Öcalan ve PKK: NAMAZ TİYATRODUR
İSTATİSTİKLER EVET DİYOR AMA?
HAMDİ YAVER AKTAN'TAN İTİRAF
12 Eylül Referandum Rehberi
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erken Kayan Yıldız: Adnan Kahveci
17 yıl önce Türkiye, değerli bir devlet adamını daha trafik kazasına kurban verdi. Yaşantısı, fikirleri ve farklı kişiliği ile Adnan Kahveci, örnek bir siyasetçiydi..
05 Şubat 2010 / 10:15

Türk siyasi hayatının erken kayan yıldızlarından biriydi o. Tam 17 yıl önce 1993 yılının 5 Şubat'ında aramızdan ayrıldı. 

Türk siyasi hayatında, örnek kişiliği, projeleri ile hep zirvede kalmayı başaran Kahveci 1949 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi.

Eğitim hayatı hep birinciliklerle geçen Adnan Kahveci, Milliyet Gazetesinin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. TÜBİTAK bursuyla geçtiği Kabataş Lisesi'nden 1966 yılında dönem birincisi olarak mezun olan Kahveci, aynı yıl üniversiteye giriş sınavında da 180 sorunun tamamına doğru cevap vererek Türkiye birincisi oldu.

İstanbul Fen Fakültesinde başlayan Üniversite hayatı, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla, ABD'nin İndiana Eyaletindeki Purdue Üniversitesi'nde sürdü.

ABD'de öğrencilik yıllarında, okul yemekhanesinde çalıştı, bulaşıkçılık hatta aşçılık yaptı. 4 yıllık okulu 2,5 yılda bitirerek elektrik mühendisi olan Kahveci, mezuniyetinin ardından Missouri Üniversitesinde doktora yaptı. Ardından da aynı üniversitede asistan profesör olarak çalıştı.

Kendisiyle yapılan bir mülakatta öğrencilik yıllarında yaşadığı sıkıntılı günleri ve başarıya giden yolu şöyle anlatmış:

 “Hiçbir zaman bırakın İstanbul'u, Ankara'yı veya bırakın yurt dışını, Trabzon'a bile gidebileceğimi hayal edemezdim. Köyde iken ortaokula ve liseye gitmeyi bile hayal edemezdim. Devlet bursu olmasaydı, herhalde üniversiteyi okumam mümkün olmazdı. Üniversite giriş imtihanlarında birinci olmam ve burs alabilmem sayesinde yurt dışında okuma imkanını da elde ettim. Türkiye'de en sevdiğim şey budur. En fakir bir çocuk çalışkan olduğu sürece başarabiliyor ve yükselebiliyor. Türkiye'nin hayran olduğum tarafı budur. Kişinin zengin veya fakir olması önemli değil; kişinin doğudan veya batıdan olması da önemli değil. Türkiye'de çalışan, gayret gösteren engelsiz yükselebiliyor. Ben 11 yaşımdan beri eve para getiriyordum. Seyyar satıcılık yaptım, pazarcılık yaptım. Babamın kazancı yetmiyordu. Elimde buz kalıplı kova, gazoz sattım, kiralık kitap okuttum. Amerika'da üç gün aç kaldığımı hiç unutamam. Öğrenci yurduna bulaşıkçı girdim, bir haftada aşçılığa terfi ettim

1976'da askerlik için ve geçici olarak Türkiye'ye dönen Kahveci, Türkiye'de kalmaya karar verince İstanbul'a, Kartal'a yerleşiyor ve Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlıyor.

Daha önce Amerika'da bir gezide tanıştığı dönemin TPAO Genel Müdürü Korkut Özal, 1977 yılında İkinci MC Hükümetinde İçişleri Bakanı olunca, Adnan Kahveci'yi, İçişleri Bakanlığı Teknik Danışmanlığında görevlendiriyor. Bakanlığın ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bilgisayara geçiş çalışmalarını başlatan Kahveci'nin hayat yolu bu şekilde Özal'larla birleşti.

