MHP Yönetimine DALTONLAR Dedi
Gandi O Afiş İçin ÖZÜR DİLEDİ
Kılıçdaroğlu'nun TÜPRAŞ YALANI
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mülki İdare Amiri ve Jandarma
Cafer SERİNKAN
Mülki İdare Amirleri olan vali, kaymakakam ile il, ilçe ve karakol jandarma komutanlıklarının birbirlerine karşı görev, sorumluluk ve yetkilerini anlatan açıklayıcı bir yazı...
17 Şubat 2009

İl, ilçe ve karakol jandarma komutanlıkları, mülki görevleri yönünden mahallin en büyük mülki idare amirleri olan vali, kaymakama (ve bucak müdürlerine) karşı sorumludurlar . Mülki idare amirleri, mevzuata aykırı olmayan isteklerini acele hallerde sözlü olarak da yapabilirler. Ancak en kısa zamanda sözlü isteklerini yazılı hale dönüştürmeleri gerekir. Mülki idare amirleri dışındaki diğer makam ve kuruluşların istekleri de, ancak mülki idare amirleri vasıtasıyla jandarmaya görev olarak verilebilir .

Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğine göre il, ilçe ve karakol komutanları; vali, kaymakamların kanun ve mevzuata uygun taleplerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Mülki idare amirlerinin yapacakları bu taleplerden doğan sorumluluk kendilerine; taleplerin yerine getiriliş biçiminden doğan sorumluluk ise jandarma komutanlarına aittir.

İl jandarma komutanları, valiler tarafından kendilerine yapılan isteklerin mevzuata aykırı olduğu kanaatine varırlarsa durumu valiye bildirirler. Vali talebinde ısrar ederse emrini yazılı hale getirir ve durumu İçişleri Bakanlığına bildirir. Bakanlıktan kesin cevap gelinceye kadar söz konusu istek valinin sorumluluğunda yerine getirilir. İlçe kaymakamları ile ilçe jandarma komutanları arasında, bu şekilde bir uyuşmazlık çıkması halinde, karar verme yetkisi valilere aittir. Validen emir gelinceye kadar söz konusu istek kaymakamın sorumluluğunda yerine getirilir. Ancak konusu askeri veya adli anlamda suç oluşturan emir ve talepler yerine getirilmez.

Jandarma İl/ilçe ve karakol komutanları, sorumluluk bölgelerindeki her türlü suçları ve sonuçlarını, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve nitelikleri Anayasada gösterilen Cumhuriyeti yıkmaya, sarsmaya ve bölmeye yönelik propagandalar konusunda elde ettikleri bilgileri ve ülkenin emniyet ve asayişini bozan ya da bozacak olan olayları, derhal o yerin en büyük mülki idare amirine sözlü veya yazılı olarak bildirmek zorundadırlar. Bunların yanı sıra yangın, su baskını, deprem gibi afetleri haber aldıkları salgın ve bulaşıcı hastalıkları da derhal mülki idare amirlerine bildirmek zorundadırlar.

Türkiye genelinde her gün saat (11.00) emniyet ve asayiş saatidir. Jandarma il, ilçe ve karakol komutanları ve en büyük polis amirleri yoksa vekilleri, birlikte söz konusu saatte belirli bir iş olsun ya da olmasın, bağlı bulunduğu mülki idare amirinin veya bulunmadığı takdirde vekilinin yanına davet edilmeden giderler. Önemli bir olay olduğu takdirde ise, saate bakılmaksızın mülki idare amirinin yanına giderler. Söz konusu kolluk amirleri, son (24) saat içerisinde kendi görev ve sorumluluk alanlarında meydana gelen bütün olayları ve elde ettikleri duyumları ve bunlara karşı alınması gerekli olan tedbirleri ve kişisel önerilerini ve görevde kullanabilecekleri kuvvet miktarını, mülki amire bildirirler. Mülki amir olan vali veya kaymakam, gerekli bilgileri aldıktan sonra, sözlü olarak talimatlarını kolluk amirlerine iletir. Mülki amirin talimatlarına, kolluk amirleri tarafından itiraz söz konusu olursa son karar mülki idare amirine aittir. Verilen emir mülki idare amirinin sorumluluğunda yerine getirilir.

