
HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK (CEZA!!!!) KURULU
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Anayasal ve oluşumu ve görevleri itibariyle idari bir kuruldur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; Adalet Bakanının başkanlığında, Yargıtaydan üç asıl ve üç yedek, Danıştaydan iki asıl ve iki yedek üye ile Adalet Bakanlığı Müsteşarından kurulur.
2461 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu Kanununa göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevleri; Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçmek, Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hakim veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak, hakim ve savcıların; mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, her türlü yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmektir.
Hakim ve savcıların yukarıda belirtilenler dışında kalan özlük işleri Adalet Bakanlığınca yerine getirilir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üyelerinden üç asıl, üç yedek üye Yargıtay Genel Kurulunun kendi daire başkan ve üyeleri; iki asıl, iki yedek üye Danıştay Genel Kurulunun kendi daire başkan ve üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
HSYK ÜYELERİNİN SEÇİM USULÜ
Seçimler, Kanunda yer alan hükümlere aykırı olmamak koşuluyla Yargıtay ve Danıştayın salt çoğunlukla toplanan Genel Kurullarında yapılan diğer seçim işlerinde uygulanan usuller dairesinde gizli oyla yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen asıl ve yedek üyelerin Kuruldaki görev süreleri dört yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilebilir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Adalet Bakanı başkanlık eder. Kurul, Adalet Bakanının bulunmadığı zamanlarda başkanlık etmek üzere seçimle gelen asıl üyeler arasından gizli oyla ve salt çoğunlukla bir Başkan vekili seçer. Adalet Bakanı ve Başkan vekilinin bulunmadığı hallerde Kurula, seçimle gelen asıl üyelerden kıdemlisi başkanlık eder. Kıdem, Yüksek Mahkeme Üyeliğine seçilme tarihi esas alınarak saptanır. Eşitlik halinde yaş esas alınır. Kurulu temsil ve Kurul adına beyanda bulunma yetkisi Başkana aittir.
TOPLANTI VE KARAR YETER SAYISI
Kurul; Başkanın, onun yokluğunda Başkanvekilinin daveti üzerine, üye tamsayısı ile toplanır. Yargıtay ve Danıştaya mensup asıl üyelerin Başkanlık ettiği hallerde veya yokluğunda toplantı yeter sayısının sağlanması için asılları yerine, Kurula kıdem sırasına göre yedekleri iştirak eder. Bakanlık Müsteşarının Kuruldaki üyeliği asli görevi süresince devam eder. Müsteşar bulunmadığı zaman kendisine vekalet etmekte olan kişi Kurula katılır. Kurul kararlarını salt çoğunlukla alır. Üyeler kabul veya ret şeklinde oy kullanırlar. Çekimser oy ret sayılır. Kurul Adalet Bakanlığında toplanır. Kurulun işleri Adalet Bakanlığınca yürütülür.
Kurul kararının tebliğinden itibaren on gün içerisinde Adalet Bakanı veya ilgililer, kararın bir defa daha incelenmesini Kurulda isteyebilir. Bu halde Kurul, gerekli incelemeyi yaparak kararını verir.
İTİRAZ VE İTİRAZ MERCİİ
Kurulca yeniden incelenerek verilen karara karşı ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde itirazda bulunabilirler. İtiraz; Adalet Bakanının, onun yokluğunda Başkan vekilinin başkanlığında asıl ve yedek üyelerden oluşan, itirazları inceleme Kurulunca incelenerek sonuçlandırılır. Bu Kurulun toplantılarına Başkan hariç en az sekiz üyenin katılması ve kararın, katılanların çoğunluğu ile alınması şarttır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu karar hakkında başka bir idari ya da kazai mercie başvurulamaz.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile İtirazları İnceleme Kurulu; Disiplin cezalarının uygulanmasında ve itirazların incelenmesine ilişkin kararlarında; hakimlik ve savcılığın şeref ve itibarını korumak ve kamu yararını her düşüncenin üstünde tutmak ilkelerini ve ilgili hakim ve savcının leh ve aleyhindeki delillerin serbestçe takdirinden edinilen vicdani kanaatini esas alır.
Kurulda yapılan işlemler ve bunlarla ilgili görüşmeler gizlidir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Başkan vekili ile asıl ve yedek üyeleri haklarında, disiplin işlemleriyle görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işlenen suçlarından dolayı, özel kanunlarındaki hükümler uygulanır.
