TARAF Yine Bombayı Patlattı
BALYOZ'cuların YAŞ Kurnazlığı
MHP'de Flaş Oktay Vural İddiası
Türkiye'yi Sarsacak O Görüntüler
TÜM MAKALELER
DERGİ ARŞİVİ
GAZETE ve DERGİLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BOP ve MILLENIUM CHALLENGE Tatbikatı
Emin YILMAZ
BOP bir barış projesi mi yoksa ABD'nin dünyayı yenden dizayn etme projesi mi? ABD'nin Millenium Challenge tatbikatı gerçek oldu mu?
08 Nisan 2008

Son yıllarda siyasi ve akademik çevrelerde sıklıkla tartışılan ve kısaca ABD'nin 11 Eylül sonrası dönemde dünyaya yeni bir şekil verme politikası olarak tanımlanan Büyük veya Genişletilmiş Ortadoğu Projesi, neo-con düşünceyle şekillenmiş ve üzerinde çok uzun dönemdir çalışılan bir projedir.

Kamuoyuna sunuluş şekliyle, hedef ülkelerdeki rejim değişikliklerinin getireceği siyasi sonuçlar, bu projenin açıklanandan daha farklı hedefleri olduğunu göstermektedir. Öncelikle BOP'un kamuoyuna ve uluslar arası topluma sunuluş şeklini incelersek, demokrasi idealleriyle bezenmiş, bölgeye refah getirmeyi hedefleyen bir barış projesiyle karşılaşırız. Nitekim, 1990'lı yıllarda BM'ye sunulmuş ve ABD Dışişleri Bakanlığı kaynaklarınca BOP'un esin kaynağı olduğu belirtilen bir raporda, Ortadoğu'daki 22 devletin toplam gayrısafi milli hasılasının bir Avrupa devleti kadar etmediği, yine bütün bölgede eğitim seviyesinin çok düşük olduğu, kadın haklarının yok denecek seviyede olduğu gibi datalar belirtilmektedir. Başta bu rapor olmak üzere rapor ve benzeri akademik çalışmaları temel alan ABD, BOP bünyesinde değerlendirilen ülkelerin bahsi geçen sorunları çözmesinin tek yolunun baskıcı rejimlerden kurtulmaları ve liberal demokratik topluma entegre olmaları düşüncesinden hareketle bu ülkeleri kurtaracak bir proje kurguladığını belirtmektedir.

Ancak, Irak ve Afganistan örneği göstermiştir ki bu proje bölgeye barış ve refahtan ziyade savaş ve kargaşa getirmiştir. Bu durum bize projenin aslında, kamuoyuna sunulduğu gibi bir barış projesi değil, ABD'nin kendi hegemonyasını devam ettirmek ve dünyayı yeniden şekillendirmek için kullandığı bir stratejinin teorik altyapısı olduğu hususunu göstermektedir.

Projeyi bu açıdan incelediğimizde BOP'un 2000'li yılların bir ürünü olmadığı, bazı araştırmacılara göre temellerinin 1970'li yıllara kadar uzandığı bir çalışma olduğunu göstermektedir. Bu konuda da, BOP'un savunucusu neo-conların 1992 yılından başlayarak ABD Başkanı Bill Clinton'a gönderdikleri ve Irak'ın işgal edilmesini isteyen mektuplarını, yine başta Richard Perle olmak üzere bir çok neo-con'un hazırladığı ve ABD Başkanı'na sunulan “Yeni Amerikan Yüzyılı” ile İsrail'in güvenliğini sağlamaya dair raporların BOP bünyesinde hedef gösterilen ülkelere müdahale alternatiflerine vurgu yapması, bize projenin ne kadar uzun süredir çalışılan bir proje olduğunu göstermektedir.

Bu noktada, Madeleine Albright'ın ABD Dışişleri Bakanlığı döneminde yaptığı bir açıklama BOP'un hazırlıklarının 1990'lı yıllarda başlamış olduğunu göstermektedir. Albright, katıldığı bir konferansta proje hakkında “ABD olarak Amerikalıların ve dünyanın sağlıklı, hümanist, demokratik ve liberal ekonominin geçerli olduğu bir strateji üzerinde çalıştık. Biz bu stratejinin uygulanmasına büyük önem veriyoruz ve insanlığın geleceğinin hayrına olduğuna inanıyoruz. ABD olarak bu strateji ile belirlediğimiz yolda bize engel çıkaran kim olursa olsun yok etmeye kararlıyız.” demektedir.