Mülki idare amirleri ile jandarma teşkilatı arasındaki emniyet ve asayiş hizmetlerinin yürütülmesinde izlenecek usul ile çalışma esasları, Jandarma Teşkilatı, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin (146.) maddesinin (6) ve müteakip fıkralarında detaylı olarak düzenlemiştir. Sadece jandarma değil, polisin de çalışma esasları bu fıkralarda belirtilmiştir. Buna göre;

“Jandarma veya emniyet teşkilatınca yapılması mülki amir tarafından istenen görevlerin yerine getirilmesine ilişkin işlemler, bu kuruluşlara bağlı kuvvetlerle yürütülür. Jandarma ve emniyet kuvvetleri bu görevleri yaparken, safha safha sözlü ya da yazılı rapor verirler. Görev yerine getirildikten sonra yapılan işler yazılı bir raporla mülki amire bildirilir. Bir il içinde emniyet ve asayişin korunması için, jandarma, emniyet ve diğer özel kolluk kuvvetlerini kullanmak ve bu kuvvetlerin birbirine yardımını sağlamak en büyük mülki amirin yetkilerindendir. İlin bir ilçesinde meydana gelen olayların önlenmesi ve kontrol altına alınmasında; o ilçenin jandarma iç güvenlik kuvvetinin yetersiz kalacağı anlaşıldığında, ilin bu ilçesine komşu ilçelerinden yardımcı kuvvet verilmesi valinin isteği ile olur. Ancak jandarma iç güvenlik birlik komutanlarının bu konuda göstereceği gerekçe ve öneriler de göz önünde bulundurulur. İki veya daha fazla ilde alınması gereken ortak güvenlik önlemleri söz konusu olduğunda; bu il valilerince yapılacak değerlendirme sonunda karara bağlanarak uygulanmakla birlikte, İçişleri Bakanlığına bilgi verilir. Bu gibi durumlarda alınması gereken güvenlik önlemleri, İçişleri Bakanlığınca da doğrudan doğruya belirlenerek il valilerinden uygulanması istenebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda komşu jandarma iç güvenlik birlik komutanları ya da en büyük polis amirleri doğrudan doğruya haberleşip birlikte gerekli önlemleri alır ve gereğini yerine getirerek durumdan en büyük mülki amire bilgi verirler.”

Jandarmanın görev ve sorumluluk alanlarında önleyici kolluk görevi olan emniyet ve asayiş işlerine ilişkin mülki görevlerin icrasından doğan her türlü istek ve işlemler, mülki idare amirlerinin emirleri doğrultusunda mülki idare amirlerinin imzası ve aracılığıyla yapılır. Mülki idare amirlerinin bilgisi ve onayı dışında jandarma tarafından bu tür konularda doğrudan yazışma yapılamaz. Aynı şekilde il genelinde jandarmanın sorumluluk bölgesine ilişkin İçişleri Bakanlığına gönderilecek asayiş raporları da vali imzasıyla gönderilir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve gerekse bu Kanuna istinaden çıkartılan Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliği; 1706 sayılı jandarma kanununun aksine, jandarma ile mülki idare amirleri arasındaki ilişkileri ast-üst ilişkisi olmaktan çıkartmıştır. Mülki amir ile jandarma iç güvenlik komutanları arasındaki ast-üst ilişkisi, sınırlı bir ilişkidir. 2803 sayılı Kanun jandarmayı, adeta idarenin bütünlüğü ilkesine aykırı olarak özerk ve müstakil bir teşkilat haline getirmiştir.

Mülki idare amirleri ile Türkiye yüzölçümünün yüzde (92)’sinin emniyet ve asayişinden sorumlu jandarma arasındaki ilişkilerde; 1983 yılından bu yana ciddi yapısal problemler ortaya çıkmaktadır. Özellikle kaymakamların, jandarma teşkilatı üzerindeki denetim ve gözetleme yetkisi çok ciddi ve önemli seviyede azalmış ve bir noktada ilçe sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin sağlanmasından ve kamu düzeninin korunmasından birinci derecede sorumlu olmalarına rağmen; jandarmanın sorumlu olduğu bölgelerdeki iç güvenlik hizmetlerinden dışlanmışlardır.

