
IMF ve TÜRKİYE ile İLİŞKİLERİ
Geçtiğimiz aylarda İstanbul'da yapılan Dünya Bankası Grubu ve Uluslararası Para Fonu"nun (IMF) 2009 Yıllık Guvernörler Kurulu toplantıları sırasında basına da yansıdığı gibi birçok protesto ve istenmeyen olay yaşandı. Aslında bu protestocuların bir çoğunluğu IMF'nin ne olduğu sorulsa üç-beş cümle kurabilecek bilgiye bile sahip değildir. Ama maalesef ülkemizde bu tür toplantı veya bazı özel günleri fırsat bilen, asıl amacı sadece kargaşa çıkarmak olan “taşeron” gruplar mevcut.
Peki, IMF nedir? Ne zaman kurulmuştur? Ülkemizin IMF ile ilişkileri hangi çizgide ilerlemektedir?
IMF uluslararası parasal ve mali bir kurumdur. IMF (International Monetary Fund) ve Dünya Bankası, 1944 yılında ABD'nin New Hampshire eyaletinin, Bretton Woods şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler konferansına katılan 44 hükümet temsilcisinin, 1930'lu yıllardaki Büyük Buhran ve sonrasında uygulanan korumacı dış ticaret ve döviz kuru politikalarından kaçınılmasını, uluslararası finansal sistemin istikrarlı işleyişini ve İkinci Dünya Savaşından zarar gören ülkelerin hızlı bir şekilde yeniden imarını sağlamak amacıyla bir ekonomik işbirliği çerçevesi üzerinde mutabakata varmaları sonucunda kurulmuştur.
IMF'ye üye ülkeler, aynı zamanda Dünya Bankası'na da üyedirler. IMF'nin merkezi, en yüksek kotaya sahip ülke olan ABD'nin Başkenti Washington"dadır.
IMF"nin kurucu ülke temsilcileri uluslararası para sistemini izleyecek, mal ve hizmet ticaretiyle ilgili döviz kısıtlarını kaldıracak ve döviz kuru istikrarını koruyacak uluslararası bir kuruluşun anlaşma maddelerinin ana hatlarını bu konferansta belirlemişlerdir. IMF, 27 Aralık 1945 tarihinde Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile resmen kurulmuştur.
Fon"un amaçları IMF'yi kuran ana sözleşmenin birinci maddesinde belirtilmiştir. Bunlar genel olarak; uluslararası ticaretin genişletilmesi ve uluslararası parasal işbirliğinin teşvik edilmesidir. Buna göre IMF, üye ülkelerin ödemeler bilançosu açıklarını azaltmada onlara yardımcı olacaktır. Dış ödeme güçlüğü çeken üye ülkelere kredi açarak onların dış dengelerini sağlamaya yardımcı olur ve uluslararası para sisteminin dengeli işlemesine katkıda bulunur.
Bretton Woods Konferansı'na katılan 44 ülkeden 30'u, 1945 yılında IMF üyeliğini kabul etmişlerdir. Son yıllarda bağımsızlıklarını kazanan birçok ülkenin fona üye olmasıyla, üye sayısı 1956'da 58 iken, 2009 yılında 186"ya yükselmiştir.
IMF üç organ tarafından yönetilir. Bunlar; Guvernörler Kurulu (Genel Kurul), İcra Direktörleri Kurulu (Yönetim Kurulu) ve Genel direktörlüktür (IMF Başkanı).
Guvernörler Kurulu IMF'nin en yetkili organıdır. Genel Kurul olarak da adlandırılır. Her üye ülke, kurula bir Guvernör ile Guvernör Vekili atar. Guvernörler genellikle Maliye Bakanları veya Merkez bankası başkanlarıdır. Yılda bir defa eylül veya ekim ayında Dünya Bankası Guvernörler Kurulu ile birlikte toplanır. (En son geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yapılan, bu toplantılardan biridir.) Ayrıca en az 15 Guvernör veya toplam oyların dörtte biri veya yönetim kurulunun talebi üzerine toplantı yapabilir. Guvernörler Kurulu, kendi aralarından bir guvernörü, Guvernörler Kurulu Başkanlığı'na seçer. Guvernörler Kurulu yıllık raporu ve hesapları onaylar ve her iki yılda bir atama dışında kalan yönetim kurulu üyelerini seçer.
Yönetim Kurulu, IMF'nin günlük işlerinin yürütülmesinden sorumlu daimi karar organıdır. Guvernörler kurulunun devretmiş olduğu yetkilerinin bir kısmını kullanır. Kurul 24 direktörden oluşmuştur. Bu sebeple İcra Direktörleri Kurulu da denir. Direktörlerden beşi en çok kotaya sahip olan ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya tarafından atanır.
IMF Başkanı, Yönetim Kurulu tarafından beş yıllık dönem için atanır. IMF'nin günlük işlerinin yürütülmesinden sorumludur. Yönetim Kuruluna başkanlık eder ancak oy hakkı yoktur. Guvernörler Kurulu ve komite toplantılarına katılır. IMF"de tüm çalışanların başıdır. IMF başkanının üç yardımcısı vardır.
