
ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN ETİK KURULU'NA DARBE
Kamu Görevlileri Etik Kurulu(Kurul)'nun son dönemde vermiş olduğu kararlar kamuoyunda sıkça yer almış ve bu kararlar kamu vicdanında çok olumlu izler bırakmıştır. Zira kamuoyu, kamu görevlilerinin etik olmayan davranışlarda bulunduğu zaman bunun hesabını soran bir kurumun var olduğundan emin olmuştur. Kamuoyu, Kurul'un varlığından Kurulun vermiş olduğu etik dışı davranışların Resmi Gazete'de yayımlanması ile haberdar olmuştu. Ancak 5 Şubat 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nin bu etik dışılık kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ile ilgili Kanun maddesini iptal etmesi kamuoyunda şaşkınlıkla ve üzüntüyle karşılanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu bu iptal kararının ayrıntısına geçmeden önce kısaca bu Kurul'u tanımakta fayda vardır.
Kurul, 25.5.2004 günlü ve 5176 sayılı 'Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' ile kurulmuştur. 'Kamu görevlileri etik Davranış ilkeleri ve başvuru usul ve esasları Hakkında Yönetmelik' ise 13.04.2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanuna ve yönetmeliğe göre Etik kurulunun amacı; kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek, görevlerin yerine getirilmesinde adalet, dürüstlük, saydamlık ve tarafsızlık ilkelerine zarar veren ve toplumda güvensizlik yaratan durumları ortadan kaldırmak suretiyle kamu yönetimine halkın güvenini artırmak ve kamuda etik kültürünü geliştirmek olarak özetlenebilir.
Kanunun 'Kapsam' başlıklı 2.maddesinde; 'Bu kanun; genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dâhil tüm personeli kapsar. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı mensupları ve üniversiteler hakkında bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.'denilmek suretiyle kapsam belirlenmiştir.
Kurul bu Kanun ve Yönetmelik kapsamında incelemelerine başlamış;Kurul'a bugüne kadar yaklaşık yediyüzelli başvuru gelmiş, bunlardan bazılarını incelemeye almış; içerdiği iddiaları ciddi bulunan başvurular hakkında derinlemesine bir araştırma yapılmış, etiğe aykırı bulunmayanlar ilgilisine bildirilmiş, etiğe aykırı bulunan davranışlar ve bu etik davranışlarda bulunanlar Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.2008 yılından bu yana Kurul'un Resmi Gazete'de yayımlanan karar sayısı sekizdir. Bugüne kadar Resmi Gazete'de yayımlanan karar sayısının bu kadar az olması Kurul'un çok hassas çalıştığı şeklinde yorumlanabilir.
Anayasa Mahkemesinin Verdiği İptal Kararı
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği(TMMOB), Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali ve yönetmeliğin dayanağı olan 5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un Anayasa'ya aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne taşınması istemiyle Danıştay'a başvurmuş; Danıştay Beşinci Daire de, söz konusu yasanın ilgili maddesini Anayasa Mahkemesi'ne taşıma kararı almıştı.
Anayasa Mahkemesi, Danıştay Beşinci Daire'nin başvurusunu değerlendirerek, 5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.
Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un İlgili 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrası ise şöyle:
'Kurul, başvuruya konu işlem veya eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin, etik davranış ilkelerine aykırı işlem veya eylemi olduğunu tespit etmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, bu durumu Başbakanlık, Kurul kararı olarak Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurur. Ancak, Kurul kararlarının yargı tarafından iptali halinde Kurul, yargı kararını yerine getirir ve Resmi Gazetede yayımlatır.'
Anayasa Mahkemesi, bu iptal kararının gerekçesini açıklamadı. Ancak, Danıştay Beşinci Dairesi'nin 'İtiraz Yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne Başvurulması Kararı' incelendiğinde; hakkında etik dışılık kararı alınan kamu görevlisi ile ilgili kararının Kanun'un 5'inci maddesine göre Resmi Gazete'de yayımlanmasının, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında,"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" hükmüne aykırı olacağı, bir kamu görevlisinin işleminin veya eyleminin "suç" olduğu henüz yargı yerlerince saptanmamış iken, bir başka ifadeyle, henüz ortada "hükmen" kesinleşmiş bir suçu mevcut değil iken, bu kamu görevlisi hakkında Kurul'ca verilen kararın Anayasa'nın 38/4. maddesine aykırı olarak Resmi Gazete'de yayımlanması, o kamu görevlisinin Anayasa ile korunmuş olan kişilik haklarının ihlali anlamını taşıyacağı belirtilmiştir. Büyük ihtimalle de Anayasa Mahkemesi, bu gerekçeleri haklı bularak Kanun'un 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrasını iptal etmiştir.
Kurul tarafından Danıştay'a gönderilen savunmada: 'Etik davranış ilkeleriyle, Anayasa'nın 38. maddesinde belirtilen anlamda yeni suç veya ceza ihdası getirilmediği; bu ilkelerin, her zaman ceza veya disiplin hukukunun konusunu oluşturmayacağının da açık olduğu; ne 5176 sayılı Yasa'da, ne de dava konusu Yönetmelik'te "etik suçu"ndan söz edilmediği; "Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurma" yaptırımının Yasa hükmüyle öngörüldüğü ve Kurul kararlarına karşı yargı yolunun açık bulunduğu; bu hukuksal yapı içinde Kurul'un yargısal bir kuruluş olmadığının da açıkça ortaya çıktığı hususlarına yer verildiği görülmektedir.'denilmiştir.
Zaten, Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'e göre şu anda Kurul'un yetkisi, Yönetmelik kapsamında yer alan kamu görevlilerinin etik davranış ilkelerini ihlal edip etmediklerini; bir başka anlatımla, etik davranış ilkelerine aykırı işlem veya eylemleri olup olmadığını saptamakla sınırlıdır. Yani, yaptığı inceleme sonucunda Kurul'un verdiği karar, yapısı ve içeriği itibariyle bir "tespit kararı" niteliğindedir. Burada Kurul'un yaptığı; suçluyu arayıp bulmak değil, kamuda etik kültürünün yerleşmesi adına, etik davranışlarda bulunmadığı anlaşılan kamu görevlilerinin ve bu etik dışı davranışlarının diğer kamu görevlilerine de bir ders mahiyetinde ortaya koymaktır. Danıştay kararında belirtildiği gibi ortada ne bir suç vardır, ne de bir suçlu vardır. Ortada Yönetmelikte sayılmış bulunan etik dışı davranışlar ve bu davranışları gerçekleştiren kamu görevlileri vardır.
Sonuç ve Öneriler
—Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararından sonra, etili dışılık kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasının önü kapatılmış olduğundan, kurumun vermiş olduğu kararlara kamuoyunun ulaşabilmesi adına bir takım düzenlemeler yapılmalıdır. Kararların kurumun internet sitesinden yayımlanmasına devam edilmelidir.
—Yapılacak bir kanun değişikliği ile
-Kurul, Başbakanlık bünyesinden çıkarılarak kendi kamu tüzel kişiliğine ve dolayısıyla özerk bir yapıya kavuşturulmalı,
-Üniversiteler de kanun kapsamına alınmalıdır,
-Kanun'un 4'üncü maddesinin son fıkrasındaki 'Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış bulunan uyuşmazlıklar hakkında Kurula veya yetkili disiplin kurullarına başvuru yapılamaz. İnceleme sırasında yargı yoluna gidildiği anlaşılan başvuruların işlemi durdurulur.'hükmü de kaldırılmalıdır.
Muzaffer ULUHAN