12 Eylül döneminde Turgut Özal, Başbakan Yardımcısı iken, Adnan Kahveci de Başbakan danışmanı idi. Onun hazırladığı raporlar, yaptığı analizler, çözüm önerileri Turgut Özal'ın dikkatini fazlasıyla çekmişti. Öyle ki 1983 yılında Anavatan Partisi'nin 37 kurucusundan birisi ve ilk Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Adnan Kahveci'nin 1983 yılındaki milletvekili seçimlerine katılması, Milli Güvenlik Konseyi tarafından veto edildi. Kahveci milletvekili olamadı ama seçimi Özal kazandı. Kahveci'yi Bakan yapmak isteyen Özal'ın karşısına yine asker dikildi. Kenan Evren karşı çıkınca bakan olamayan Adnan Kahveci, Özal tarafından Başbakan Danışmanlığına getirildi.

Askerin ısrarla veto ettiği ve Özal'ın desteklediği Kahveci ilerleyen yıllarda milletvekili oldu ve bakanlık yaptı. Kendi partisi içindeki yolsuzlukları bile ifşa ettiği için hep dışlandı. Milletvekili maaşlarına zam yapılmasını isteyen vekillere, 'aldığımız para fazla bile' diyerek karşı çıktı.

Kahveci, siyasi yaşantısındaki çizgisini kendisi şu sözlerle anlatmış:

Siyasete girdiğimde bana, “Dümdüz gidersen kelleni keserler” dediler. Ben buna aldırmayıp, taviz vermedim. Halkın dümdüz gidenlere sahip çıktığını memnuniyetle gördüm. Benim bu tecrübem, birçok gencin siyasete girmesine imkân verecektir. Bugün birçok idealist genç, düzenin değiştirilemeyeceğini sanıyor. Fakat düzenin içine girdikten sonra, idealinizi ve kişiliğinizi kaybetmezseniz bu çarktaki aksaklıkların da çoğunu düzeltebilirsiniz.”

Siyasi çizgisinde lider hegemonyasına karşı dik duruşunu hiç kaybetmeyen Kahveci, vekillerin parti üzerinden değil de kişisel tercih sistemi ile oylanması gerektiğini düşünüyordu. Bu şekilde vekil sık sık halkın ayağına gitmek zorunda kalacaktı.

Kahveci, seçim sisteminde değişiklik yapılmasını istiyor, bunu şu sözleriyle ifade ediyordu:

Tercih sistemi Türkiye'de liderokrasiyi yıkacak tek silahtır. Çünkü şimdiye kadar seçmenler sandık başına gittiklerinde, eskiden Moskova'da, Komünist Partisi seçimlerinde olduğu gibi hazır listeyi onaylıyordu. Bir bakıma tabldot yiyordu. Bu nedenle ben tabldot Meclis'e karşıyım. Genel başkanların, genel merkezlerin ve halka inmeyen teşkilatların kararlarına karşıyım.

Ayrıca, tercih sistemi sayesinde milletvekilleri her hafta halkın ayağına gelecektir. Böylece sorunları bizzat yaşayarak acil çözümler getirecek kanunlar çıkacaktır.”

KAHVECİ'NİN ÖZAL'A SUNDUĞU KÜRT RAPORU

Türkiye 2009 yılını demokratik açılımı, diğer bir ifadeyle kürt açılımını tartışarak geçirdi. Geçen yıl yaşanan büyük provokasyonlar, şehit cenazeleri, suikast iddaları, benzer gerginliklerin yaşandığı 1993 yılını, ve açılım fikrinin o yıllardaki savunucularından Adnan Kahveci'yi hatırlattı.

1991 ve 1992 yılında Nevruz kutlamalarında yaşanan üzücü olaylardan sonra, Güneydoğu'da yaşayan halkın sorunlarının da çözülmesinin gerekliliğini Özal'la paylaşan Kahveci, onun talimatıyla bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda getirilen çözüm önerileri günümüze birebir örtüşüyor.

 İşte Kahveci'nin raporundan bölümler…

“"Demirel-İnönü hükümeti Kürt sorununun çözümünü yine zamana bırakmıştır. Sorunun çözümünü zamana bırakmak yapılabilecek en büyük yanlıştır.

