
Bugünkü gazeteler manşetlerinde iki olayı ön plana çıkardılar. Bazıları "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"ndaki imzanın Dursun Çiçek'e ait olduğunu tespit eden Jandarma Kriminalin raporunu, bazıları da İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Merkez Komutanlığı'na gönderdiği talimatı manşetlerine taşıdılar.
Başsavcı Engin, ilgili birimlere gönderdiği yazıda "tüm davetiye, celp, arama, yakalama ve gözaltı" işlemlerinin başsavcı vekilleri Turan Çolakkadı ve Olcay Seçkin'in "uygun görüldü" şerhinden sonra işleme konulmasını istedi. Aksi takdirde kararların başsavcı vekillerine iade edilmesi talimatını verdi.
Peki hukuken böyle bir uygulama olabilir mi?
Stratejikboyut.com, emekli askeri hakim Ümit Kardaş'a Başsavcı Aykut Cengiz Engin'in Balyoz soruşturmasını yürüten savcıların görev alanlarını kısıtlayan bu talimatı sordu.
İşte Ümit Kardaş'ın konuyla ilgili açıklaması;
"Soruşturma görevini zaten başsavcı kendisi veriyor. Başsavcı bir soruşturma için bir savcıyı görevlendirdikten sonra onun soruşturmasına karışmamalı. Çünkü görev artık o savcıya tevdi edilmiştir. Ve o savcı soruşturmayı istediği gibi yürütecektir. Başsavcı, savcıya “kimi dinleyip, kimi çağıracaksan ben bir göreyim” derse bu durum savcının üzerinde bir denetim yapma anlamına gelir. Geleneksel olarak da usulen de böyle bir şey olmaz. Çünkü Başsavcı bir savcıya görevi verir. Ondan sonra o savcı o yetkilendirme içerisinde her türlü soruşturmayı yapma yetkisine sahiptir.
Ben bu talimatı ne hukuken ne de usulen doğru bulmuyorum. Mesela savcı mahkemeden bir arama kararı isteyecek. Ve mahkemeden de arama kararını aldıktan sonra da bunu polise ya da merkez komutanlığını yazacak. Bu durumda savcı bunu görmüştür diye bir şeye gerek yok ki. Ortada mahkeme kararı var. Başsavcı bunu uygun görmese ne olacak? Mahkeme kararını uygulamayacak mı? Ben bu talimatı anlamsız ve sakıncalı buldum.
www.stratejikboyut.com ÖZEL - Yetkin YILDIZ























