk Abdülhamit'i sevmektedir.

1900'lü yılların başlarında Osmanlı, Almanya ile yakınlaşır. II. Abdülhamit'i istediği ölçüde yanına çekemeyen İngiltere Ermeni meselesinde tavır değiştirir. Abdülhamit'in Panislamizm politikasına karşı bağımsızlık yanlısı Arap aydınları örgütler. İngiltere, öte yandan, yurtdışında kümelenen muhalif Jöntürkler'i de gözlem altında tutar. Vambery, Jöntürkler'in Abdülhamit'i devirmek için Ermeni milliyetçileriyle işbirliği yaptığını, hatta bu hedeflerine ulaşabilmek için İngiliz müdahalesine başvurmayı bile düşündüklerini ifade ediyor.

Osmanlı'nın Almanya'ya yaklaştığını düşünmek İngiltere'yi huzursuz etmekle kalmaz, sinirlendirir de. Bölünmemiş bir Osmanlı, ancak güdümlü yönetim İngiltere'nin tercihidir. Vambery, Jöntürkleri destekleme nedenini böyle açıklar.

Ancak Berlin demiryolu projesinin gündeme gelmesiyle Osmanlı'dan umut kesilir ve Vambery'nin raporunda şu satırlar yer alır:

''Padişah'ın inadı, gururu ve intikam hırsı İngiltere ile uzlaşma imkanını engellediğinden Londra bugünkü krizi yatıştırmak amacıyla çözümler aramak yerine imparatorluğun dağılmasını çabuklaştırmalı bağımsızlık yanlılarını ayaklandırmalıdır. Küçük rütbeli subaylar ve Babıâli memurlarının hemen hepsi nefret ettikleri herhangi bir harekete katılmaya hazırdırlar."

Vambery Padişah'a en yakın paşaların dahi sterlin karşılığı İngiliz şirketlere iş bağlamaya çalıştığını da yazar.

Mektuplarda, tarihe ışık tutan en önemli ve çarpıcı ifade işe şudur:

Bu ülkede ordunun yıldıza karşı tutumundan daha fazla üzerinde durduğum ikinci bir konu yoktur. Türkiye'de ordu siyasi bir termometredir.

Bununla anlaşılacağı gibi, yabancı istihbaratlar ordu- siyasi idare ilişkisine hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır.

Vambery, Abdülhamit ile askeriye arasında var olan kadım gerginliği Abdülhamit'in şu sözleriyle ifade ediyor:

“Paşalarımın, sadece kendi şahsi menfaatlerini düşünen ve içlerinde zerre kadar vatanperverlik duygusu taşımayan aç gözlü saray dalkavukları ve iğrenç züppeler olduklarını pekala biliyorum, Allaha şükür ki şahsi kontrolümün gereğine bir an önce inandım, dizginleri elime aldım.”

Kaynaklar:

Mim KEMAL ÖKE- Saraydaki Casus

Enver Ziya Karal- Osmanlı Tarihi

 