HSYK ve YARGI BAĞIMSIZLIĞI
HSYK oluşumu, çalışma usul ve şekilleri açısından kuruluşundan bu yana çok tartışılan bir kurul olmuştur. Son yıllarda bu tartışma özellikle Van cumhuriyet savcısı Ferhat Sarıkaya'nın, PKKnın şehir yapılanması olan KCK operasyonunu yürüten savcıların, faili meçhul cinayetlere bakan savcıların ve özel yetkili Erzurum cumhuriyet savcılarının görevden alınması ile daha da alevlenmiştir. Sözkonusu savcıların görevden alınması hala tartışılmaktadır ve kamu vicdanını derinden yaralamaktadır. Bu tür uygulamalar yargıya olan güveni zedelemekte, adalet duygusunu yok etmektedir. Çünkü adaleti sağlamak üzere gecelerini gündüzlerine katarak ülkenin aydın geleceği için çalışan savcılar karanlık odakların emriyle görevden alınmaktadır. Hiçbir hukuki gerekçesi olmaksızın de facto bir hal yaratılarak savcıların şahsında hukuk bir cinayete kurban edilmektedir.
Bu son karar geniş çaplı bir yargı reformunun ne kadar gerekli olduğunu hükümete yeniden hatırlatmış gözüküyor. Başbakan İspanya'dan gerekirse referanduma giderek yargı reformuna hazırlandıklarını bayan etti bile. Gerçi Başbakanı daha önce yine İspanya'da “velev ki” dediğine pişman etmişlerdi de partisi kapatılmaktan zor kurtulmuştu. Anlaşılan İspanya Başbakana iyi gelmiyor.
Kurulun eleştirilmesinin objektif nedenleri arasında tarafsızlık ilkesini ihlal eden kararlar alması, hakimlik ve savcılık teminatını ihlal etmesi, kararlarına karşı etkili bir itiraz sisteminin ve yargı yolunun açık olmaması bulunmaktadır. Kurul üyeleri dar kapsamlı bir yargı çevresinden seçilmekte ve tüm sistemi kontrol etmektedir. Bu da Yargıçlar Oligarşisi yakıştırmasını haklı çıkarmaktadır.
Yargı reformunda dile getirilen hususlardan biri HSYKya meclis tarafından üye seçilmesidir. Böyle bir öneriye yüksek yargı şiddetle karşı çıkıyor, kendi siyasi kararlarını unutarak ve hükümeti yargıyı siyasallaştırmakla suçlayarak ve gelişmiş Batı demokrasilerinde parlamentonun muadil kurullara üye seçmesini bilmezden gelerek… Adalet Bakanının ve bakanlık müsteşarının kurulda bulunmasını bile hazmedemezken, aldıkları kararlara karşı yargı yolunun kapalı olmasını bir yargıç olarak bir hukuk devletinde çok normal kabul edebiliyorlar. Halbuki bu organın kendinden başka hiç bir denetim mekanizmasının olmayışı açıkça hukuk devleti ilkesine aykırıdır ve yargıçlar hükümetine yol açmaktadır.
HSYK üyeleri bir kast sisteminin unsurlarıdır. Çünkü Yargıtay ve Danıştay üyeleri HSYK üyelerini seçmekte, HSYK da Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçmektedir. Bu karşılıklı paslaşma sayesinde kendileri çalıp kendileri oynamaktadırlar. Bu arada ülkenin kaderi ile oynamaktan da geri durmamaktadırlar. Bu ülkede siyaseti sadece siyasetçiler yapmıyor, aksine yargıçlar da açıkça siyaset yapıyorlar. Unutulmamalı ki yargıçlar sadece kararlarıyla konuşur ve öyle de olmalıdır.
Yargı, hükümet tarafından yapılan her iyi işin, her faydalı yasama faaliyetinin karşısında ana muhalefet gibi boy gösteriyor, tarafsızlığını bir kenara bırakarak hükümeti eleştiren açıklamalar yapıyor, hükümetin faaliyetlerinin önüne takoz koyuyor, onu siyaseten başarısız kılmak için siyasi kararlar veriyor, Yargıtay cumhuriyet baş savcısı iktidar partisini “bir parti kapatılacağını hisseder” diyerek tehdit edebiliyor. Aynı şekilde YARSAVın yargının tarafsızlığını hiçe sayan açıklamalar yapıyor. Üstüne de hükümeti yargı bağımsızlığını ihlal etmekle suçluyor. Hem kel hem fodul, hem suçlu hem güçlü yüksek yargı ülkenin geleceğine ipotek koymaya devam ediyor.