Soğuk savaş sonrası dönemdeki tek kutuplu dünya modelini 21. yüzyılda da devam ettirmek maksadıyla hazırlanan bu projede Türkiye'nin hep tartışmalı bir konumda bulunmuştur. Stratejik konumu, kaliteli ordusu ve bölge ile tarihi ilişkileri nedeniyle BOP gibi bir projenin uygulanmasında yokluğu düşünülemeyecek olan Türkiye, ABD tarafından da önemle takip edilmektedir. Nitekim eski ABD Başkanı Bill Clinton, görevdeyken gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde “20. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nun kararlarına göre şekillenmiştir, 21. yüzyıl da Türkiye'nin alacağı kararlara göre şekillenecektir” demiştir.

Diğer yandan BOP'un parçalamayı ve/veya rejim değişikliğini öngördüğü ülkelerin, Türkiye'nin etrafında yer alması, Türkiye'yi kendi devletinin bekası hakkında düşünmeye ve doğal olarak korumacı bir politika uygulamaya sevk etmiştir.

Burada bu korkuları daha da besleyebilecek, gerçekleştirildiği dönemde medyada pek fazla yer almayan bir tatbikat Türkiye tarafından tekrar irdelenmeli ve üzerinde dikkatle durulmalıdır.

Bu tatbikat 24 Temmuz-15 Ağustos 2002 tarihleri arasında, ABD tarafından gerçekleştirilmiştir ve ismi 'Millenium Challenge'dır. California eyaletinin Nevada Çölü'nde gerçekleştirilen bu tatbikat, yapıldığı döneme kadar ABD Silahlı Kuvvetleri'nin yaptığı en geniş kapsamlı tatbikattır ve bütün ordu birliklerini temsilen 13.500 askerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Dahası bu tatbikatta sadece ordu birlikleri değil, tatbikatın konusu ve kapsamı gereği CIA, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Merkez Bankası yani ABD'nin bütün güç parametreleri yer almıştır.

Tatbikatın bir diğer özelliği de İngiltere, Avusturya ve Almanya gibi önemli askeri güçlerin ve/veya NATO üyesi ülkelerin bu tatbikata gözlemci olarak katılmasına karşın Türkiye'nin bu tatbikata davet edilmemesidir.

Tatbikatın konusu ise; işgal edilmesi planlanan ülkede önce yıkıcı bir deprem meydana gelir, bu depremle eş zamanlı olarak uluslar arası bir mahkeme ülkenin sınırlarını ilgilendiren ve çıkarlarına ters bir karar alır. Burada konu daha da ilginçleşir ve ordu hedef ülkede darbe yapar ve yakınında bulunan ada ülkeyi ablukaya alır. Önemli ulaşım yollarında bulunan bu adanın ablukaya alınması ile birlikte ABD harekete geçer ve 96 saatte o ülkenin önemli şehirlerini işgal etmeye çalışır.

Bu senaryo açıklamaya gerek bırakmayacak derecede Türkiye'yi, o günden bu güne yaşananları hatırlatmakla birlikte bazı açıklamalarda bulunmakta fayda var. Öncelikle, şunu belirtmek gerekir ki tatbikatın gerçekleştirildiği dönemde, dünyada seferberlik emrini 96 saatte gerçekleştirebilen tek ordu TSK idi. Deprem olması ise Türk vatandaşlarına zaten tanıdık gelecektir. İster gerçek manasında olsun, isterse ekonomik bir depremi temsil etsin bu konu Türkiye ile birebir eşleşmektedir. Ayrıca tatbikatın yapıldığı California'da Kuzey Anadolu Fay Hattı'na eş bir fay hattı olduğu da akılda bulundurulmalıdır. Komşu ada ülkeye yapılan abluka operasyonu ve darbe yapılması ise bu tatbikatın Türkiye açısından en ilginç noktalarıdır.

2007 senesi ile birlikte, Türkiye'de darbe iddiaları tartışılmaya başlanmıştır. Genelkurmay Başkanlığı makamına gelen Yaşar Büyükanıt, ordu içerisinde şahinliğiyle tanınan bir asker olup, darbe olmasa bile hükümete karşı çok sert politika izleyeceği o koltuğa oturmadan önce bilinen bir gerçektir. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve e-muhtıra ile birlikte yaşanan süreç, tatbikat konusuna göre ABD askeri hareketini tetikleyecek en önemli iki hamleden birisi olan darbenin yaşanma ihtimalinin gittikçe arttığını göstermektedir.