ANAP'ın başlattığı çözüme dönük uygulamalar şimdi tamamen durdurulmuştur. ' Milletimiz buna hazır değil' bahaneleriyle somut demokratik adımlardan kaçınılmaktadır.

Benim inancım odur ki, Kürt meselesi Türkiye'nin en önemli gündem maddesi haline gelmiştir.

Şırnak'ta Cizre'de Nevruz kutlaması bahanesiyle 80-90 kişi ölüyorsa ve Türkiye basınıyla, aydınıyla 'İşbaşında DYP- SHP koalisyonu var' diye susuyorsa, bu, çok büyük sorunlara gebeyiz demektir.

Eğer Kürt sorununa ciddi teşhis konmaz, ciddi çözümler uygulanmazsa Türkiye iç harbe sürüklenir. Herkes korkup sessiz kalırsa Türkiye felakete doğru gidecektir.

Şehit olan her asker ve polisten sonra Kürtlere karşı ayrımcılığın arttığının belirtileri vardır. Hızla artan bu gidişi durduramazsak iç savaşa sürüklenmemiz kaçınılmazdır."

Kahvecinin Kürt Sorununa yönelik temel kabulleri

 **Demokratikleşme ne kadar olursa olsun bölücü terör tamamen durmayacaktır'

**Bu hakkı da verdik ama terör durmadı' sözünü demokratikleşmeye itirazın dayanağı yapmak geleceği daha karanlık hale getirmekten başka sonuç doğurmayacaktır.

**Askeri çözümle hiçbir ülke netice alamamıştır. Askeri çözümler her zaman iç harbi getirmiştir'

Kahveci'nin Kürt Sorunu için Önerisi:

 "Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek siyasal alanda temsil olanağı sağlanmalıdır.

Lozan Anlaşması'nda Ermeni, Rum ve Yahudilerden başka azınlık tanımadığımızın ifade edilmiş olmasından söz edilmesi kanımca yersizdir. Zira Lozan'ın imzalandığı yıllarda azınlık kavramının ifade ettiği manayla bugün azınlık kelimesinin ifade ettiği mana farklıdır. O yıllarda Fransa, Breton, İspanya da Bask diye bir azınlık tanımıyordu. Türkiye bu fikir evrimini geçirmek zorunda kalacaktır."

Alınması gereken ekonomik tedbirler:

Kahveci sorunu daha ağırlıklı olarak ekonomik açıdan güçlenmede görüyordu.

Türkiye'de işsizliğin azalması, milli gelirin artmasıyla, zenginleşmeden pay alacak Kürtlerin Türkiye'nin ulusal birliğinin çimentosu haline gelebileceği kanısındaydı.

Irak sorunu gündeme geldiğinde geleceğin Kuzey Irak'ı hatta Suriye'yi içine alan bir konfederasyonu kaçınılmaz hale getirebileceğinin de düşünülmesi gerektiği kanısındaydı.

KAHVECİ'NİN MUCİZE EKONOMİ MODELİ : SOSYAL KAPİTALİZM

Star Gazetesi Yazarı Şamil Tayyar “Derin Devletin Kurbanları PUSU” isimli kitabında, yakından tanıdığı Adnan Kahveci'nin sır dolu ölümünü de mercek altına aldı. Kahveci'nin amcasının oğlu Niyazi Kahveci ile görüşen Tayyar kitabında, merhumun ekonomi konusunda bu güne kadar hiç gündeme gelmeyen projelerini de yazmış. 

Adnan Kahveci ve doktora tezini İslam ekonomisi üzerine yapan Niyazi Kahveci, Türk ekonomisi üzerine çalışmalar yapmış. Yeni ekonomi modelinin adını “Sosyal Kapitalizm” koymuşlar.

Adnan Kahveci, Türkiye'nin hızla demokratikleşmesi gerektiğini savunuyor bununla birlikte hür teşebbüsün, serbest piyasanın özgürlüğünü serbestliğini istiyordu. Bunun için en önemli engeli “enflasyon” olarak görüyordu.