Mülki idare amirlerinin; genel olarak jandarma personeli üzerinde sicil, terfi, ödül, atanma, yer değiştirme, disiplin, görevden uzaklaştırma ve izin işlemleri konusunda emniyet personeli üzerindeki yetkilerinin aksine, ciddi anlamda bir yetkileri yoktur veya çok sınırlıdır.

Oysa mülki idare amirlerinin, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunundan kaynaklanan ve suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenliğini korumak için gerekli her türlü tedbiri almak ve il veya ilçenin genel idaresini kontrol ve gözetim altında bulundurmak yetkisi vardır. 2803 sayılı Kanunun (25.) maddesi ile mülki idare amirlerinin jandarma teşkilatı üzerindeki İl İdaresi Kanunundan doğan yetkileri kaldırılmıştır. Dolayısıyla mülki idare amirleri, 5442 sayılı Kanundan kaynaklanan yetkilerini, jandarma personeli hakkında uygulayamamaktadır.

Bu durumun istisnası, Uzman Jandarma Kanununa tabi olan ve jandarma iç güvenlik birliklerinde istihdam edilen uzman çavuşlardır. 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa göre, vali ve kaymakamlara İl İdaresi Kanunu ile tanınan genel ve özel kolluk kuvvetleri üzerindeki yetkiler, uzman jandarma çavuşlar hakkında da geçerlidir. Buna göre; vali ve kaymakamlar uzman jandarma çavuşlara disiplin cezası verebilir, geçici olarak görevlendirebilir, görevden uzaklaştırabilir, takdirname ve sicil verebilir. Uzman çavuşlar hakkında vali ve kaymakamlar tarafından mesleki sicillerinden ayrı olarak mülki sicil düzenlenmekte ve ilgili personelin sicili askeri ve mülki sicilin ortalaması alınarak belirlenmektedir.

2803 sayılı Kanunun sakıncalarını kısmen ortadan kaldırmak amacıyla, 1993 yılında 507 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, ilgili kanuna üç madde eklenmiştir . İlk eklenen maddeye göre, jandarma teşkilatının mülki idareye bağlı birlikleri, İçişleri Bakanlığı ve valiler tarafından denetlenip; teftiş edilebilecektir. Ancak ilçe düzeyinde genel ve özel kolluğun amiri ve emniyet ve asayişten birinci derece sorumlu mülki idare amiri olan kaymakamlara; jandarma teşkilatını denetleme ve teftiş etme yetkisi yine tanınmamıştır. Kaymakamlar ancak, İçişleri Bakanlığı veya valilerin görevlendirmeleri üzerine jandarma teşkilatını denetleyebileceklerdir.

İkinci eklenen maddeye göre, valiler tarafından, il ve ilçe jandarma komutanları hakkında mesleki sicillerinden ayrı olarak mülki sicil düzenlenecektir . Ancak burada dikkat çeken husus, kaymakamlara yine sicil düzenleme yetkisinin verilmemiş olmasıdır. Kaymakamlar, jandarma uzman çavuşları dışında, kendilerine bağlı olarak çalışan ilçe jandarma komutanları ile jandarma subay ve astsubayları hakkında, sicil düzenleyemeyeceklerdir.

Getirilen bu düzenlemeye rağmen uygulamada, valiler tarafından il ve ilçe jandarma komutanları hakkında mülki sicil raporu doldurulamamaktadır. Bunun nedeni, valiler tarafından verilecek mülki sicilin usul ve esaslarının, kanuni düzenlemenin yapıldığı tarihten itibaren on dört yıl geçmiş olmasına rağmen henüz subay ve astsubay sicil yönetmeliğinde düzenlenmemiş olmasıdır.

Üçüncü eklenen maddeyle de, il ve ilçe jandarma komutanları ile karakol komutanlarına izin verilmesinde veya izinli olarak görevden ayrılmalarında, mahallin mülki amirinin “uygun görüşünün” alınması zorunluluğu getirilmiştir . Ancak uygulamada, bu hükmün de kaymakamlar açısından sağlıklı ve verimli işletilebildiği söylenemez. Pek çok ilçede bu madde hükmü hiç uygulanmamakta veya sadece sözlü olarak kaymakamlara bilgi verilmektedir.