Burada vurgulanması gereken bir nokta da, darbenin, bu tatbikat Türkiye açısından bir anlam ifade etse de etmese de, ülkenin geleceği açısından asla düşünülmemesi gereken bir hareket olduğudur. Demokratik gelişimi açısından modern dünyayı yakalama hedefini güden bir ülkede darbe asla ve asla tartışılmamalıdır.

Son olarak komşu ada ülkeden bahsetmekte fayda var. Söz konusu ada ülke, Türkiye'nin kendi milli güvenliği ve Doğu Akdeniz stratejisi açısından vazgeçilmez bir konumda olan KKTC'dir. Güncel gelişmeler açısından konuyu daha da ilginç yapan konu ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin KKTC egemenlik sahası içerisinde petrol arama kararı alması ve bu konuda uluslar arası katılımlı ihale açmasıdır. Açılan bu ihale Türkiye'den, doğal olarak, büyük tepki görmüştür. İhalenin iptal edilmemesi ve GKRY'nin iddialarından vazgeçmemesi halinde, Türkiye Deniz Kuvvetleri bölgeye müdahale etmesi çok da uzak bir ihtimal değildir. Hatta, bu konunun büyümesine izin vermeden Türkiye tarafından bölgeye müdahale edilmesi bile beklenebilir.

Tatbikat konuları arasında Irak, PKK ve Türkiye'nin bu bölgeye müdahale etmesine dair hususlar da yer almaktadır. Bu çerçevede, tatbikat konusunun Türkiye'nin günümüzde yaşadığı olaylarla örtüşür gibi görünmesinden daha önemlisi Türkiye'nin yaşadıklarını daha iyi analiz edebilmesidir.

Özellikle Türk siyasi rejiminin koruyucusu TSK ve TSK'daki karar alıcılar, Türkiye'yi daha büyük sorunların içine atabilecek maceracı hareketlere girişmemelidir. Darbe bu ülkede değişik şekilleriyle daha önce hep yaşanmıştır ve tarih göstermiştir ki, bu ülkeye seneler kaybettirmekten başka bir işe yaramamıştır. Yine darbenin yeni bir çeşidi olmaktan öteye gitmeyecek ve iç siyasi dengeleri değiştirmek amacıyla yapılacak bir sınır ötesi operasyon bu ülke evlatlarının arzulanan sonuç alınamadan şehit olmasına neden olacaktır. Tarihin belli bir döneminde dünyayı yönetmiş bir millet olarak, büyük güçlerin tepkisinden çekinmek ve korkak politikalar uygulamak vazgeçmemiz gereken kötü bir özelliğimiz, ancak akılcı taktiklerle bezenmemiş bir strateji bu ülkeyi bataklığa sürükleyecektir. Bu konu yukarıda bahsedilen tatbikat ile sınırlı bir konu değildir. Tatbikat gerçekleştirilmiştir ve belki de hedef Türkiye değildir, ancak, az da olsa doğru olma ihtimali varsa, bu askeri yetkililerimizin daha derin düşünmesi gerektiğini gösterir. Davulla zurnayla yapılacak bir operasyon, iç siyasette hükümeti köşeye sıkıştırmaya yarayacaktır ancak ülke menfaatleri ve dış dengeler açısından hiçbir sonuç vermeyecektir.

Şu konuyu da hatırlatalım ki, dönemin ABD Müşterek Kuvvetler Komutanı Orgeneral Buck Kernal, yaptığı açıklamada Millenium Challenge tatbikatının gerçeğinin 2007 yılı sonuna kadar gerçekleştirilebileceğini ifade etmiştir…