OYAK MODELİ

Silahlı kuvvetler mensuplarının kurduğu OYAK, Adnan Kahveci'nin toplumun geneline yaymak istediği bir örnekti..

Ekonominin canlı tutulması için, işsiz sayısının düşürülmesini, herkesin topyekün çalışma seferberliğine girişmesini isteyen Kahveci, bunun için de, bankaya yatırılan mevduatlardan bankaların kredi vermesi sistemi yerine, elinde parası olan birinin direkt olarak işletmeye(fabrika veya şirket) birikimini verebileceği bir sistem tasarlıyordu. Kişiler çalıştıkları oranda veya kredisi(yatırdığı birikim) oranında o işletmeye ortak olacaktı.

KİT'ler Özelleştirilmesine de önem veren Kahveci, işletmelerin öncelikle çalışan işçilere satışından yanaydı. İşçiler alamazsa dışarıdan vatandaşlara satış yapılarak, KİT'ler daha verimli hale getirilecekti.

ENFLASYON İÇİN ALTIN PARA

Adnan Kahveci'nin sıra dışı fikirlerinden birisi de enflasyona karşı tasarladığı altın para kullanımı idi.

Enflasyonu arttıran üç unsuru, “zarar eden kamu kuruluşları(KİT), sosyal güvenlik kuruluşları ve israf” olarak niteleyen Kahveci, eski çağlardaki para anlayışı ile şimdiki para arasında çok fark olduğunu düşünüyordu.

Hazine boşalsa da devletin para bastığını vurgulayan Kahveci, altın veya gümüş paranın düşünülmesi gerektiğine dikkat çekmiş. Böylece elinde rezerv olmadıkça para basılamayacak, enflasyon da frenlenmiş olacaktı.

2/5/2009

5 Şubat 1993.. Şüphe Uyandıran Kaza

Üstün zekası ve ürettiği yeni fikirlerle ve dürüst çizgisiyle Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri bulunan Adnan Kahveci, 5 Şubat 1993 Cuma günü eşi ve iki çocuğu ile birlikte Bolu-Gerede yakınlarında trafik kazası geçirdi.

Ankara'dan İstanbul'a giden Kahveci, Gerede köprülü kavşağının Çaydurt bölümünde, İstanbul'a gidiş yönünün kapalı olduğunu görünce U dönüşü yapmak zorunda kaldı ve ters yöne girdiğinin farkında olmadan yoluna devam etti.

Yaklaşık 10 km gittikten sonra o feci kaza meydana geldi. Kahveci, eşi ve kızı olay yerinde öldü, oğlu yaralandı.

Kazanın ilk raporunda 8/8 kusurlu bulunan Kahveci, ikinci bilirkişi raporunda yüzde 50 oranında kusurlu bulundu. Yüzde 50 kusur ise yolu yapan İtalyan Astaldi firmasının mühendisi Andres Gentili'ye verildi.

Ancak olayın tam bu noktası bile başlı başına skandal. Çünkü İtalyan firması, dava açılınca mühendisini Türkiye'den çekti ve Honduras'a tayin etti.

İtalyan firması neden Honduras'ı tercih etmiş olabilir? İşte yanıtı. Honduras, Türkiye ile “suçlu iade anlaşması” olmayan ülkelerden biriydi. Türk Mahkemesi 7,5 yıl boyunca sanığa ulaşamadı, ve iade girişiminde bulunamadı. Ne yazık ki bu dava zaman aşımından düştü.

Adnan Kahveci'nin görüşleri, tesbitleri ve çözüm önerileri bugün bile geçerliğini koruyor.

Bazen onun geliştirdiği çözümler çevresindekilere "uçuk" geliyor, şüpheyle bakılıyordu. Günümüz siyasetinin tıkanma noktasının “çözüm önerileri olmayan” bir anlayışta yapıldığını düşünürsek, belki de  Kahveci'yi daha iyi anlayabiliriz.

Gerek siyasi hayata gerekse ekonomik hayata ilişkin sorunlara bir sürü çözüm önerileri getiren Adnan Kahveci'nin yaşantısı, sorunları konuşan ancak çözüm için hiçbir çalışma yapmayan siyasilere ders olacak nitelikte.