stratejikboyut.com-ÖZEL

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
kalın kafa
yurdum insanı
bu da seni kesmezse bide ilan-ı hürrüyet ve sultan2.abdülhamid han isimli kitabına bak bu kitaplar sana kapak olsun kendini tarihçi sanan yaratık.
23 Mart 2010 Salı 13:17
kalın kafa
yurdum insanı
bu kadar kara cahil olur mu bi insan yarabbi. iddia ettiğim anının hüseyin üzmezle hiç bi alakası yoktur biraz araştırda ondan sonra bişeyler yaz be adam! nizamettin nazif tepedenlioğlunun Sultan Abdülhamid Ve Komitacılar isimli kitabını bi oku bari kara cahil bak bakalım başka kaynak varmı yok mu kimlerle muhattab oluyorum yarabbi.
23 Mart 2010 Salı 13:12
boş teneke kutusuna
hakan
KAPAK KİME YAKIŞIR BİR BAK BAKALIM : idda ettigin hatırat..Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlunun ""Hüseyin Üzmez"" ze söyledigi sözlere dayanıyor BAŞKADA BİR KAYNAGI YOK... tabi NE HİKMETSE Nizamettin BEY ÖLDÜKTEN 37 YIL SONRA.. ne hikmetse.. YURDUMUN SAHTEKARI GİBİ ÇOCUK TACİZCİSİ GİBİ ÇÜRÜMÜŞ SAKAT KATİLLERİN LAFLARINI KAYNAK GÖSTERECEK KADAR.. ACİZ KALIŞIN.. TÜKENDİGİNİ GÖSTERİYOR.. ATATÜRK ADI SİZİNGİBİLERİN ADINA MALESEF YAKIŞMIYOR.. ATANIN HAMİTE TAVRI NETTİR.. SÖMÜRÜYÜ AÇIP TOPRAGINI SA
22 Mart 2010 Pazartesi 22:09
kalın kafa
yurdum insanı
hala demogoji peşindesin ya yok yörüklere sorcakmışın yok bilmem neymiş vs vs vs yaptığın laf ebeliği başka bişi değil ATATÜRK bile SULTAN HAMİD in hakkını teslim etmiş sen hala acıtasyona devam et zavallı yaratık. senin SULTAN HAMİD i anlamaya kapasiten yetmez boşuna uğraşma çıkar şu at gözlüklerini artık. halkın evlatlarına sorcakmışım ATATÜRK bu halkın en has evladıonun söylediği sözler sana kapak olsun.
22 Mart 2010 Pazartesi 16:13
boş teneke kutusuna
hakan
sen 1878 ten sonra ADAYA GİREBİLMİŞMİSİN.. O TARİHTEN SONRA 30 YIL HÜKMETMİŞSİN.. NERDE KIBRISTAKİ HÜKMÜN ADADA EK BİR ASKERİN VARLIGIN VARM BIRAK BU AYAKLARI BABALAR GİBİ SATTIN.. KEMAL ABİNİN DEDİGİ GİBİ...DÜNYADAKİ HER YÖNETİCİ İÇİN ELBETE SÖYLENE BİLECEK GÜZEL CÜMLELER VARDIR..MESALA HİTLER İÇİN BİLE.. AMA ONUN İYİ ŞEYLER YAPTIGI ANLAMINA GELMEZ..sen gariban halkıma sor.. ANADOLU İNSANINA ANASINI AĞLATIGI BU TOPRAKLARA.. yörüklere,türkmenler,balkan türkleine,Tütün çifcierine BU HALKIN EVLATL
22 Mart 2010 Pazartesi 15:42
Dış Politika
Osmanlı Parçalandı, Sırada Türkiye mi Var?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (20 Temmuz 2010)
Türkiye, Nijerya'nın Farkına Vardı  - Göktürk Tüysüzoğlu  (16 Temmuz 2010)
İki Farklı Ülke, İki Farklı Seçim  - Göktürk Tüysüzoğlu  (09 Temmuz 2010)
AKP Dış Politikada Türki Değil HAMAS'i  - Dr. Mahmut AKPINAR  (17 Haziran 2010)
Aytmatov'un Hayali Gerçek mi Oluyor?  - Ayfer IŞIK AKSU  (24 Mayıs 2010)
İngiltere'de İktidar El Değiştiriyor  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Mayıs 2010)
Kıbrıs Seçimleri: Kıbrıs Şerit Değiştirdi  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (22 Nisan 2010)
Çin'in Büyük Yürüyüşü ve Afrika  - Mehmet BALYAN  (16 Mart 2010)
Irak Seçimlerini Nasıl Okumalı?  - Göktürk Tüysüzoğlu  (10 Mart 2010)
Türk Dış Politikasının 87 Yıllık Analizi  - Prof. Dr. İdris BAL  (22 Şubat 2010)
Osmanlı Sarayı'ndaki Casus?  - Handan Acar Yıldız  (17 Şubat 2010)
KIZILDENİZ Satrancı ve YEMEN  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Şubat 2010)
AKP Kendine de 'One Minute' Dedi  -  (05 Şubat 2010)
Dış Politikanın Ekseni Nereye Kayıyor?  - Sevgi AKARÇEŞME  (04 Şubat 2010)
Orta Asya'da Çin Etkinliği ve Küresel Oyun  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (05 Ocak 2010)
Asırlık Sorunun Çözümünde Bu Resim Etkili mi?  - Serhat TAŞKIN  (28 Aralık 2009)
Su Savaşları ve Türkiye'nin Su Politikaları  - Halil DAĞ  (25 Aralık 2009)
Kurgusal Düşmanlıktan Gerçek Dostluğa  - Turgay ÇARMAK  (14 Aralık 2009)
Türkiye'nin Yükselişi Batıya, İsrail'e Bir Tehdit mi?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (04 Aralık 2009)
İkinci Kez Keşfedilen Kıta ve 'Ümit' Burnu  - Handan Acar YILDIZ  (23 Kasım 2009)
Obama'ya Birinci Yıldönümü Armağanı  - İlhan TANIR  (17 Kasım 2009)
İran Açılımı'na Doğru mu?  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Kasım 2009)
Türkiye Global Güç Olabilir mi?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (29 Eylül 2009)
Putin'in Türkiye Ziyaretinin Şifreleri  - Göktürk Tüysüzoğlu  (11 Ağustos 2009)
Kuzey Irak Seçimlerini Nasıl Okumalı?  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (28 Temmuz 2009)
Obama'dan Moskova'ya Merhaba  - Mehmet Murad  (06 Temmuz 2009)
Pakistan'da Taliban'ın Ayak Sesleri Duyuluyor  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (25 Mayıs 2009)
BELUCİSTAN SORUNU  - Göktürk Tüysüzoğlu  (12 Mayıs 2009)
Artıları ve Eksileri ile Obama Gezisi  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (13 Nisan 2009)
Rusya-NATO Gerilimi ve Yeni Alternatif  - Hasan Arif KASIMOĞLU  (25 Mart 2009)
29 Ocak 2009 : Davos’ta Yeni Ruh  - Ahmet Yiğit TAN  (23 Şubat 2009)
DAVOS SORU(N)LARI ÜZERİNE BİR MONOLOG  - Göksel AKINCI  (05 Şubat 2009)
TÜRKİYE KIBRIS'TA NASIL KAZANÇLI ÇIKAR?  - EMİN YILMAZ  (25 Kasım 2008)
Rujlu Nükteli ABD Seçimleri  - Engin AKÇAY  (17 Eylül 2008)
ABD, ADAMLARINI BİRER BİRER SATIYOR! PEKİ AMA KİME?  - Eşref KAMİL  (25 Ağustos 2008)
Tek Amaç AKP'yi Kapatmak mı?  - Eşref KAMİL  (12 Mayıs 2008)
AB Üyeliği 2023'ten Önce Hayal!  - Hüseyin BAĞCI  (30 Nisan 2008)
BOP ve MILLENIUM CHALLENGE Tatbikatı  - Emin YILMAZ  (08 Nisan 2008)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
21 ms