IMF'nin başlıca faaliyetleri; uluslararası parasal ilişkilerin düzenli ve uyum içinde gelişmesini gözetlemek ve denetlemek, ekonomisi istikrasızlık içinde olan ve dış ödeme güçlüğü çeken ülkelere kısa süreli kredi sağlamak, üye ülkelerdeki makroekonomik ve yapısal uyum politikalarına malî destek sağlamak, üye ülkelerin uluslararası ticari bankalara veya resmi kuruluşlara olan ödenmeyen borçlarının ortaya çıkması durumunda sorunun çözümü için aracılık yapmak ve son olarak üye ülkelerin dış ticaret politikalarını liberalleştirmeye özendirici çalışmalarda bulunmak olarak sayılabilir.
IMF sözcüğü ile birlikte en çok anılan “stand by” ise; üye ülkelerin ödemeler dengesi sorununu çözmek amacıyla IMF ile anlaştığı konuları içeren bir düzenlemedir. IMF ile üye ülkenin uygulanacak ekonomik program üzerinde görüş birliğine varması ve IMF başkanına hitaben yazılmış bulunan niyet mektubunu IMF'ye göndermesinden sonra niyet mektubunda taahhüt edilen hususlar, standart bir form olan stand by düzenlemesinden geçirilerek bu belge ekinde niyet mektubu ile birlikte IMF İcra Direktörleri Kurulu"nun Onayına sunulur. Stand by düzenlenmesinin anlaşmadan en belirgin farkı; içinde belirtilen performans kriterleri veya diğer uyulması zorunlu koşulların üye ülke tarafından öngörülen sürelerde yerine getirilmemesi durumunda IMF'nin tek taraflı olarak imkân kullanımına son verme hakkına sahip olmasıdır.
Türkiye, IMF ve Dünya Bankası'na 19 Şubat 1947 tarih ve 5016 sayılı yasa ile 11 Mart 1947 tarihinde katılmıştır. Bu yasa daha sonra, 7 Kasım 1980 tarih ve 2335 sayılı, 16 Ağustos 1983 tarih ve 2877 sayılı, 26 Ekim 1988 tarih ve 3486 sayılı yasalarla değiştirilmiştir.
Türkiye"yi IMF ilişkilerinde Hazine Müsteşarlığı temsil etmektedir. (Anasözleşme, Md. 5/1 ve 13/2) Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu bakan IMF Guvernörler Kurulunda Guvernör, TC Merkez Bankası Başkanı da Guvernör Vekili olarak yer almaktadır. Ali BABACAN – Durmuş YILMAZ
Türkiye IMF yönetim Kurulunda Belçika, Avusturya, Lüksenburg, Macaristan,Çek Cumhuriyeti , Slovak cumhuriyeti, Belarus ( Beyaz Rusya), Kazakistan ve Slovenya ile aynı grupta yer almaktadır. Grubun icra direktörü en yüksek oy gücüne sahip bulunan Belçika tarafından belirlenmektedir.
IMF'ye olan borç stokumuz SDR cinsinden olup, 2002 yılı sonu itibariyle 16,2 milyar SDR iken, 30 Eylül 2009 tarihi itibariyle 5,07 milyar SDR olmuştur. 14 Ekim 2009 tarihli USD/SDR (1 SDR = 1.59285 USD) kuruyla hesaplandığında IMF'ye olan borcumuz 23,5 milyar ABD Dolarından 8,07 milyar ABD Dolarına inmiştir.
IMF ile Türkiye arasında ilk stand by 1 Ocak 1961 yılında imzalanmış ve 31 Aralık 1961 tarihine kadar sürmüştür. Türkiye, 1961 yılından, 1970 yılına kadar her yıl, IMF ile bir stand by gerçekleştirmiştir. Anlaşmalar genellikle bir yıl dolmadan sona ermiştir. 1970'ten, 1978'e kadar IMF ile görüşmelere sekiz yıllık bir ara veren ve bu süre içinde stand by anlaşması yapmayan Türkiye, 1978 yılından, 1980 yılına kadar, IMF ile yeniden birer yıllık stand by anlaşmaları imzalamıştır.
Türkiye, 18 Haziran 1980 tarihinde ilk kez, IMF ile en uzun stand by anlaşmasını gerçekleştirmiş ve bu anlaşma 17 Haziran 1983'te sona ermiştir. 1983 yılında yeni bir stand by düzenlemesine giden Türkiye'nin anlaşma süresi bir yıl sürmüştür.
Türkiye, 1984'ten 1994'e kadar IMF ile stand-by düzenlemesine gitmedi. 8 Temmuz 1994'te yapılan stand-by ise 26 Eylül 1995'te sona erdi. 1999'a kadar stand-by düzenlemesine gitmeyen Türkiye, 1999-2002 döneminde 17. stand-by düzenlemesini gerçekleştirmiştir.
18. stand-by düzenlemesine 4 Şubat 2002'de başlayan Türkiye, 3 Şubat 2005'te bu anlaşmanın sona ereceği tarihten önce Ocak 2005'te 19. stand-by görüşmelerine başlamış ve 11 Mayıs 2005"te 19.stand-by anlaşması imzalanmıştır. 19. Stand by düzenlemesi ise 10 Mayıs 2008 tarihinde tamamlanmıştır.
Ortalama her 2-3 yılda bir Stand by düzenlemesine giden Türkiye"nin IMF ile ilişkileri, Türkiye"nin yaşadığı ekonomik krizler ve buna bağlı olarak gelişen dış borçlanma sorunları ile süreklilik kazanmıştır.
Özgür ÖZTÜRK























