
Bugün 27 Mayıs darbesinin 50. yılı. 27 Mayıs askeri darbesi, Cumhuriyet tarihimizde vesayet konusunda önemli bir fay kırılması olarak karşımıza çıkıyor. 27 Mayıs diğer darbe ve muhtıralardan çok farklı. Örneğin bu darbe sadece siyaset kurumuna karşı yapılmıyor. 27 Mayıs aynı zamanda orduya da çok büyük zarar veriyor. Bu dönemde yaklaşık 7000 subayın Ordu ile ilişiği kesiliyor. Bu darbe ve hemen akabinde yapılan 1961 Anayasası ile askeri vesayet Türkiye'de artık yasal hale geliyor. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletin hakimiyetinden çıkıyor ve anayasanın öngördüğü organların eline geçiyor. Dolayısıyla zengin bir darbe geçmişine sahip Türkiye için 27 Mayıs, pek çok açıdan diğer darbelerden farklı.
Vesayet konusunu tartıştığımız Stratejikboyut Dergisi'nin son sayısında Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel ile bir söyleşi yapmıştık. İşte o röportajın 27 Mayıs'la ilgili bölümü;
27 Mayıs darbesi olmasaydı Demokrat Parti iktidarı seçimle kaybeder miydi?
Eğer 27 Mayıs'ta darbe olmasaydı ve 1961'de seçim yapılabilseydi Demokrat Parti seçimleri kaybedecekti. Menderes, 27 Mayıs'tan önce, İzmir mitinginde erken seçim kararı aldığını ilan etmişti. Ancak bu halka duyurulmadı. Çünkü artık darbe için ok yaydan çıkmıştı. Basında da darbe konusunda bir ittifak vardı. Bu nedenle Menderes'in erken seçim kararını halkın öğrenmesini engellediler.
Neden engellediler?
Menderes'in seçim kararı öğrenilse o zaman darbeye ne gerek var? Darbenin gerekçesi ortadan kalkıyordu. Ya seçimleri tekrar Menderes kazansa? Bundan dolayı darbeciler Menderes'in bu seçim kararının duyulmasını engellediler ve çapaçul bir cunta 27 Mayıs darbesini gerçekleştirdi. NATO eksenli bir yapı oluşturulmak isteniyordu. Amerikan siyaseti ile tam uyumlu bir yapı oluşturulmak istendiğini görmemiz gerekiyor.
27 Mayıs darbesine giden süreçte, 1959 yılında birkaç önemli olay var. Bunları söylemek gerek. O dönemde Türkiye'nin bütün ihtiyacı 300 milyon dolar krediydi. Menderes, Amerikalılar bu kaynağı bize sağlar ümidiyle kredi talebi için ABD'ye gidiyor. ABD'liler Menderes'e “Bu krediye niçin ihtiyacınız var” diye soruyorlar. Menderes de Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) için gerekli olduğunu söylüyor.
GAP o zaman var mıydı?
Düşünce olarak vardı. Bu proje bir anda zuhur etmiş bir proje değil. O dönemde Devlet Planlama Teşkilatı yok ama Yüksek Planlama Kurulu var. Süleyman Demirel, Recai Kutan o kuruldadır. Menderes, Türkiye tablosunu onlarla okuyordu. Amerikalılar, Menderes'in bu kredi talebine olumsuz yanıt veriyorlar ve Menderes'e “Biz Fırat ve Dicle üzerine baraj kurulmasını istemiyoruz” diyorlar. Türkiye yıllar sonra GAP için uluslararası finansman desteği aradığında beş kuruş bulamadı. Buna Dünya Bankası da dahil. Irak ve Suriye ile ilgili Amerika'nın projeleri vardı. GAP halen Türkiye'nin milli projesidir. GAP'ta uluslararası kredi desteği yoktur.
Menderes'in ABD dönüşü Meclis'te yaptığı bir grup konuşması var. Menderes o konuşmasında “Bu projeye kimse mani olamayacak” diyor. Menderes'ten sonra ABD'ye Celal Bayar gidiyor. Celal Bayar da kredi için Amerikalılardan “hayır” cevabı alıyor. Bunun üzerine 1960 Şubatı'nda, yani darbeden 3 ay önce Türk Dışişleri, Menderes'in haziran ayında bir dizi proje anlaşması için Sovyetler Birliği'ni resmen ziyaret edeceğini duyurdu. Hemen akabinde o yılın eylül ayında Kruşcev'in Türkiye'ye geleceği açıklandı. Haziran'da Menderes Moskova'ya gidecek, Eylül ayında da Kruşçev Ankara'ya gelecekti ve Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında bir dizi proje anlaşması imzalanacaktı. 27 Mayıs'ta darbe oldu ve bütün o projeler suya düştü.
27 Mayıs darbesinin diğer darbelerden farkı nedir?
27 Mayıs darbesi, Cumhuriyet tarihimizdeki en büyük fay kırılmasıdır. Ne 12 Mart, ne 12 Eylül ne 28 Şubat süreci ne de 27 Nisan e-muhtırası. 27 Mayıs'la birlikte askeri vesayet Türkiye'de yasal hale getirildi. Bize 27 Mayıs darbesini yıllarca bayram diye kutlattılar. Siyaseti idama mahkum etmiş hakimlerle Anayasa Mahkemesi kuruldu. Anayasa Mahkemesi'nin sitesinin tarihçe bölümünde şöyle bir ibare var: “Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar tarafından kullanır.” Türk Anayasa tarihi yönünden ele alındığında bu kuralın temel amacının, Parlamentonun üstünlüğüne son vermek olduğu söylenebilir. Parlamentonun üstünlüğü 1924 Anayasası'nın en temel özelliği idi. İlk kez 1961 ve ondan sonra da 1982 Anayasası'nda benimsenen bu yeni ilkenin, yani egemenliğin Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar tarafından kullanılmasının öngörülmesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulus adına egemenliği kullanan tek organ olmaktan çıkmıştır.”
“Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” diye yola çıkılıyor ama 1961'de “Millet bu hakimiyeti anayasanın öngördüğü organlar eliyle kullanır” deniliyor. Kim bunlar? Bunun içerisinde Yüksek Seçim Kurulu da var. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi de var… Meclis de bunlardan biri.
MİLLİ BAKİYE SİSTEMİNİN AMACI?
Bu dönemde Milli Bakiye Sistemi getirildi. Milli Bakiye Sistemi siyaseti paramparça hale getirmek içindir. İşçi Partisi o dönemde Meclis'e girince şirin gözüktü. Burada amaç siyaseti çok parçalı hale getirmekti. Buna rağmen Adalet Partisi'nin tek başına iktidara gelmesine engel olamadılar. Oysa amaç siyaseti parçalı hale getirmekti. CHP'nin darbeye rağmen oy alamadığı görüldü. CHP'yi her zaman iktidar aktörü olarak tutacak formül, milli bakiye sistemidir. 1961 Anayasasına milletin büyük bir çoğunluğu hayır oyu verdi.
CUNTACILARIN CEMAL GÜRSEL İNADI
Bu dönemde bir de Cumhurbaşkanlığı seçimi var. İlginç hadiseler oluyor. 1961 anayasasında cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belli. Bu konuda madde var. Darbeciler Cemal Gürsel'in Cumhurbaşkanı olmasını istiyorlar. Sağ partiler de Adalet Partisi'nin Samsun senatörü Ali Fuat Başgil'i aday gösterme kararı alıyorlar. Darbeciler kendi koydukları kurala kendileri uymadılar ve Ali Fuat Başgil'in Cumhurbaşkanı adaylığını başına tabanca dayayarak engellediler.
Bu silah olayından sonra Ali Fuat Başgil, “Hem senatörlükten istifa ediyorum hem de adaylıktan çekiliyorum” dedi. Bunun üzerine darbeciler “Senatörlükten çekilme, Cemal Gürsel'e oy ver” dediler. Adamcağız zar zor Cenevre'ye kaçabildi. Daha sonra siyasi parti liderleri Çankaya'da bir araya getirildiler. Onlara, “Çankaya Protokolü” diye bir protokol imzalattılar. Protokolde, herkesin Cemal Gürsel'e oy vereceği, 27 Mayıs darbesi aleyhine hiçbir propaganda ve konuşma yapılmayacağı yazılıydı. Bu protokolü imzalayanlar arasında Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala da vardı, İsmet İnönü'de, Osman Bölükbaşı da…
Bu dönemde 27 Mayıs'la ilgili suçları cezalandıran bir kanun çıkardılar. 27 Mayıs'ı eleştiren karikatür çizerseniz, yazı yazarsanız, kahvede bile aleyhinde konuşsanız 5 yıl hapis cezasına çarptırılıyordunuz.
TRAJİKOMİK AMA GERÇEK BİR OLAY?
27 Mayıs dönemi öyle bir karabasan dönemdir ki… Kumkapı'da meyhanede 4-5 kişi oturmuş, içiyorlar. Kumkapı'dan da Yassıada gözüküyor. İçerlerken bir tanesi efkarlanmış ve 'Şuradan bir tünel açacaksın, gidip yiğidimi kurtaracaksın” demiş. Yan masada oturan bir kişi bunu duymuş. Bu sözü söyleyen kişiyi Sıkıyönetim Komutanlığı'na ihbar etmiş. Daha sonra bu insanlar Yassıada'ya tünel açmak suçundan dolayı tutuklandılar, yargılandılar ve mahkum oldular.
27 Mayıs'la birlikte darbe yapmanın gayet basit olduğu görüldü. 8-10 albay bir araya geldiğinde darbe yapabilir durumu ortaya çıktı.
Darbe sezonu açıldı öyle mi?
Evet. Dönemin Amerikan büyükelçisinin Washington'a gönderdiği bir raporda buna benzer bir cümle var: “Türkiye'nin artık darbeci bir ordusu var”
YARIN
Neden darbeciler genelde albay rütbesindedirler? Albay rütbesinin nasıl bir özelliği var?
1960 askeri darbesinde CHP'nin nasıl bir etkisi var?
Darbelerin yapılmasında askeri okul ve harp okullarında verilen eğitim sisteminin nasıl bir etkisi var?
27 Mayıs sonrası Yassıadada görev yapan teğmen olarak görev yapan ve daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yükselen komutanlar kimler?
www.stratejikboyut.com ÖZEL - Yetkin YILDIZ
Millete tepeden bakan, siyah gözlüklü fotografları ile değil de, başı eğik pozları ile duygu sömürüsüne alet olunan, müslüman(!) Menderesten mi bahsediyorusunuz...
Menderesi asmasalr, Menderes muhaliflerini asacaktı.MAhkemeler kurdurmuştu...
ABD, SSCBye karşı Yeşil Kuşak oluşturacaksınız; dini kullanacaksınız; diye emir verdikten sonra, Müslüman dünyası "yeşil komünistler"ce idare edilir oldu.























