Öcalan ve PKK: NAMAZ TİYATRODUR
İSTATİSTİKLER EVET DİYOR AMA?
HAMDİ YAVER AKTAN'TAN İTİRAF
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Katsayıdan Sana ne!'
İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın diyor ki, “Yine Danıştay'a başvurduk. Katsayı kararı eğer iptal edilirse bu sınav takvimini etkiler.” İyi ettin, aferin de...
06 Şubat 2010 / 11:46

Ahmet Kekeç / Star

Katsayıdan Sana ne

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın diyor ki, “Yine Danıştay'a başvurduk... Katsayı kararı eğer iptal edilirse bu sınav takvimini etkiler...”

İyi ettin, aferin de...

Eğitim öğretim işlerinden sana ne!

Katsayıdan sana ne?

Kimin hangi üniversiteye gireceğinden sana ne!

Devam ediyor Aydın: “Sınav takviminin etkilenmesi de kendilerinin (katsayıyı yeniden düzenleyen YÖK'ün) vebali olarak kalacak. Danıştay'dan ne zaman sonuç çıkacak, bilemiyorum. Olayın vahametine göre, Danıştay'dan 1 ile 3 ay arasında ya yürütmeyi durdurma kararı, ya da başvuruyu ret kararı çıkar.”

Yani?

Danıştay “yürütmeyi durdurma” kararı verirse, hem sınav takvimi karışacak, hem de yüz binlerce öğrenci mağdur olacak. Yani, aldıkları puan bir yüksek öğenim kurumuna yerleşmeye yetse bile, dışarıda kalacaklar. Paraları, emekleri ve umutları boşa gidecek.

Daha da acıklısı, sene kaybedecekler.

Muammer Aydın'ın eline ne geçecek?

Daha doğrusu neyi düzeltmiş, eğitime ne tür bir “katkı” yapmış olacak?

Bizim bildiğimiz barolar savunma örgütlenmeleridir.

Devletin olası baskılarına karşı “hukuk devleti güvencelerinin” ve savunma mekanizmalarının devreye sokulmasını sağlarlar.

Kısacası, mağduru korurlar.

Muammer Aydın'ın barosu, üzerine vazife olmayan işlerle uğraşıyor. Eğitim öğretim konularına giriyor. Sınav sistemine müdahale ediyor. Mağdur yaratıyor.

Hukukun değil, “ceberut devlet”in yanında saf tutuyor.

Bunu da, birtakım ideolojik mülahazaların arkasına sığınarak meşrulaştırmaya çalışıyor.
Demokratik ülkelerde “savunma kuruluşları”, yani barolar, pozisyonlarını “vatandaşa karşı devlet” anlayışına göre belirlemezler.

Bizde barolar, “müddei devlet”in baskı kurumları gibidir.

Demokratik ülkelerde savunma adamları “hukuk hassasiyeti”nden sapmazlar.

Bizde savunma adamları “Mustafa Kemal'in askeri” olmakla övünürler.

İdeolojik bir kavgan varsa, bunu neden öğrenciler üzerinden yürütüyorsun?

İşte İşçi Partisi var... Bu oluşuma toz kondurmuyorsun.

İşte CHP var... Hiçbir tasarrufuna karşı çıkmıyorsun.

Bu hazır örgütlenmelerden birine gir... İnsanlarla, sistemlerle, inançlarla, aidiyetlerle kavganı o platformlarda yürüt...

Bırak, “savunma” işini gerçek savunmacılar, “eğitim” işini gerçek eğitimciler üstlensin...

İlle de vatana millete faydalı bir “birey” olmak istiyorsan, işe başkanlık görevini yürüttüğün kuruma çeki düzen vermekle başla.

Bu kurum, yani İstanbul Barosu (bazı darbeleri destekliyor, bazı cuntacılara toz kondurmuyor; hadi bunu anladık), her yıl “hukuk ödülü” veriyor.

Ödül, genellikle, Emin Faruk Eminağaoğlu gibi, belli bir ideolojik kampın adamı olan hukukçular arasında üleştiriliyor.

Hadi bunu da anladık...

Peki, insan “hukuk ödülü” ihdas eder de, buna, “Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler...” diyen Mahmut Esat Bozkurt'un adını mı koyar?

Bari bu ödülün ismini değiştir...

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
dediğim gibi
metin sahin
dediğim gibi oldu.Katsayıyla oynamayın yanarsınız demiştim.Yargıylas oynasmak iyi ödegil.
08 Şubat 2010 Pazartesi 17:28
Sanane
adalet
Katsayı ve türbanı yine gündeme getirdiler seçim yaklaştı yandaşlarda başladı çığırtkanlığa.Sanane katsayıdan hukuk karar verir o ne derse odur.Ne yazdığının farkında değil işlerine gelmezse yargıya niye gittin.işlerine gelirse yargıyı serbest bırakın.Ağzı olan konuşuyor işte gazeteciymiş! yandaş, şakşakçı.
07 Şubat 2010 Pazar 01:43
kasıtlı yazı yazan gazeteci
katsayımı türkmü yazdığın
darbeye de planada hayır.
elma diyene armut demeyin.
yargıya gitmek herkesin hakkıdır.
gazeteci bunu engelleyemez.
böylede niye yargıya gittin diye yazamaz.
katsayının yeni durumunun doğruluğunu savunabilir.
yaptığı gazetecilikl değil. kasıtlı.
zaten güvenmediğimiz yandaş bir gazeteci.
meb deki kadrolaşmayı niye yazamaz.
yandaşlık gazeticiye saygınlıkkazandırmaz.
katsayı any. değişikliği ve kanun değişikliği ile çözülür.
sorun çözmek birikim ister.
katsayı diyor türkü eleştiriyor. !
06 Şubat 2010 Cumartesi 16:25
kafanız karışık oğlum sizin
kaos teorisi
neyin doğru neyin yalnış olduğunu ayırt edemeycek hale geldiniz ey yorumcular, habere bakıyorum yorumlara bakıyorum hiç birbiriyle alakası yok, bu adam avukat, ama bak burnunu nereye sokuyor, siz hala aptalca yorumlar yapıyorsunuz perdenin arkasını göremiyorsunuz
06 Şubat 2010 Cumartesi 16:23
herkes görevini bilmeli
beşer
baronun görevi ne zamandan beri eğitim meselelerine burnunu sokmak oldu. bunlar talimatları müslümanlıkla alakası olmayan ulusalcı/mason çevrelerden alıyorlar.
06 Şubat 2010 Cumartesi 15:10
Türkiye
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
16.79 ms