Emin YILMAZ

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu Vatan Bölünmez bu böyle biline
umur karakaya
Kalkışsınlar hele bi bu topraklar için canını vermeğe hazır milyonlar var bozkurtlar var.Seferberlik halinde hepimiz birer mehmetçiğiz hepimiz Mustafa Kemal Paşamızın,Başbuğumuzun,Büyük Reisin askerleriyiz.O ampul elbet birgün sönecektir devlet millet amerikan yardakçılığından çıkacaktır.Ortadoğu İran Türkiye yakınlaşmasıyla ancak ve ancak huzura erişebilir.Bugün iran a havlayan o hokkabazlar bugün bizim basımızı oksuyor cunku korkuları var iran TÜRKİYE dost olursa amerika bu coğrafyadan defolur
11 Ocak 2010 Pazartesi 16:28
bilip bilmeyen yorum yapmasın
umur karakaya
Arkadaşlar zaten Türkiye Irak sınırın da amerikan k..kleri konuşlanıyor adıda çekiç güç ayrıca akdeniz de dahil bir çok deniz ve okyanusta çıkarma yapabilecek yankee kö..klerinin donanmaları var.Kaldı ki uçak die birşey var arkadaşın biri ışınlanacaklarmı? demiş sanırım harp uçaklarının hızından ve teknolojisinden haberi yok! TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ NE DESTEK OLUNMALIDIR.BÜTÜN TÜRKÇÜLER UYANIK OLMALI YARINLARIMIZI KARARTMAYA ÇALISIYOR BATILI KÖ..KLER. gönül gönüle yürek yüreğe Vatan bölünmez
11 Ocak 2010 Pazartesi 16:21
okur
Ahmet
işte haritayı gördünüzmü bop bu poreje islam düşmanları tarafından hazırlanmış bir porejedir bu porejenin eş başkanı tayyıp erdogan tayyip bir zamanlar mücahit idi şimdi hırıstıyanların lejjonerleri oldu yani paralı askerleri oda bizim başbakanımız oldu yanı bu nasıl bir iş anlayamadım halasizler bu porojeden bir şeyler anlıyorsanız banada anlatın bende bileyim bu tayyıp ve avanesi abd ab israil düşmanı idi simdi bunların dostları oldular onların emrinde iş yapıyorlar helal bu millete nasıl mideleri götürüyor hala anlamış degilim bunları.abd ırakda 1.5 milyon insan öldürdü bunların katilleri kim abd ya onlara desdek verenler kim akp zaman yeni şafak tgrt kanal 7 vakit bunlara baglı gazete tv yandaşları bunlar kim müslümanlar ölenler kim müs
12 Nisan 2008 Cumartesi 19:42
VAY BE ' ye cevap
ANKUT
Sayın bey efendi Amerikanın öyle ışınlanmasına falan gerek yok zaten Amerika yanlı devletler içimizde şöyle özelleşen değerlerimizi düşünün TEKEL TELEKOM LİMANLAR ERDEMİR BANKALAR BARAJLAR TÜPRAŞ SAHİLLER GERİYE NE KALDI GAP BURASIDA ZATEN İSRAİL İN İŞTAHINI KABARTIYOR.SATILAN DEĞERLERİMİZE ZATEN AMERİKA YANDAŞLARI BAYRAKLARINI DİKMİŞ BULUNUYOR. SİZ VE SİZİN GİBİLER HALA UYUYUN HA UNUTMADAN BAŞBAKANIN ÖVÜNEREK BAHSETTİĞİ BORSA DA %72 YABANCI SERMAYE YA İŞTE ÖYLE UYUMAYA DEVAAAAAAAAAAAAAAAAAAAMM!!!!!!!!!!
28 Şubat 2008 Perşembe 12:24
kaydadeğer olasılık.
birisi
abd.kendisi için gerçekleşebilecek her türlü muhtemel tehditleri öngörebilmek için holivudlu senaristlere görev-iş veriyor.ve tüm bu senaryolar a karşı tedbirlerini gözden geçiriyor.
bu kapsamda,yazarımızı söyledikleri muhtemel,olasılık dahilindedir.devletin ilgili kurumları bunun üzerinde ciddiyetle durup ihtimal dahilinde gerekli tedbirler alınmalıdır.
dünya tarihine baktığımızda orta doğu sürekli savaşların olduğu,çinin,batının,osmanlının hep elde etmek istedikleri bölge olmuştur.bu bugünde aynıdır.bunun sebebi öncelikle dünya hakimiyeti için bölgenin hayati önemidir.bununla birlikte bölgenin son zamanlarda ısısının artmasının sebi emperyalist abd ile batını yeni_doymamış pazar,enerji ve önemlisi su kaynaklarının bu bölgede olmasıdır.