507 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, 2803 sayılı Kanunun (14.) maddesine bir fıkra eklenmiş ve jandarmanın ihtisaslaşması açısından, özel eğitim görmüş personelin nokta atamasına tabi olacağı belirtilmiştir. Ancak nokta atamasına tabi olmayan ve il jandarma komutanlıkları emrine verilen astsubay ve uzman jandarma çavuşların istihdam yerleri ve il içi görev değişiklikleri; il jandarma komutanının teklifi üzerine valinin onayıyla gerçekleştirilecektir. Ancak valilerin bu yetkisi, sadece mülki teşkilata tabi olan astsubay ve uzman çavuşlar için geçerlidir.

Jandarma personeli, mülki görevlerini yerine getirirken disiplin cezasını gerektiren bir suç işlediği takdirde vali, il jandarma komutanından; kaymakam ise, ilçe jandarma komutanından gereken disiplin cezasının verilmesini talep eder. Vali ve kaymakamların doğrudan doğruya re’sen disiplin cezası vermek veya disiplin soruşturması açmak yetkileri yoktur . Vali ve kaymakamların disiplin cezası verilmesine ilişkin talepleri üzerine il ve ilçe jandarma komutanları, ilgililer hakkında askeri mevzuat çerçevesinde gerekli işlemi yaparlar.

Jandarma personeli, mülki görevlerini icra ederken işlemiş oldukları suçlardan dolayı 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanuna tabidir. Buna göre il jandarma komutanı ile personeli ve merkez ilçe komutanları hakkında vali; ilçe jandarma personeli hakkında kaymakam ön inceleme yapmaya, yaptırmaya ve soruşturma izni vermeye yetkilidir. Vali ve kaymakam tarafından usulüne uygun olarak verilmiş soruşturma izni olmaksızın, cumhuriyet savcılarınca doğrudan hazırlık soruşturması yapılamaz. Ancak, jandarma personelinin görevinden kaynaklanan suçlar bu kanuna tabi olup; personelin görevi başında işlediği ancak görevi ile ilgisi olmayan suçlar, 4483 sayılı Kanun kapsamında değildir.

Jandarma personelinin, 4483 sayılı Kanun gereğince haklarında yapılan ön inceleme esnasında, görevden uzaklaştırılmaları mümkündür. İl jandarma komutanının geçici olarak görevden uzaklaştırılabilmesi için, valinin teklifini Jandarma Genel Komutanının uygun görmesi ve İçişleri Bakanının onay vermesi gerekir. Bunun dışındaki il jandarma karargahı mensupları ile ilçe ve karakollarda görevli jandarma personeli; il jandarma komutanının teklifi ve valinin onayıyla görevden uzaklaştırılabilir. Kaymakamlar ilçe jandarma personeli hakkında görevden uzaklaştırma yetkilerini, sadece 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa tabi olan uzman jandarma çavuşları hakkında kullanabilirler.

Yukarıda belirtilen hususlar dışında, jandarma personelinin görevden uzaklaştırma ve görevden uzaklaştırmanın kaldırılmasına ait işlemleri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre yapılır.

Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa istinaden çıkartılan Yönetmeliğe göre; her ne kadar jandarma subaylarının ilçe kaymakamlıklarına vekalet edebileceği öngörülüyor ise de; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun (29.) maddesine 2002 yılında eklenen bir hükümle, bu vekalet görevi imkansız hale gelmiştir.