HSYK 2009 güz kararnamesi ile hukuk darbesi yapmaya kalkışmıştı ancak başaramamıştı. HSYK üyesi Ali Suat Ertosun Ergenekon sanığı ve aile dostu Engin Aydın'ı tutuklayan cumhuriyet savcılarını görevden almak için korsan kararname hazırlamış ancak uygulamaya geçirememişti. Ama HSYK daha sonra hem KCK davasına bakan savcıları hem de özel yetkili Erzurum cumhuriyet savcılarını görevden almayı başardı.
Demokratik ve hukuk devleti ilkesine uygun bir sistemin getirilmesi için Anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır ancak hükümetin duruşu Anayasa değişikliği yapabilecek bir duruş değildir. Çünkü Van cumhuriyet savcısı Ferhat Sarıkaya'nın, PKKnın şehir yapılanması olan KCK operasyonunu yürüten savcıların, faili meçhul cinayetlere bakan savcıların ve özel yetkili Erzurum cumhuriyet savcılarının görevden alınması gündemini Adalet Bakanlığı müsteşarının hazırladığı ve kendisinin de katıldığı HSYK kararlarıyla gerçekleşmiştir. Hükümet hem sebep olmakta hem de isyan edip siyaset yapmaktadır. Kim bilir belki bu da başka bir uzlaşmanın ürünüdür. Ancak kurttan merhamet dilenmek sadece onun iştahını artırır. Hükümetin kendisinin ve topyekün bir milletin başına çorap örmek isteyenlerle uzlaşma yoluna gitmesi tüm demokratik kazanımların ve istikbalin kaybı anlamına gelecektir. Bu milletin başına bir balyoz da hükümet tarafından indirilmiş olacak ve hükümetin kendisini inkar manasına gelecektir.
Varlığı meşru olmayan darbeciler tarafından yapılan meşru olmayan bir Anayasaya dayanan antidemokratik ve hukuka aykırı bir Kurulun kurduğu statükonun devam ettirilmesinde ülkemiz için hiçbir fayda yoktur. Bugün herkes ülkenin bir darbe Anayasasıyla yönetilemeyeceğini ve yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak yüksek yargı ve muhalefet siyasi sebep ve çıkarlar nedeniyle buna karşı çıkmaktadır.
Hükümet kendine güvenmediğinden cılız şekilde bu meclis yeni bir Anayasa yapabilir derken, muhalefet ve yüksek yargı faaliyetleri ile laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı Anayasa mahkemesi kararı ile tescillenmiş bir partinin çoğunluğunu oluşturduğu bir meclisin yeni bir Anayasa yapmayacağını savunuyor. Akademik çevreler ise kurucu bir meclisin yeni Anayasayı yapmasını öneriyor. Bu Anayasa değişiklikleriyle HSYK'nın demokratik ve hukuki bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.
En önemli fonksiyonu halkı temsil ve demokratik mücadele olan halkın temsilcisi muhalefet partileri anayasa ve yargı reformuna karşı çıkıyorlar. Muhalefet hükümetle birlikte Cennete bile gitmemeye kararlı gözükmektedir. Milletin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmaktan açıkça kaçıyorlar ve topu taca atıyorlar. Oysa parlamentonun HSYKya üye seçmesi afaki bir öneri değildir ve Avrupa ülkelerinde uygulanan ve Venedik kriterlerine de uygun bir sistemdir. Ayrıca kurulun mevcut yapısı Avrupa Birliği'nin Türkiye raporlarında da eleştirilmekte, hakimlik ve savcılık teminatına aykırı görülmekte, yargı yolunun kapalı olması ise kabul edilemez olarak nitelenmektedir. Bu açıdan Kurulun üye sayısının artırılması ve kararlarına karşı etkili bir itiraz sistemi ve yargı denetimi getirilmesi şarttır.
Mustafa DURMUŞ
taslak listelerde tavassut varmı yokmu.
ne moğultay
ne akp adalet bakanlığı
ne ergin
ne tavassut.
ne kurul ne adalet bakanlığı
ne akp
ne shp
anlatabildikmi.
adalet adalet adalet...
bu yazıyı yazanda yanlı.
lakin 2009 yaz karanamesinde :
adalet bakanı ve prs. gnl. md. nün , tavassuta göre torpil yaptığı kesin dir.
incelensin karaname görülür.
bakanlığında uygulamaları nda adletli işlem yok çoğu kez. mağdurlar var.
hakları elbette helal değildir.
2- tayini kim yapmış oluyor.taslak kesin olurmu. adı taslak değilmi.2461/4-3b de" atama ve nakletme "kurulun yetkisi ve görevi değilmi.
3- ilke karalarına tam uyuldumu.a bölgesine tercih alınıp b bölgesine tayin niye .tavassut varmı yokm