Bugün 5 Şubat 2010 Cuma.. Bundan 17 yıl önce 5 Şubat 1993 Cuma günü Türkiye, değerli bir devlet adamını daha 'şüpheli' bir şekilde kaybetti. Tıpkı hemşehrisi Vali Recep Yazıcıoğlu gibi..

Eşref Bitlis, Turgut Özal, Bedri İncetahtacı ve son olarak da Muhsin Yazıcıoğlu gibi..

 

Kaynaklar:

-Avni Özgürel / Adnan Kahveci'nin Kürt raporu / Radikal Gazetesi / 11 Kasım 2007
-Şamil Tayyar / Derin Devletin Kurbanları PUSU / TİMAŞ Yayınları
-Türkiye Trafik Eğitimini Geliştirme ve Kazaları Önleme Vakfı /
www.tutev.org
 

www.stratejikboyut.com / ÖZEL / Ayhan Ferik

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Böyle insanları Türkiye çok özleyecek
emre polat
Böyle insanlar dünyaya ve Türkiyeye nadir geliyor malesef,basın hakkında ne yazarsa yazsın umrumda değil,hangi gazete olursa basına hiç güven yok,çoğu satılmış kalemler. Bir insanı değerlendirmek için yaptıklarına bakmak lazım,bu ülkeye zarar verdiğine dair yazılı elle tutulur bir kanıt bulan varsa buyursun konuşsun,ıspatlasın. Türkiye önünü açacak değerli bir bilim adamını ve siyasetçisini kaybetti.Şimdiki siyasetçiler sadece eleştirmesini biliyorlar icrat ve çözüm bulan yok!
12 Mart 2010 Cuma 09:31
işlerine gelmeyeni susturuyorlar
emre polat
Adnan Kahveci ölünce Türkiye'nin önemli beyin damarlarından biri tıkandı ve o günden beri oksiyen azaldı,bataklık kurutulamadığı için hala pislikten ve karanlıktan hoşlanan insanlar Meclis'te görev yaptığı için bu ülke belini doğrultamadı.
Türkiye'nin geleceği için çalışanların bugün hiç biri sahnede değil fark ettiyseniz, Recep Yazıcıoğlu da öldürüldü,tıpkı Adnan Kayveci gibi,tıpkı Özal gibi,tıpkı Muhsin Yazıcıoğlu gibi. Türk milleti bunların farkında,trafik kazası yalanını yutmadı.
12 Mart 2010 Cuma 09:24
HADDİNİ BİL
adnan
Hadi ordan terbiyesizlik yapma haddini bil.İnsan gibi yazmayı öğren öyle yazı yaz burada.Önce olayları iyi bil ,öğren sonra o güzel(!)fikirlerini paylaş.Asıl senin gibiler kahvecinin açığını bulamayınca onu saçma sapan şeylerle eleştireceğinize,kahveci öldükten sonra oğulları için toplanan paraların nasıl kaybolduğunu yazsaydını ,bu ülke adına gerçekten bir iş yapmışolurdunuz .
08 Mart 2010 Pazartesi 18:18
yaşasaydı yüce divana gidecekti.
cemil nadir özgün
Adnan Kahveci yıldız falan değildi.Yazar kasalarla ilgili olarak suçüstü yakalanmıştı.Bu ülkenin halkı balık hafızalı olduğu için olayları unutuyor.Uğur Mumcu onu köşeye sıkıştırmıştı.Kem küm edip durmaya başlamıştı zaten.
01 Mart 2010 Pazartesi 02:57
neden böyle...
halil baygür
türkiyede her zaman bu olaylara aynı soru soruluyor neden böyle ölmeden önce hiç bir değeri mi yook. yoksa değeri varda bellimi etmiyorlar yoksa kaçan balık büyük olur prensibinemi gidiliyor...demek ölmeseydi şimdi sıradan bir siyesiydi..şölünce kahraman allah allah....
23 Şubat 2010 Salı 23:24
Portreler
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
11.42 ms