Cafer SERİNKAN

Etiketler: Cumhuriyet, Polis, Doğan
Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Kategoriler
İkinci El Araç Alırken DİKKAT!  - HAYRETTİN DEMİRPENÇE  (19 Nisan 2010)
2008 Yılı Makroekonomik Göstergeler  - Ferit ÜNAL  (01 Temmuz 2009)
Halkın AKP'ye Verdiği Yerel Seçim Mesajı  - Rasim GÜZEL  (11 Haziran 2009)
Ekonomik Kriz Mücbir Sebep Sayılır mı?  - Mehmet KARA  (11 Haziran 2009)
AB Türkiye'yi NEDEN İSTEMİYOR?  - Göktürk Tüysüzoğlu  (22 Mayıs 2009)
RÜCU DAVALARINDA SAYIŞTAYIN ROLÜ  - Ahmet YILDIZ  (21 Mayıs 2009)
ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇLARI BALON MU?  - Mustafa KARA  (21 Mayıs 2009)
AR-GE Harcamalarında Vergi İndirimi  - Mehmet GÜLER  (18 Mayıs 2009)
'Bataklıktaki Gül' Türkülerimiz  - Derya YILDIZ  (12 Mayıs 2009)
Ülkemizde Bağımsız Denetim Şirketleri?  - Mustafa Yurt  (10 Mayıs 2009)
TRAFİK KAZALARINDA ARAÇ DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ  - Ergün ŞAFAK  (05 Mayıs 2009)
Çek’te 711 Krizi  - Mustafa TÜRKELİ  (05 Mayıs 2009)
İflas Hangi Durumlarda Ertelenir?  - Mustafa TÜRKELİ  (05 Mayıs 2009)
Bankalar Kar Dağıtımını Nasıl Yapar?  - Gökhan HANCI  (04 Mayıs 2009)
Türkiye-Kuzey Irak İlişkileri Gelişiyor NEDEN?  - Göktürk Tüysüzoğlu  (04 Mayıs 2009)
Kıbrıs Seçim Sonuçlarının ANALİZİ  - Göktürk Tüysüzoğlu  (04 Mayıs 2009)
Erdoğan’ın Davos Çıkışı ve Türkiye’ye Etkileri  - Bahadır DEVELİOĞLU  (13 Nisan 2009)
Kriz Paketleri Krizden Çıkartacak mı?  - Aslı Gökçen  (03 Nisan 2009)
AB ve Türkiye'de Bölgesel Kalkınma  - Rıfat ALTAN  (31 Mart 2009)
MİLLİYETÇİLİK NEDİR?  - Eşref Melik  (31 Mart 2009)
Değişim ve Statüko Kıskacında Ak Parti  - Fahrettin ALTUN  (23 Mart 2009)
Statüko İle Değişim Arasında CHP  - Tanju TOSUN  (23 Mart 2009)
Değişim ve Süreklilik Ekseninde MHP  - Hüseyin YAYMAN  (23 Mart 2009)
Örgüt İle Parti Olma Geriliminde DTP  - Hatem ETE  (23 Mart 2009)
Genel İdari Kolluk ve Mülki İdare  - Cafer SERİNKAN  (12 Mart 2009)
İstihbarat Savaşları  - Mahmut KARAKÖSELİ  (12 Mart 2009)
Teftiş, Geleneksel Denetimden İç Denetime 1  - C. Sabri MİDYAT  (12 Mart 2009)
Politik Yozlaşmanın İnsan Üzerindeki Etkisi  - Dr. Kasım TURGUT  (12 Mart 2009)
Mülki İdare Amiri ve Jandarma  - Cafer SERİNKAN  (17 Şubat 2009)
Yeni Bir Çocuk Doğmak Üzere... DİKKAT!  - Dr. Kerim ŞAHİN  (17 Şubat 2009)
Türkiye'de Sistem Nasıl Düze Çıkar? (2)  - Dr. Kerim ŞAHİN  (17 Şubat 2009)
Belediye İktidadi Teşebbüsleri  - Alp GÜÇLÜ  (17 Şubat 2009)
Türkiye'de Sistem Nasıl Düze Çıkar?  - Dr. Kerim ŞAHİN  (17 Şubat 2009)
Belediyelerimizdeki Ölçek Sorunu  - Ahmet GÜVEN  (17 Şubat 2009)
Belediyelerin Denetimden Kaçma Yolu: Belediye Şirketleri  - Ayhan Salih AYDEMİR  (17 Şubat 2009)
Bürokratik Oligarşi ve Başbakan Erdoğan  - Abdulkerim BECİRMAN  (17 Şubat 2009)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
13.32 ms