29 Ocak 2008 Salı 23:40
Dış Politika
Osmanlı Parçalandı, Sırada Türkiye mi Var?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (20 Temmuz 2010)
Türkiye, Nijerya'nın Farkına Vardı  - Göktürk Tüysüzoğlu  (16 Temmuz 2010)
İki Farklı Ülke, İki Farklı Seçim  - Göktürk Tüysüzoğlu  (09 Temmuz 2010)
AKP Dış Politikada Türki Değil HAMAS'i  - Dr. Mahmut AKPINAR  (17 Haziran 2010)
Aytmatov'un Hayali Gerçek mi Oluyor?  - Ayfer IŞIK AKSU  (24 Mayıs 2010)
İngiltere'de İktidar El Değiştiriyor  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Mayıs 2010)
Kıbrıs Seçimleri: Kıbrıs Şerit Değiştirdi  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (22 Nisan 2010)
Çin'in Büyük Yürüyüşü ve Afrika  - Mehmet BALYAN  (16 Mart 2010)
Irak Seçimlerini Nasıl Okumalı?  - Göktürk Tüysüzoğlu  (10 Mart 2010)
Türk Dış Politikasının 87 Yıllık Analizi  - Prof. Dr. İdris BAL  (22 Şubat 2010)
Osmanlı Sarayı'ndaki Casus?  - Handan Acar Yıldız  (17 Şubat 2010)
KIZILDENİZ Satrancı ve YEMEN  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Şubat 2010)
AKP Kendine de 'One Minute' Dedi  -  (05 Şubat 2010)
Dış Politikanın Ekseni Nereye Kayıyor?  - Sevgi AKARÇEŞME  (04 Şubat 2010)
Orta Asya'da Çin Etkinliği ve Küresel Oyun  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (05 Ocak 2010)
Asırlık Sorunun Çözümünde Bu Resim Etkili mi?  - Serhat TAŞKIN  (28 Aralık 2009)
Su Savaşları ve Türkiye'nin Su Politikaları  - Halil DAĞ  (25 Aralık 2009)
Kurgusal Düşmanlıktan Gerçek Dostluğa  - Turgay ÇARMAK  (14 Aralık 2009)
Türkiye'nin Yükselişi Batıya, İsrail'e Bir Tehdit mi?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (04 Aralık 2009)
İkinci Kez Keşfedilen Kıta ve 'Ümit' Burnu  - Handan Acar YILDIZ  (23 Kasım 2009)
Obama'ya Birinci Yıldönümü Armağanı  - İlhan TANIR  (17 Kasım 2009)
İran Açılımı'na Doğru mu?  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (12 Kasım 2009)
Türkiye Global Güç Olabilir mi?  - Dr. Mahmut AKPINAR  (29 Eylül 2009)
Putin'in Türkiye Ziyaretinin Şifreleri  - Göktürk Tüysüzoğlu  (11 Ağustos 2009)
Kuzey Irak Seçimlerini Nasıl Okumalı?  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (28 Temmuz 2009)
Obama'dan Moskova'ya Merhaba  - Mehmet Murad  (06 Temmuz 2009)
Pakistan'da Taliban'ın Ayak Sesleri Duyuluyor  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (25 Mayıs 2009)
BELUCİSTAN SORUNU  - Göktürk Tüysüzoğlu  (12 Mayıs 2009)
Artıları ve Eksileri ile Obama Gezisi  - Göktürk TÜYSÜZOĞLU  (13 Nisan 2009)
Rusya-NATO Gerilimi ve Yeni Alternatif  - Hasan Arif KASIMOĞLU  (25 Mart 2009)
29 Ocak 2009 : Davos’ta Yeni Ruh  - Ahmet Yiğit TAN  (23 Şubat 2009)
DAVOS SORU(N)LARI ÜZERİNE BİR MONOLOG  - Göksel AKINCI  (05 Şubat 2009)
TÜRKİYE KIBRIS'TA NASIL KAZANÇLI ÇIKAR?  - EMİN YILMAZ  (25 Kasım 2008)
Rujlu Nükteli ABD Seçimleri  - Engin AKÇAY  (17 Eylül 2008)
ABD, ADAMLARINI BİRER BİRER SATIYOR! PEKİ AMA KİME?  - Eşref KAMİL  (25 Ağustos 2008)
Tek Amaç AKP'yi Kapatmak mı?  - Eşref KAMİL  (12 Mayıs 2008)
AB Üyeliği 2023'ten Önce Hayal!  - Hüseyin BAĞCI  (30 Nisan 2008)
BOP ve MILLENIUM CHALLENGE Tatbikatı  - Emin YILMAZ  (08 Nisan 2008)
ANKET
12 Eylül'de yapılacak referandumda EVET mi diyeceksiniz yoksa HAYIR mı?
11.21 ms